Bir araba müthiş bir hızda gitti.A car went by at terrific speed.
Bir arabanın bir direksiyon simidi vardır.A car has one steering wheel.
Onlar bir araba kazasında kötü bir şekilde yaralandı.They were badly injured in a car accident.
Bir arabanın ön camı parçalara ayrıldı.The front windshield of a car was smashed to pieces.
Bir araba ehliyeti 18 yaşından itibaren alınabilir.A car licence can be held from age 18.
Köpeğimiz neredeyse bir araba tarafından eziliyordu.Our dog was nearly run over by a car.
Bir araba sahip olmak için kullanışlı bir şey.A car is a handy thing to own.
Bir araba sürebilmenden önce bir ehliyete sahip olman gerekir.You must have a driver's license before you can drive a car.
Bir araba sürebilmek için önce bir ehliyete sahip olmalısın.You must have a driver's license before you can drive a car.
Bir araba sürmek için bir ehliyete sahip olmak gereklidir.It is necessary to have a license to drive a car.
Bir araba kiralayabilir miyiz?Can we rent a car?
Nerede bir araba kiralayabilirim.Where can I rent a car?
Bir araba için tasarruf yapıyorum.I'm saving money for a car.
Bir araba iade etmek istiyorum.I'd like to return a car.
Küçük bir araba büyük olandan daha ekonomiktir.A small car is more economical than a large one.
Küçük bir araba kiralamak istiyorum.I'd like to rent a compact car.
Bir araba tarafından yere serilmiş bir çocuk gördüm.I saw a boy knocked down by a car.
Joe'nun yeni tür bir araba fikri onu müthiş zengin yapacak.Joe's idea for a new kind of car will make him filthy rich.
Yeni bir araba alabilir miyiz?Can we afford a new car?
Ben önde kırmızı bir araba görüyorum.I see a red car ahead.
Ne güzel bir araban var! Onun için çok para ödemiş olmalısın.What a nice car you have! You must have paid a lot for it.
Pencereden dışarıya bakarken gelen bir araba gördüm.Looking out the window, I saw a car coming.
Ben güneş pilli bir araba için umut ediyorum.I hope for a solar battery car.
Taro geçen hafta kullanılmış bir araba aldı.Taro bought a used car last week.
Herkes bir araba alamıyor.Everyone can't afford a car.
Bay Ikeda yeni bir araba satın almak istiyor.Mr Ikeda wants to buy a new car.
Fiyat kullanılmış bir araba için biraz yüksek.The price is kind of high for a used car.
Otoparktaki bir araba yanıyor.A car in the parking lot is on fire.
Geçen bir araba üzerimize su sıçrattı.A passing car splashed water on us.
O caddeyi geçerken bir araba tarafından vurulup yere serildi.Crossing the street, he was knocked down by a car.
Arızalı bir araba yolun ortasında duruyordu.A broken-down car was standing in the middle of the road.
Caddeden karşıya geçerken neredeyse bana bir araba çarpıyordu.Crossing the street, I was nearly hit by a car.
Onun bu kadar muhteşem bir araba sürdüğünü hayal edebiliyor musun?Can you imagine him driving such a splendid car?
Onun bu kadar muhteşem bir araba sürdüğünü hayal edebiliyor musunuz?Can you imagine him driving such a splendid car?
Yeni bir araba için parası yok.He can't afford a new car.
Karısı hastanede çünkü o bir araba kazasında yaralandı.His wife is in the hospital because she was injured in a car crash.
O, bir araba sürmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to drive a car.
O bir araba tarafından çarpıldı.He was hit by a car.
Hawaii'de bir araba kiralamak ona elli dolara mal oldu.It cost him 50 dollars to rent a car in Hawaii.
Neredeyse bir araba tarafından eziliyordu.He came near being run over by a car.
O bir ev satın alabilir, bir araba da cabası.He can afford to buy a house, to say nothing of a car.
O yabancı bir araba satın alma amacı için çok çalıştı.He worked hard for the purpose of buying a foreign car.
O yabancı bir araba almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy a foreign-made car.
Neredeyse bir araba tarafından ezilecekti.He was nearly run over by a car.
Neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordu.He came near being hit by a car.
Ona verdiğim bir arabası var.He has a car which I gave to him.
O bir araba satın alamaz.He is unable to buy a car.
Ona bir araba satın almak zor.It is difficult for him to buy a car.
Onun bir araba alması için yeterli parası yok.He cannot afford to buy a car.
O, bir araba kazasında yaralandı.He was hurt in a car accident.
O, bir araba kazasında öldü.He was killed in a car accident.
O, bir araba tarafından ezildi.He was run over by a car.
O, bir araba sürer, değil mi?He drives a car, doesn't he?
O bir araba yıkıyor.He is washing a car.
O, yeni bir araba almayı göze alamaz.He can't afford to buy a new car.
O yeni bir araba satın aldı.He has bought a new car.
Yeni bir araba istiyor.He wants a new car.
O kırmızı bir arabada karar kıldı.He decided on a red car.
O, büyük bir arabada geldi.He arrived in a big car.
İkinci el bir araba almalıydı.He should have bought a used car.