Ana içeriğe geç
Sözlük

binaya ile cümle

binaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.Poate ca este putin lenes, dar este prezent si are grija de cladire.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.Talvez ele seja um pouco preguiçoso, mas ele está lá, está a tomar conta do edifício.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.Tal vez sea un poco loco, pero ahí está, se encarga del edificio.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.Vielleicht ist er ein bisschen faul, aber er ist da, und kümmert sich um die Instandhaltung des Gebäudes.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.Έτσι ίσως να είναι λίγο τεμπέλης, αλλά είναι εκεί, φροντίζει το κτίριο.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.Може да е малко мързелив, но е там, и се грижи за сградата.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.Может, он слегка ленив, но он присутствует, он приглядывает за зданием.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.Можливо, він і трохи лінивий, але присутній, дбає про будівництво.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.אולי הוא קצת עצלן, אבל הוא שם, והוא דואג לבניין.
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.رُبما يبدو كسول قليلاً لكنه موجود هناك يعتني بالبناية
Bu yüzden belki biraz tembeldir, ... ... ama orada ve binaya göz kulak olur.でも彼はそこに居て ビルの世話をします しかしビルは老朽化します
Bu yüzden köye gittiğimde, "Beni kare binaya götürür müsünüz?" dedim,Así que, cuando llegué a la aldea, dije: "¿Me pueden llevar al edificio cuadrado?
Bu yüzden köye gittiğimde, "Beni kare binaya götürür müsünüz?" dedim,Deci, când am ajuns în sat, am spus, "Puteţi să mă duceţi la clădirea pătrată?
Bu yüzden köye gittiğimde, "Beni kare binaya götürür müsünüz?" dedim,Donc, quand je suis arrivé au village, j'ai demandé : " Pouvez-vous me montrer le bâtiment carré ?
Bu yüzden köye gittiğimde, "Beni kare binaya götürür müsünüz?" dedim,Όταν έφτασα λοιπόν στο χωριό, είπα, "Μπορείτε να με οδηγήσετε στο τετράγωνο κτίσμα;
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.מפני שהם יכלו לעשות מה שהם רצו לבניין הזה.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Bo mogli z nim robić, co tylko chcieli.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Debido a que podían hacerle lo que quisieran a este edificio.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.그것은 바로 그들이 이 건물을 가지고 원하는 걸 다 할 수 있었기 때문입니다.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Mert azt csinálhattak ezzel az épülettel, amit csak akartak.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Omdat ze konden doen wat ze wilden met dit gebouw.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Parce qu'ils pouvaient faire tout ce qu'ils voulaient avec ce bâtiment.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Pentru că puteau face ce voiau în interiorul acestei clădiri.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Perché potevano fare quello che volevano a questo edificio.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Vì họ có thể làm bất cứ chuyện gì họ muốn đối với tòa nhà này.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Weil sie in diesem Gebäude tun und lassen konnten, was sie wollten.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Επειδή εξυπηρετούσε απόλυτα τους σκοπούς της.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Защото можеха да правят с тази сграда, каквото пожелаят.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Потому что они могли делать с ним всё, что пожелают.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.Тому що вони робили все що завгодно з цим приміщенням.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.لأنهم قادرون أن يفعلوا مايشاؤون لهذا المبنى.
Çünkü onlar bu binaya istediklerini yapabilirlerdi.ブロードウェイのプロセニアムなんか とても壊せません
Çünkü zaten binaların su yalıtımı oldukça zordur, ancak eğer binaya 66,000 adet delik açacağınızı söylerseniz왜냐하면, 어떤 건물이든 방수작업을 꽤나 힘이드는데요, 건물에 6만6천개의 구멍을 뚤어야 한다고 말한다면
Çünkü zaten binaların su yalıtımı oldukça zordur, ancak eğer binaya 66,000 adet delik açacağınızı söylerseniz6万6千ヶ所に穴をあけるわけですから かなりの時間を要しました
Çünkü zaten binaların su yalıtımı oldukça zordur, ancak eğer binaya 66,000 adet delik açacağınızı söylersenizPorque es muy difícil impermeabilizar edificios de todos modos pero si le haces 66 mil hoyos
Çünkü zaten binaların su yalıtımı oldukça zordur, ancak eğer binaya 66,000 adet delik açacağınızı söylersenizמפני שגם ככה זה די קשה למגן בניינים מפני מים, אך אם אתה אומר שאתה הולך לקדוח 66,000 חורים בבניין--
Çünkü zaten binaların su yalıtımı oldukça zordur, ancak eğer binaya 66,000 adet delik açacağınızı söylersenizلأنه من الصعب جدا على أي حال حماية المباني من الماء، لكن اذا قلتم انكم ستحفرون 66000 ثقب في ذلك --
DiTomasso ve adamları güneydoğuda. Kuzeydoğudaki binaya gidin. Anlaşıldı.De beder bønner, men ikke længe endnu.
