bine ile cümle

bine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.Hier is een foto van vorige week dinsdag - minder dan een week geleden - en ik rijd morgen ook met hen.
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.Hier ist ein Foto von letztem Dienstag - vor weniger als einer Woche - und ich fahre auch morgen mit ihnen.
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.지난 화요일에 찍은 사진입니다. -- 일주일도 채 안됐지요 -- 이 아이들과 내일도 타러 갑니다.
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.To zdjęcie zrobiłem w ostatni wtorek - mniej niż tydzień temu - jutro też z nimi jadę.
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.Voici une photo que j'ai prise mardi dernier - il y a moins d'une semaine - et je repars avec eux demain.
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.Вот эту фотографию я сделал в прошлый вторник - меньше недели назад - и завтра я еду снова.
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.Ето една снимка, която направих миналия вторник, преди по-малко от седмица, и ще карам с тях утре отново.
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.הנה תמונה מיום שלישי האחרון - לפני פחות משבוע -- ואני ארכב איתם גם מחר.
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.هذه الصورة التقطتها الثلاثاء الماضي .. منذ اقل من اسبوع .. وسوف اذهب في جولة في الغد ايضا ..
Bu, geçen Salı çektiğim bir fotoğraf -- bir hafta bile olmadı -- ve yarın da bineceğiz.明日も 彼らと走ります 自転車の旅に出る度に
Bunun yerine trenime binerdim.En vez de eso, yo subía a mi tren.
Bunun yerine trenime binerdim.În schimb, păşeam în trenul meu.
Bunun yerine trenime binerdim.Invece, salivo in treno.
Bunun yerine trenime binerdim.그 대신, 나는 내 기차에 올라타곤 했지.
Bunun yerine trenime binerdim.Stattdessen stieg ich in meinen Zug.
Bunun yerine trenime binerdim.Wsiadałem więc do metra.
Bunun yerine trenime binerdim.Вместо това пристъпвах във влака си.
Bunun yerine trenime binerdim.Вместо этого я садился в свой поезд.
Bunun yerine trenime binerdim.ובמקום זאת, אני עולה לרכבת שלי.
Bunun yerine trenime binerdim.بدلا من ذلك ,سأخطو الى قطاري
Bu resim ganimet balıkları gösteriyor, bolca para ödeyen bir tekneye binenCette photo ici montre le poisson trophée,
Bu resim ganimet balıkları gösteriyor, bolca para ödeyen bir tekneye binen이 사진은 그날 출품된 트로피 피시들입니다. 그날 잡은 것 중 가장 큰 물고기들이지요. 사람들은 돈을 많이 내고
Bu resim ganimet balıkları gösteriyor, bolca para ödeyen bir tekneye binenNa tym zdjęciu widać rekordową zdobycz, największe ryby, złowione przez
Bu resim ganimet balıkları gösteriyor, bolca para ödeyen bir tekneye binenהתמונה הזו מראה את דג הפרס, הדג הכי גדול שנתפס ע"י אנשים ששילמו הרבה כסף
Bu resim ganimet balıkları gösteriyor, bolca para ödeyen bir tekneye binenهذه الصورة تظهر عرض السمك صيد السمك الاكبر من قبل اناس يدفعون الكثير من المال
Bu resim ganimet balıkları gösteriyor, bolca para ödeyen bir tekneye binen釣った最も大きな魚で 釣り人は多額のお金を支払い 船に乗り込み
"Bu sırtın üzerinde bisiklete binerken ve Ölü Deniz'e tepeden bakarken"Kiedy jechaliśmy granią górującą nad Morzem Martwym
"Bu sırtın üzerinde bisiklete binerken ve Ölü Deniz'e tepeden bakarken"산등성이를 타고 가며 사해를 내려다 보았을 때
"Bu sırtın üzerinde bisiklete binerken ve Ölü Deniz'e tepeden bakarken"Quand on était sur cette crête surplombant la Mer Morte
"Bu sırtın üzerinde bisiklete binerken ve Ölü Deniz'e tepeden bakarken -- şu noktadan bahsediyor -- aklıma"Khi bọn cháu đạp xe gần đến đỉnh núi cháu nhìn xuống Biển Chết" cậu ấy đang nói về chỗ này
"Bu sırtın üzerinde bisiklete binerken ve Ölü Deniz'e tepeden bakarken -- şu noktadan bahsediyor -- aklıma"Saat kita bersepeda di gunung yang menghadap ke Laut Mati -- dia berbicara tentang tempat ini --
"Bu sırtın üzerinde bisiklete binerken ve Ölü Deniz'e tepeden bakarken"כאשר רכבנו על המצוק הזה המשקיף על ים המלח --
"Bu sırtın üzerinde bisiklete binerken ve Ölü Deniz'e tepeden bakarkenعندما كنا نجول بالدراجات على الحافة .. وننظر الى البحر الميت ..
