O, cevabı bilmiş olabilir.She may have known the answer.
Bu yemeğin ne olduğunu bilmiş olsalardı sipariş etmezlerdi.They wouldn't have ordered that dish if they'd known what it was.
Onun bilmediğini bilmiş olsaydım herhangi bir şey söylemezdim.If I had known that she didn't know, I wouldn't have said anything.
Kimse çok bilmişi sevmez.Nobody likes a know-it-all.
Ton son derece çok bilmiş.Tom is extremely sophisticated.
Tom gerçeği bilmiş olmalı.Tom must've known the truth.
Tom cevabı bilmiş olabilir.Tom may have known the answer.
Tom cevabı bilmiş olabilir ama bir şey söylemedi.Tom might've known the answer, but he didn't say anything.
Tom bunun olacağını bilmiş olmalı.Tom must've known that would happen.
Tom Mary'nin onu yapmak istemediğini bilmiş olmalı.Tom must've known Mary wouldn't want to do that.
Tom Mary'nin onu partisinde istemeyeceğini bilmiş olmalı.Tom must've known Mary wouldn't want him at her party.
Bana bilmiş bilmiş cevap verme!Don’t get smart with me!
(Sözlerini emir bilmişlerdi.)This word was not associated with idols.)
Yani, güzel doğru bilmişim.So, good. I got it right.
Öyleyse, çok bilmişler, neden tüm ameliyatlar bu şekilde yapılmıyor? "So, smartypants, why isn't all surgery being done this way?"
ÇOK BİLMİŞSMARTASS.
O kadar bilmiş davranmana rağmen bizi takip bile edemedin mi?You showed off and then couldn't even follow us?
Her biri kendi du'asını ve tesbihini bilmiştir. Allah da onların ne yaptıklarını bilmektedir.Each one knows its obligations and its duties, and God knows whatever they do.
O gün Rabbleri onların her halini haber almış(gizli ve açık bütün yaptıklarını bilmiş)tir.Surely their Lord will be aware of their (deeds).
Eğer bunu söyledimse mutlaka Sen onu bilmişsindir.Could I say what I knew I had no right (to say)?
Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bilendir.Each one knows its obligations and its duties, and God knows whatever they do.
Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."Surely when God's appointed time is come it will not be put off, if only you knew!
Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız,And yet if you knew with positive knowledge
And olsun ki onların adedini bilmiş ve teker teker saymıştır.He has counted them and calculated their number.
Yemin olsun, sizin önden gidenlerinizi bilmişizdir; yemin olsun, geriye kalanları da bilmişizdir.We surely know those of you who go forward and those of you who lag behind.
Her benlik, önceden ne hazırlamışsa bilmiş olacaktır.(Then) every soul will know what it had prepared (for itself).
Benlik, bilmiş olacaktır önden gönderdiğini de arkaya bıraktığını da.Each soul will know what it had sent ahead and what it had left behind.
Buyurur: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!He will say: "You stayed there only a moment, if you knew.
Bilmiş olun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.Does not everything in the heavens and the earth belong to God?
O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.This is better for you if you understand.
Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!It is surely the home of the Hereafter that will indeed be life extended and new, if only they knew!
Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.This is better for you if you can understand.
Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız,And yet if you knew with positive knowledge
(Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!He will say: "You stayed there only a moment, if you knew.
Her biri kendi tesbihini ve duâsını bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir.Each one knows its obligations and its duties, and God knows whatever they do.
Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır."This is better for you if you understand.
Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.It is surely the home of the Hereafter that will indeed be life extended and new, if only they knew!
Kış ve yaz seferlerinde (faydalandıkları andlaşmaların) kadrini bilmiş olmaları için.United to fit out caravans winter and summer,
Kış ve yaz seferlerinde faydalandıkları anlaşmaların kadrini bilmiş olmak için,United to fit out caravans winter and summer,
İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmiş olması onlar için yeterli bir delil oluşturmuyor mu?Was it not a proof for them that the learned men of Israel knew about this?
Yeryüzünün onlardan kimi alıp götürdüğünü bilmişizdir. Yanımızda koruyan bir kayıt vardır.We know what the earth consumes of them, for We have the Book that preserves everything.
Şimdi, Allah yükünüzü hafifletti. Bilmiştir ki, sizde bir zaaf var.Now God has lightened it for you, knowing that there is weakness in you.
Bilmiş ol ki, fitneye zaten kendileri düşmüşlerdir.Have not such men fallen into temptation?
Eğer bilmiş olsalardı, ahiretin azabı gerçekten daha büyüktür.And surely the torment of the Hereafter is greater - if they but know!
Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.But if ye forego, it were better for you if ye knew.
Bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmış, her bölük kendine mahsus pınarı bilmişti.We said: smite With thy staff the stone.
Halkın her bölüğü, su içeceği kaynağı bilmiş, anlamıştı.Each (group of) people knew its own place for water.
Andolsun ki bu bilgiyi satın alanın ahiretten nasibi yoktur, bunu iyice bilmişlerdi de.And indeed they knew that the buyers of it (magic) would have no share in the Hereafter.
Her bölük insan kendilerine özgü su kaynağını bilmişti.Each (group of) people knew its own place for water.
Her biri kendi du'asını ve tesbihini bilmiştir.Each knows its prayer and its manner of praise.
Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir.But the jinn know that they will be arraigned.
Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir.Each knows its prayer and its manner of praise.
Yemin olsun ki, onu satın alanın âhirette hiçbir nasibi olmayacağını açıkça bilmişlerdir.Yet they knew that whoever deals in it will have no share in the Hereafter.
Allah bilmiştir ki, siz onları mutlaka anacaksınız, unutmayacaksınız.God knows that you will be thinking about them.
Her biri kendine özgü duasını, kendine özgü tespihini bilmiştir.Each knows its prayer and its manner of praise.
Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir.Each knows its prayer and its manner of praise.
Her biri kendi tesbihini ve duâsını bilmiştir.Each knows its prayer and its manner of praise.
Dediler ki: "Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını bilmişsindir.They said: 'Surely you already know that we have nothing to do with your daughters.
Biz yerin, onlar(ın cesetlerin)den ne eksilttiğini bilmişizdir.(Thus do they imagine, although) We know well what the earth takes away from them.
Bilmiş olsalardı.If they could but know (what an excellent end awaits)