Yanlış trene binmiş olmalı.He must have taken the wrong train.
Yanlış trene binmiş olabilir.He may have taken the wrong train.
Yanlış otobüse binmiş olmalı.She must have taken the wrong bus.
O henüz gelmedi. O, yanlış bir otobüse binmiş olabilir.She hasn't come yet. She may have taken a wrong bus.
Eğer o uçağa binmiş olsaydım,şimdi hayatta olmazdım.If I'd taken that plane, I wouldn't be alive now.
O uçağa binmiş olsaydık, şimdi ölmüş olacaktık.If we'd been on that plane, we'd be dead now.
O uçağa binmiş olsaydık, şimdi ölmüş olurduk.If we'd taken that plane, we'd be dead now.
Tom yanlış trene binmiş olabilir.Tom may have taken the wrong train.
Tom yanlış trene binmiş olmalı.Tom must've taken the wrong train.
Tom yanlış otobüse binmiş olmalı.Tom must've taken the wrong bus.
Tom belli ki yanlış otobüse binmiş.It's clear that Tom got on the wrong bus.
Veda Haccı'nda peygamberin devesine binmiştir.Covenant delivers the message of Lord Foul to the Lords.
Eylül’de ‘’S.S. Hog Island’’ gemisine binmiş ve 7 Ekim 1921’de New York’a ulaşmıştır.In September, he boarded S.S. Hog Island and on October 7, 1921, arrived in New York.
Artık yenilgiler üst üste binmiştir.And the losers!
Sporofiller üst üste binmiştir.Sponsorships dried up.
Harry en son olarak Hızır Otobüse Zümrüdüanka Yoldağlığı'nda arkadaşlarıyla beraber binmiştir.Harry has a final ride on the Knight Bus with a number of his friends in Order of the Phoenix.
Belki de buraya gelmek için benzer bir uçağa binmiş olabilirsiniz.So maybe you took a similar aircraft to get here today.
Neden o... Ne... Neye binmiş öyle?Wh-what, what is she riding?
Bilmeden binmişler, sonunda Kanada'ya çıkmışlar.They got on and didn't know where they were going, and ended up in Canada.
Faiz binmiş.It's way overdue.
Bir eşeğe binmiş.He's riding in on a donkey.
Sahibi küplere binmiş!The owner is fuming mad!
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.The armies which are in heaven followed him on white horses, clothed in white, pure, fine linen.
İhtiyarlık tam bir biçimde üstüme binmiş, karım ise kısır!"How can I have a son when old age has reached me and my wife is barren?”
Korkuyorsanız yürüyerek, yahut hayvana binmiş olduğunuz halde kılın.And if you fear (an enemy), perfrom Salat (pray) on foot or riding.
Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın).And if you fear (an enemy), perfrom Salat (pray) on foot or riding.
Bir kaygı ve endişeniz varsa, yaya veya binmiş olarak (namazı kılın.)And if you fear (an enemy), perfrom Salat (pray) on foot or riding.
Ondan da bir yeşillik çıkardık. O yeşillikten birbiri üzerine binmiş dâneler çıkardık.We produce from it greenery from which We produce grains arranged in layers.
O bitkiden bir filiz, ondan da büyüyüp birbirinin üstüne binmiş taneler, başaklar çıkarırız.We produce from it greenery from which We produce grains arranged in layers.
Bunu yapmak için de, yük işçilerin, yoksulların ve yaşlıların omzuna binmiş durumda.To do that, the burden has fallen on workers, the poor and the elderly.
Pencereler yatay olarak veya üst üste binmiş şeklinde olan döşemeTile Horizontally or Show Windows Stacked
Veda Haccı'nda peygamberin devesine binmiştir.Da ließ sie der Prophet ungestraft ziehen.
Sporofiller üst üste binmiştir.Les orthostates ont été calées à leur base.
Veda Haccı'nda peygamberin devesine binmiştir.Этому народу проповедовал пророк Худ.
Çocukluğunda çiftlikte ata binmiştir.Всё детство она провела на ферме.
Veda Haccı'nda peygamberin devesine binmiştir.لما زار رسول ملك الروم دار الخلافة.
Veda Haccı'nda peygamberin devesine binmiştir.Ou matar-se-á no santuário do Senhor o sacerdote e o profeta?"
Veda Haccı'nda peygamberin devesine binmiştir.Hij had het grootste deel van de krijgskas en het vaandel van de profeet weten te redden.
Bir Rus vapuruna binmişti.Hij werd gered door een Russisch schip.
Filmin başlarında arkadaşlarıyla tatil yapmakta olan bir grup gencin arabasına binmiştir.Późnym wieczorem podróżująca samochodem grupa nastolatków potrąca kobietę.
Yürürken ya da savaş arabasına binmiş durumda da betimlenir.Det går även bra att köra upp med bil eller att ta sig upp till fots.
Genelde bu şekillerin bir atın üstüne binmiş adam çağrışımı yaptığı da düşünülmektedir.Найчастіше він перетворюється на коня, на якого так і хочеться сісти.
Genelde bu şekillerin bir atın üstüne binmiş adam çağrışımı yaptığı da düşünülmektedir.時にはこの馬の名前で高官を招待することもあった。
Veda Haccı'nda peygamberin devesine binmiştir.海龍王的仙女使者。
Çocukluğunda çiftlikte ata binmiştir.小時候跟著爸爸在農場工作。
Yanlış trene binmiş olabilir.Jis galėjo įsėsti į ne tą traukinį.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.De sajnos folyékony hélium esetén a hélium atomok pontosan egymás hegyén hátán vannak.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.E sfortunatamente, gli atomi di elio nell'elio liquido sono proprio uno sopra l'altro.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Infelizmente, os átomos de hélio no hélio líquido estão mesmo em cima uns dos outros.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.불행하게도 액체헬륨 상태의 헬륨 원자들은 서로 붙어있는 상태입니다.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Leider befinden sich die Heliumatome in flüssigem Helium in unmittelbarer Nähe zueinander.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Maar in vloeibaar helium zitten de atomen nu net erg dicht op elkaar.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Malheureusement, les atomes d'hélium liquide sont les uns sur les autres.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Niestety, atomy w ciekłym helu znajdują się jeden na drugim.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Och oturligt nog är heliumatomerna i flytande helium staplade på varandra.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Pero desafortunadamente los átomos en el helio líquido están unos encima de otros.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Sayangnya, atom-atom helium dalam cairan helium bertumpukan satu sama lain.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Şi din păcate, atomii de heliu în heliu lichid sunt chiar unul deasupra altuia.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.Και δυστυχώς, τα άτομα του ηλίου στο υγρό ήλιο είναι το ένα πάνω στο άλλο.
Ama ne yazık ki sıvı helyumda, helyum atomları birbirlerinin üzerine binmiş halededirler.И за съжаление, хелиевите атоми в течния хелий се намират точно един над друг.