bir şey ile cümle

bir şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ticaret yapacak bir şeyim var.I have something to trade.
Ergen olduğumdan beri hiç böyle bir şey hissetmedim.I haven't felt like this since I was a teenager.
Ben sadece yapmak zorunda olduğum bir şey olduğunu hatırladım.I just remembered there's something I have to do.
Senin bilmediğin bir şey biliyorum.I know something you don't.
Sizin bilmediğiniz bir şey biliyorum.I know something you don't.
Yanlış bir şey yapmadığımı biliyorum.I know that I did nothing wrong.
Farklı olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum.I know what it's like to be different.
Bir şey hakkında Tom'la konuşmam gerek.I need to talk to Tom about something.
Bütün sabahı bir şey olmasını bekleyerek geçirdim.I spent the whole morning waiting for something to happen.
Sanırım gözden kaçırdığımız bir şey var.I think there's something we're overlooking.
Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğiz.I won't let anything happen to you.
Bir şey söylemeyeceğim.I won't say anything.
Tom herhangi bir şey için seni suçlamaz.Tom doesn't blame you for anything.
Tom önemli bir şey hakkında bizimle konuşması gerektiğini söylüyor.Tom says he needs to talk to us about something important.
Sadece orada durma. Bir şey yap.Don't just stand there. Do something.
Yasadışı bir şey yapmanı istemiyorum.I'm not asking you to do anything illegal.
Sana gösterecek bir şeyim var.I've got something to show you.
Tom'u aptalca bir şey yapmaktan durdurmalıyım.I've got to stop Tom from doing something stupid.
Sorunu çözmek çok kolay bir şeydi!It was a piece of cake to solve the problem!
Konuşacak bir şey kalmadı.We're done talking.
Onun hakkında bir şey yapmaya çalıştık.We tried to do something about it.
Bir şey hakkında seninle konuşmamız gerek.We need to talk to you about something.
Bunun hakkında bir şey yapmamız gerekiyor.We need to do something about this.
Şu anda yapılacak herhangi bir şeyimiz yok.We don't have anything to do right now.
Bir şey göremedik.We couldn't see a thing.
Bir şey anlayamadık.We couldn't see a thing.
Şu anda bu sorun hakkında bir şey yapamayız.We can't do anything about that problem at this time.
O utanılacak bir şey değil.It's nothing to be ashamed of.
Senin endişelenecek bir şeyin yok.You've got nothing to worry about.
Bir şey hatırlamayacaksın.You won't remember a thing.
Bir şey düşürdün.You dropped something.
Bana bir şey borçlu değilsin.You don't owe me anything.
Bir şeyi yapmak için Tom'a iki defa söylemek zorunda değilsin.You don't have to tell Tom twice to do something.
O bir şey ifade etmiyor.That doesn't mean anything.
Tom'un Mary'ye söylemediği bir şey var.There's something Tom isn't telling Mary.
Yan odada hareket eden bir şey var.There's something moving in the next room.
Gerçekten söyleyecek başka bir şey yok.There's really nothing else to say.
Tom'u son gördüğümde bir şey hakkında atıp tutuyordu.The last time I saw Tom, he was ranting about something.
Yanlış olan bir şey var.Something's wrong.
Bir şey yanlış gitmiş olmalı.Something must have gone wrong.
Bir şey hatalı.Something is wrong.
Bir şey hala doğru değil.Something is still not right.
Lütfen can sıkıcı bir şey söyleme.Please don't say anything embarrassing.
Oh, bu arada, sana söyleyeceğim bir şey var.Oh, by the way, I have something to tell you.
Oh, aklıma gelmişken, sana gösterecek bir şeyim var.Oh, by the way, I have something to show you.
Oh, bu arada, sana vereceğim bir şey var.Oh, by the way, I have something to give you.
Aa, bu arada, senin için bir şey var bende.Oh, by the way, I have something for you.
Kimsenin söyleyecek başka bir şeyi yoktu.Nobody had anything else to say.
Hiç kimse bir şey söylemedi.No one said anything.
Belki Tom bizi bir şey hakkında uyarmaya çalışıyor.Maybe Tom was trying to warn us about something.
Hepinize bir şey söyleyeyim.Let me tell you all something.
Tom'un gerçekten tüm istediği yiyecek bir şeydi.All Tom really wanted was something to eat.
Bana bir şey söz vermelisin.You must promise me something.
Sen bana yalnızca bir şey için söz vermek zorundasın.You just have to promise me one thing.
Ben hiç onun gibi bir şey görmedim.I've never seen anything like that.
Onun söylediği bir şeye inanma.Don't believe anything he says.
Tom Mary'ye bir şey olursa kendini asla affetmez.Tom would never forgive himself if anything happened to Mary.
Görüşmek zorunda olduğumuz çok önemli bir şeyimiz var.We have something very important that we have to discuss.
Tartışmamız gereken çok önemli bir şeyimiz var.We have something very important that we need to discuss.
Bu sabahtan beri yiyecek bir şeyim yok.I haven't had anything to eat since this morning.

İlgili Sayfalar