"Bu sırtın üzerinde bisiklete binerken ve Ölü Deniz'e tepeden bakarken尾根を走っている時...」 彼が言っているのはこの場所です ー
Bu süre içinde 12 bine yakın köpekbalığı katledildi.우리는 이 기간에 1만 2천마리를 잡았는데
Bu süre içinde 12 bine yakın köpekbalığı katledildi.W tamtym okresie zabito ok.
Bu süre içinde 12 bine yakın köpekbalığı katledildi.Ze doodden ongeveer 12.000 haaien in die periode,
Bu süre içinde 12 bine yakın köpekbalığı katledildi.הם הרגו קרוב ל 12000 כרישים בתקופה הזאת,
Bu süre içinde 12 bine yakın köpekbalığı katledildi.وقتلوا حوالي 12,000 سمكة قرش في هذه الفترة
Bu süre içinde 12 bine yakın köpekbalığı katledildi.アキル島のキーム湾の突端部に
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.A tank előtt egy biciklis ember van, egy kenyeres kosárral a fején.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Davanti a questo mezzo si trova un uomo in bicicletta con un cestino per il pane sulla testa.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Davor ist ein Mann auf einem Rad mit einem Brotkorb auf seinem Kopf.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Di depan tank ini ada seseorang yang bersepeda dengan keranjang roti di atas kepalanya.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.En face de ce char, il y a un homme sur un vélo avec un panier de pain sur sa tête.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.이 탱크 앞에 자전거를 탄 사람이 머리에 빵주머니를 이고 있죠. 지나가는 행인에게
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Na przeciwko niego jedzie na rowerze mężczyzna z koszem na chleb na głowie.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Před tankem je namalován člověk na kole s košíkem na chléb na hlavě.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Pred tankom je muž na bicykli s košom na chlieb na hlave.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Trước xe tăng này có một người đàn ông đạp xe đầu đội một giỏ bánh mỳ.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Μπροστά απ' το τανκ είναι ένας άνθρωπος πάνω σ' ένα ποδήλατο μ' ένα καλάθι με ψωμιά στο κεφάλι.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Навпроти танку вони намалювали чоловіка на велосипеді з корзиною для хліба на голові.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.Перед танком нарисован мальчик на велосипеде с хлебной корзиной на голове.
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.לפני הטנק יש אדם על אפניים עם סל לחם על ראשו. לכל עובר אורח,
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.أمام هذه الدبابة هناك رجل على دراجة وسلة خبز على رأسه. وبالنسبة لأي عابر
Bu tankın önünde biseklete binen bir adam var ve kafasının üstüne bir ekmek sepeti.パンのかごを頭に載せています 街を行く人も この絵に問題は 感じなかったようです
Büyük bir Birleşik Devletler ulaşım uçağına binerJe mag zelf bedenken hoeveel baggage dat is.
Büyük bir Birleşik Devletler ulaşım uçağına biner자신의 십오톤이나 되는 자산과 함께 탈출했다.
Büyük bir Birleşik Devletler ulaşım uçağına biner私は"ll どのくらいの荷物について考えることができますつまり。
Bu yüzden karar verdim, bu bineali yapacağım.Also beschloss ich, Ich werden die Biennale wirklich machen.

İlgili Sayfalar