Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.E i media non sanno, in realtà, cosa significa esponenziale, ma questo è esponenziale.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Eles não sabem o que significa exponencial, mas isto é exponencial.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Họ không biết ý nghĩa của từ cấp số nhân này, nhưng đây thực sự là cấp số nhân.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Ils ne savent pas vraiment ce que signifie exponentiel, mais c'est exponentiel.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.사람들이 기하급수적이라는 말이 정확히 무슨 뜻인지는 모릅니다. 이런게 바로 기하급수적인 것이에요.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Mereka tidak benar-benar paham arti eksponensial itu, namun grafik ini eksponensial.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Nem is tudják, hogy mit jelent az exponenciális, de ez exponenciális.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Oni v skutočnosti nevedia, čo znamená, ale toto je exponenciálne.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Realmente no saben lo que significa exponencial, pero esto es exponencial.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Tak naprawdę nie wiedzą nawet, co on oznacza, ale to jest wykładnicze.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Δεν ξέρουν πραγματικά τι σημαίνει το εκθετικά, αλλά αυτό είναι εκθετικό.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.А означает оно вот что.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.Те всъщност не знаят какво значи "експонентно", но това е експонентно.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.הם לא באמת יודעים מה המשמעות של "מעריכי", אבל זה מעריכי.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.و لكنهم لا يعلمون ما ذا تعني كلمة اسي و لكن هذه هو الاسي
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.でもこれは本当に 指数関数的です 18ヶ月毎に2倍になっており
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.우리는 이 기간의 우리 역사에 대해 잘 모릅니다.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Moc toho o té době nevíme.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Não sabemos muito sobre isso.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Nem tudunk róla sokat.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Non ne sappiamo molto.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Nous ne savons pas vraiment grand chose à ce sujet.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Nu ştim prea mult despre ea.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Realmente, no sabemos mucho de esto.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Vi vet egentligen inte så mycket om den.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.We weten er niet zo veel van.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Wir wissen nicht wirklich viel darüber.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Η αλήθεια είναι ότι δε γνωρίζουμε πολλά πράγματα σχετικά μ' αυτή.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Нам мало об этом известно.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.Ние не знаем наистина много за това.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.אנחנו לא ממש יודעים הרבה על זה.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.والتي بالفعل لانعلم الكثير عنها.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.しかしアフリカ系アメリカ人には
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››A nevedia robiť toho, čo je pravé, hovorí Hospodin, ktorí hromadia ukrutnosť a zkazu vo svojich palácoch.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››A že neumějí dělati upřímě, dí Hospodin. Poklady skládají z nátisku a loupeže na palácích svých.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››De ved ej at gøre det rette, lyder det fra HERREN, de, som opdynger Uret og Vold i deres Borge.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››De vet ikke å gjøre det som rett er, sier Herren, de som dynger op vold og ødeleggelse i sine palasser.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››He eivät ymmärrä tehdä sitä, mikä oikein on, sanoo Herra; he kokoovat väkivaltaa ja sortoa palatseihinsa.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››자기 궁궐에서 포학과 겁탈을 쌓는 자들이 바른 일 행할 줄 모르느니라 이는 여호와의 말씀이니라
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››Man förstår icke där att göra vad rätt är, säger HERREN; man hopar våld och fördärv i sina palats.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››Non sanno agire con rettitudine, dice il Signore, violenza e rapina accumulano nei loro palazzi
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››No saben hacer lo recto, los que atesoran violencia y despojo en sus palacios", dice Jehovah
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››Sie achten keines Rechts, spricht der HERR, sammeln Schätze von Frevel und Raub in ihren Palästen.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››Они не умеют поступать справедливо, говорит Господь: насилием и грабежом собирают сокровища в чертоги свои.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››ולא ידעו עשות נכחה נאם יהוה האוצרים חמס ושד בארמנותיהם׃
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››فانهم لا يعرفون ان يصنعوا الاستقامة يقول الرب. اولئك الذين يخزنون الظلم والاغتصاب في قصورهم.
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››那 些 以 強 暴 搶 奪 財 物 、 積 蓄 在 自 己 家 中 的 人 不 知 道 行 正 直 的 事 . 這 是 耶 和 華 說 的
RAB, ‹‹Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar›› diyor, ‹‹Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar.››那些 以 強暴搶奪財物 、 積蓄 在 自己 家中 的 人 不 知 道行 正直 的 事 . 這是 耶和華 說的
Sadece kendilerine olan saygılarını yitirmişler. Kim olduklarını bilmiyorlar.هم لا يملكون صورة ذاتية, لا يعرفون من هم.
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar.'Alleen weten mijn ouders dat niet.' (lachen)
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar.Bloß wissen meine Eltern das nicht."
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar.C'est juste mes parents qui ne le savent pas !" (rire)
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar."Csak a szüleink nem tudják."
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar."Det är bara det att mina föräldrar vet inte detta".
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar."Sono solo i miei genitori che non lo sanno." (risata)
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar."To tylko moi rodzice, którzy o tym nie wiedzą" [śmiech]
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar."Vanhempani vain eivät tiedä."
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar."Само дето родителите ни не го знаят." (смях)
Sen bunu gidip anne babama anlatmalısın. Onlar bilmiyorlar."Только мои родители этого не знают." [смех]
Sevgi hiçbir şeydi. Sevginin ne demek olduğunu bilmiyorlar.Non c'era; non sanno cosa sia amare.