Durup bu binaya bakmak, zaman tünelinde geçmişe gitmek gibi. .Dr. Harris: Fa andare indietro nel tempo , stare qui e guardarlo.
Durup bu binaya bakmak, zaman tünelinde geçmişe gitmek gibi. .Vracíme se v čase, když tady stojíme a díváme se na něj.
Durup bu binaya bakmak, zaman tünelinde geçmişe gitmek gibi. .Дивлячись на цей храм, ми ніби повертаємось в минуле
Durup bu binaya bakmak, zaman tünelinde geçmişe gitmek gibi. .Ж: Смотришь на этот храм - и будто путешествуешь во времени.
En azından binaya girip girmediğinden emin olayım.DO TOHO!
En azından binaya girip girmediğinden emin olayım.Fighting!
En azından binaya girip girmediğinden emin olayım.Ít nhất con cũng phải chắc chắn là cậu ấy đi vào phòng thi.
Evet, düşünüyorum da -- galiba dengeyi biraz kaybettim; bu ışığa baktım fakat binaya çarptı.Ik verloor een beetje de richting, ik keek in het licht. Het raakte het gebouw.
Evet, düşünüyorum da -- galiba dengeyi biraz kaybettim; bu ışığa baktım fakat binaya çarptı.맷 키넌: 비행기가 중심점을 잃었던것 같아요. 맷 키넌: 조명을 따라가긴 했지만, 폴: 건물과 부딪고 말았군요.
Evet, düşünüyorum da -- galiba dengeyi biraz kaybettim; bu ışığa baktım fakat binaya çarptı.(PM)壁にぶつかってしまいました 変な場所に壁があるからです
Evet, düşünüyorum da -- galiba dengeyi biraz kaybettim; bu ışığa baktım fakat binaya çarptı.Sí, creo que -- Perdí un poco la orientación; miré arriba hacia esta luz, pero se chocó con el edificio.
Evet, düşünüyorum da -- galiba dengeyi biraz kaybettim; bu ışığa baktım fakat binaya çarptı.Да, мисля... Малко изгубих ориентация; погледнах нагоре към тази светлина, но удари сградата.
Evet, düşünüyorum da -- galiba dengeyi biraz kaybettim; bu ışığa baktım fakat binaya çarptı.Да, я думаю, я немного потерял ориентацию; Я посмотрел на этот свет. Он врезался в здание.
Evet, düşünüyorum da -- galiba dengeyi biraz kaybettim; bu ışığa baktım fakat binaya çarptı.איבדתי אוריינטציה; הסתכלתי לתוך האור. פ.מ.:הוא פגע בבניין. הבניין פשוט ממוקם לא נכון.
Fakat insanları binaya doğrudan dışarıdan içeriye alma imkanı da var, bu durumda düşünülen oditoryumun içine하지만 관객들을 바깥쪽에서 바로 들어가게 하는 것도 가능하죠. 바그너풍의 입구처럼
Fakat insanları binaya doğrudan dışarıdan içeriye alma imkanı da var, bu durumda düşünülen oditoryumun içineאבל ישנו גם הפוטנציאל לאפשר לאנשים להיכנס ישירות מבחוץ, במקרה זה מציעים סוג של כניסה וגנרית,
Fakat insanları binaya doğrudan dışarıdan içeriye alma imkanı da var, bu durumda düşünülen oditoryumun içineلكنك تستطيع أيضاً أن تسمح للناس بالدخول مباشرة من الخارج, في مثل هذه الحالة نقترح نوعا من المدخل الفاجنري,
Fakat insanları binaya doğrudan dışarıdan içeriye alma imkanı da var, bu durumda düşünülen oditoryumun içine迎え入れることもできます ここでは ワーグナー的な入場を意識して 直接 観客席へ招き入れています
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.A támogatásért felelős francia EU hivatalnok rohant, hogy leállítsa a festést.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Chính quyền Liên hiệp châu Âu của Pháp đảm nhiệm cho quỹ này vội vàng tới cấm tòa nhà này.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.El oficial francés de la UE a cargo del financiamiento se apresuró a bloquear la pintura.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.환경 개선 사업에 투자했던 프랑스 출신의 EU 관리는 건물 외관에 색칠하는 일을 금지했습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod