Ana içeriğe geç
Sözlük

bin ile cümle

bin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bin ve sür.Get in and drive.
Yargıç Tom'a üç bin dolar para cezasına çarptırdı.The judge fined Tom three thousand dollars.
Hakim Tom'u üç bin dolar para cezasına çarptırdı.The judge fined Tom three thousand dollars.
Jet binanın üzerinden uçtuğunda pencere camları zangırdadı.When the jet flew over the building the windowpanes rattled.
Bisiklete nasıl bineceğini bilmiyor.She doesn't know how to ride a bike.
Ben yirmi iki kasım bin dokuz yüz kırk sekizde doğdum.I was born on the twenty second of November, nineteen forty eight.
Neden otobüse binmedin?Why didn't you take the bus?
Eğer yağmur başlarsa biz bisiklete binmekten vazgeçmek zorunda kalacağız.If it starts raining we'll have to give up on our bike ride.
Bu binanın girişinde bekle.Wait at the entrance to this building.
Her gün binlerce hektar tropikal yağmur ormanı kaybediliyor.Thousands of hectares of tropical rainforest are being lost every day.
Bir on bin dolar para cezası mı? Bu bir şey değil.A ten thousand dollar fine? That's nothing.
On bin dolar para cezası mı? Hiçbir şey değil.A ten thousand dollar fine? That's nothing.
Bina zaten yapım aşamasında.The building is already under construction.
O, binlerce resim çekti.He took thousands of pictures.
Geçen yıl Tom'un brüt geliri otuz bin doların üzerindeydi.Tom's gross income last year was over thirty thousand dollars.
Tom arabasına bindi ve çabucak uzaklaştı.Tom got into his car and quickly drove off.
Tom binadan dışarıya koştu.Tom hurried out of the building.
Tom bisiklete binemez.Tom can't ride a bicycle.
O, gemiye bindi.He boarded the ship.
Ben akşam yaklaşık saat 6'da binadan ayrıldım.I left the building at about 6 p.m.
Siz binayı yaklaşık akşam 6.00'da terk ettiniz, değil mi?You left the building at about 6 p.m., didn't you?
O, yaklaşık akşam altıda binadan ayrıldı.He left the building at about 6 p.m.
O, akşam yaklaşık saat 6'da binadan ayrıldıShe left the building at about 6 p.m.
Mary yaklaşık olarak akşam altıda binayı terk etti.Mary left the building at about 6 p.m.
Biz akşam yaklaşık altıda binadan ayrıldık.We left the building at about 6 p.m.
Onlar akşam yaklaşık saat 6'da binadan ayrıldılar.They left the building at about 6 p.m.
O bina üç katlıdır.That building is three stories high.
Tom'un hayatı üç yüz bin dolara sigortalı.Tom's life is insured for three hundred thousand dollars.
Tren istasyonu için bir taksiye bindim.I took a taxi to the train station.
Haftada bir ya da iki kez tren istasyonuna gitmek için taksiye binerim.I take a taxi to the train station once or twice a week.
Hangi otobüse bineceğini ona söyle.Tell her which bus to get on.
Hangi trene bineceğini ona söyle.Tell her which train to catch.
Hangi trene binmesi gerektiğini ona söyle.Tell her which train she should get on.
Tom arabasına bindi ve kapıyı çarparak kapattı.Tom got into his car and slammed the door.
Bu bilgisayar üç bin dolara mal oldu.This computer cost three thousand dollars.
Arabaya bin ve beni bekle.Get into the car and wait for me.
Zaten binlerce ifade yarattım.I have created thousands of phrases already.
Bin yıl bir millenium oluşturur.A thousand years makes up a millenium.
Maria arabası bozulduğu için metroya bindi.Maria took the metro, since her car broke down.
Aptallık frenleri olmayan bir bisiklete binmektir.Stupidity is riding a bike that doesn't have brakes.
Frenleri olmayan bir bisiklete binmek yapılacak oldukça aptalca bir şey.Riding a bike that doesn't have brakes is a pretty stupid thing to do.
Frenleri olmayan bir bisiklete binmek yapılacak aptalca bir şey.Riding a bicycle without brakes is a stupid thing to do.
Bir ata binmeyi denemek istiyorum.I want to try riding a horse.
Sel, altı bin hektar ekili alanı tahrip etti.Flooding has destroyed six thousand hectares of cropland.
Arabaya önce ben bineyim.Let me get into the car first.
Tom Mary ile arabaya bindi ve uzaklaştı.Tom got into the car with Mary and they drove away.
Kar kaykayı yapmayı ve bisiklete binmeyi severim.I like to snowboard and ride dirtbikes.
Ben Londra'ya giden trene bindim.I boarded the train bound for London.
Bisiklete binmeye gitmek ister misin?Would you like to go for a bike ride?
Ben uçağın binaya çarptığını gördüm.I saw the plane hit the building.
Bir binayı nasıl yıkarsın?How do you destroy a building?
Patronumuz, uçağa binmemizi istiyor.My boss wants us to take the plane.
Binaların çoğu 2. Dünya Savaşında yıkıldı.Many of the buildings were destroyed in World War II.
Onun eşi belediye binasında çalışıyor.His wife works at the city hall.
Tom bu binaları sergi için fotoğrafladı.Tom photographed these buildings for the exhibit.
Hiç kimsenin bu binaya girmesine izin verilmiyor.No one is permitted to enter this building.
Tom babasının omuzlarına biniyordu.Tom was riding on his father's shoulders.
O, evini yüz elli bin avroya sattı.He sold his house for a hundred fifty thousand euro.
Tom hiç uçağa binmedi.Tom never boarded the plane.
Tom biniş biletini kaybetti.Tom lost his boarding pass.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod