bindi ile cümle

bindi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Atlayan oyuncular eşeğin üzerine bindikten sonra yıkmak amacıyla sürtünemez, ayaklarını dolayamaz.Anyone who walks over the coals quickly will not have burned feet.
Korkmuş Bonosus çekildi ve sonunda Pelusium'dan Konstantinopolis'e giden gemiye bindi.Dismayed, Bonosus retreated and eventually took ship from Pelusium to Constantinople.
Yük bindirmeden önce iyice sıkıştır.Tighten up before loading...
Rose filikaya bindikten sonra Cal Jack'e anlaşmanın sadece kendisi için geçerli olduğunu söyler.After Rose boards one, Cal tells Jack the arrangement is only for himself.
Orada karşılanmış ve trene bindirilmiştir.I looked up and the train was there.
Gemiye usulca bindi.The ship came up hard.
Prusik düğümü üzerine ağırlık bindiği zaman etrafına sarıldığı ip tutar.The benefit of the knot is that, when weighted, it grips the rope that it is tied around.
Bir daha ne ondan ne de bindiği botundan haber alınmıştır.No trace of it or of those aboard has ever been found.
Hazırlanan bir körvete bindirilerek ailesiyle birlikte Enez'den gizlice yola çıkarıldı.Then they learn Eeyore has already built himself a house out of sticks, though it has gone missing.
Metroya bindiğimde biraz tedbirli olmaya meyilliyimdir.I tend to be a little bit vigilant when I get on the subway.
Sonraki durakta, arabaya bir adam bindi, konuk profesör görüntüsü vardı üzerinde.And at the next stop, a guy gets on the car, and he has this sort of visiting professor look to him.
Annesi Chicago'da uçađa bindirirdi, biz de onu San Fransisco'da alýrdýkSo his mom started bundling him on planes in Chicago. We'd pick him up in San Francicso.
Hep birilerinin sırtına bindin.Always rode on somebody's back.
Helikoptere bindiğim için o günü hatırladım.Riding the helicopter helped me remember that day.
Kuşkusuz, bu durum kendi bindiği dalı kesmek olmalı.Without a doubt, this must be what it is... ... to "bite the hand that feeds us".
Aynı zamanda birine bindi. ben...Also rode on one. I ...
Sonuç olarak "Birçok tren gördüm ve birine bindim.So, "I saw many trains and also rode on one.
Böyle birini gözetlersen sadece kendi bindiğin dalı kesersin.If you monitor someone like that, you bite the hand that feeds.
McKnight'ın konvoyu hedefe gidecek ve esirleri kamyonlara bindirecek.Two tier-one personalities may be present:
Esirleri bindirip enkaz alanına sizi almaya geleceğim!25, do you read me? Over.
Yaralıları getirin ve bindirmeye başlayın!More men would get torn up. Maybe. See, you're thinking.
Beş ay sonra on yıllık süreçte ilk kez bisiklete bindim ve etrafta pedal çevirdim.At five months I got on my bike for the first time in a decade and I pedaled aroud the block.
Eğer ticari bir havayolu ile uçarsanız, bindiğiniz uçak büyük ihtimalle Boeing veya Airbus'tır.Other examples of duopoly, you could imagine Boeing and Airbus.
Bence, dağıtılmış bu büyük sistemin üzerine insaniyeti bindirmek gerçekten ilginçti.I think it was really interesting to juxtapose this humanity versus this massive distributed grid.
Broadcmoor'a giden trene bindim.So I got the train to Broadmoor.
Kaçıyor muyum ? Serbest miyim ? ve o minibüse bindiğimde,An escape or a release?
Bana onun gemiye bindiğimiz zamankiyle aynı yaşta olduğumu hatırlattı.She reminded me that I was now the same age she had been when we boarded the boat.
Senin üstüne bu aðýr yükü bindirmemeliydim.I shouldn't have caused you hardship.
Omzuna bindir beni!A shoulder ride.
"Yüksek faizli bisiklet kullanımı.", "Barclays sizi bindirsin."."Sub-prime pedaling." "Barclays takes you for a ride."
"Tren'e bindikten sonra hala valizini kafanın üzerinde taşır mısın?""Would you go on a train and still carry your luggage on your head?"
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)They wiped her bindi off her forehead.
Burası 1 milyon... 1 milyonun yarısı 500 bindir.Half of a million is 500,000.
'O kişiyle asansöre bindim' mi diyeceksin?"Oh dear, I dared to try to go up a hotel elevator with a man like him?"
Onunla bir keresinde asansöre bindim.- "Oh dear, I dared to try to ride an elevator..." - I've been treated now.
Bir keresinde otobüsümüz durduruldu zırhlı bir Çin polisi bindi.One time, our bus was stopped and boarded by a Chinese police officer.
Taksiye bindiğinizde, kondom ikram ediliyor.In taxis, you get condoms.
Arabama bindim, kendimi gerçekten boğulmuş hissediyordum.And I got into my car and I was feeling really overwhelmed -- overwhelmed.
Arabama bindim ve adliyeye gittim.And I got in my car and I went to this courthouse.
Şu an bindiğiniz hız treninin türü nedir?What kind of roller coaster are you on?
Kadının ne kadar süre bisiklete bindiği ya da ne kadar yol yaptığı belirtilmemiş.It doesn't tell us how long it takes her, or how far she travels.
Withal zarar Kim, hiçbir şey, küçümseyen onu hiss'd: bindirmeler ve darbeler ¤ lantılarını iken,Who, nothing hurt withal, hiss'd him in scorn: While we were interchanging thrusts and blows,
Biz bindi olarak betossed ruh onu Katılmadı adamım, ne dedi?What said my man, when my betossed soul Did not attend him as we rode?
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.I got on my bicycle, and I cycled around the island of Malé.
Alaaddin gibi halıya bindiler.They rode a carpet like Aladdin.
Yani 584 bin, 584 kere bindir.So 584 thousand. So it's 584 times 1,000.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew the instructor got in the front, started the airplane up.
Kamyonlara bindirin ve ötelerde bir yerlere atın gitsinLoad them onto trucks, and dump them someplace far away.
"Bir seyler yapmak zorundayiz." Beni taksiye bindirdi sara nobeti gecirdigim yerde.I felt dizzy, then I started to talk.
Sistemin mühendisliği konusu iyice ciddiye bindi.They got quite serious about the engineering of this.
Bu gerçekten takdire şayan bir hareket ve omuzlarımıza manevi bir yük bindiriyor.That's truly admirable and it puts a real moral burden on us.
Resimde en beğendiğim bölümlerden birisi, Türk'ün bindiği atın şahlanması.One of my favorite passages is the horse that rears up that the Turk is riding.
Daha önce taksime bindiniz mi hiç?Ever been in my taxi?
Sevgiler Sheila. Ardından siz tepemize bindiniz.Then you shot us down.
Beni araca bindirdiler, Palo Alto civarında sürdüler.They put me in the car, then they drove me around Palo Alto.
Bindiğim uçağın güvenliğini kontrol eden başka bir gruba inandım.I relied on some other group to determine whether my plane was safe to fly.
Soluk alan her tür canlı çifter çifter Nuhun yanına gelip gemiye bindi.They went to Noah into the ship, by pairs of all flesh with the breath of life in them.
Böylece Yakup çocuklarını, karılarını develere bindirdi.Then Jacob rose up, and set his sons and his wives on the camels,
Akıntısı olan adamın bindiği her eyer kirli sayılacaktır."'Whatever saddle he who has the discharge rides on shall be unclean.
Beni kaldırıp rüzgara bindiriyorsun, Fırtınanın içinde darma duman ediyorsun.You lift me up to the wind, and drive me with it. You dissolve me in the storm.

İlgili Sayfalar