Sağlığımızı kaybedene kadar onun değerini bilmeyiz.It is not until we lose our health that we appreciate its value.
Bu mesafeden gerçeği bilmeyi umut edemeyiz.At this distance we cannot hope to know the truth.
Kuyu kuruyuncaya kadar asla suyun değerini bilmeyiz.We never know the worth of water till the well is dry.
Telefon numarasını bilmeyince onu arayamıyorum.Not knowing her telephone number, I couldn't call her.
Tom Mary'nin telefon numarasını bilmeyi diledi.Tom wished that he knew Mary's telephone number.
Tom bir dilden daha fazlasını bilmeyi diledi.Tom wished he knew more than one language.
Gerçeği bilmeyi gerçekten istiyor musun?Do you really want to know the truth?
"Tom buraya ne zaman varacak?" "Gerçekten bilmeyi isterim.""When will Tom get here?" "I really wish I knew."
Gerçeği bilmeyi hak ediyor.He deserves to know the truth.
O, gerçeği bilmeyi hak ediyor.He deserves to know the truth.
Sanırım bilmeyi tercih etmem.I think I'd rather not know.
Fikrini bilmeyi çok istiyorum.I'd very much like to know your opinion.
Bilmeyi tercih etmiyorum.I'd rather not know.
Tom ne olduğunu bilmeyi hak ediyor.Tom deserves to know what happened.
Tom bilmeyi hak ediyor.Tom deserves to know.
Bir ebeveynin sevgisini kendimiz ebeveynler oluncaya kadar asla bilmeyiz.We never know the love of a parent till we become parents ourselves.
Tom'un sırrının ne olduğunu bilmeyi gerçekten isterdim.I'd really like to know what Tom's secret is.
Tom mahjonk oynamayı bilmeyi diliyor.Tom wishes that he knew how to play mahjong.
Tom gerçeği bilmeyi hak ediyor.Tom deserves to know the truth.
Gerçeği bilmeyi hak ediyorum.I deserve to know the truth.
Biz her zaman bizi neyin mutlu ettiğini bilmeyiz.We don't always know what makes us happy.
Neler olduğunu bilmeyi isterim.I'd love to know what's happening.
Kamu bilmeyi hak ediyor.The public deserves to know.
Sen gerçeği bilmeyi hak ediyorsun.You deserve to know the truth.
Onlar gerçekte neye benzediklerini bilmeyi sırf bunu bilmenin içsel zevki için isteyebilirler.They may want to know for the sheer intrinsic pleasure of knowing what they are truly like.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Maybe that's what adversity gives us: a sense of self, a sense of our own power.
Temelin nerede olduğunu bilmeyiz.We don't know where the structure is.
Başka ev bilmeyiz," gibisinden şeyler yazdık.We don't know of any other house ..." and so forth and so on.
Genelde bunun değerini de bilmeyiz. -That is that distance right over there. Now, we usually don't know what this is either.
Ve tabiki , nasıl şifrenin nasıl yazılcağını bilmeyip bu konuda yardım aldığımdan beri.And of course, since I really don't know how to write code, I had help in this.
Burada benim bilmeyi istediğim şey eksi birin eğimi.And I want a slope of minus 1.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.But you know you'd never know it a lot of the time, that this was so central to the religious life.
Hadlerini bilmeyi, seslerini kısmayı, çok çarpıcı olmamalarını sağlıyoruz.We get them to behave, to tone it down, not to be too intense.
Okuma-yazma bilmeyiş hakkında yaptığımız araştırmadan, ve bu bir çayhanedeki bir adam.It's from a study we did into illiteracy, and it's a guy in a teashop.
Çünkü biz daha dün doğduk, bir şey bilmeyiz, Yeryüzündeki günlerimiz sadece bir gölge.(For we are but of yesterday, and know nothing, because our days on earth are a shadow.)
(Yorumcular) dediler ki: "Bu, karışık düşlerden ibarettir. Biz, karışık düşlerin yorumunu bilmeyiz.""They were only confused dreams," they said; "we do not know how to interpret them."
Etrafındakiler: "Bir takım karışık rüyalar; biz böyle rüyaların yorumunu bilmeyiz" dediler."They were only confused dreams," they said; "we do not know how to interpret them."
"Karmakarışık rüyalardır bunlar. Biz böyle rüyaların yorumunu bilmeyiz," dediler."They were only confused dreams," they said; "we do not know how to interpret them."
Biz, karışık düşlerin yorumunu bilmeyiz."'We know nothing of the interpretation of nightmares.'
Biz böyle rüyaların yorumunu bilmeyiz," dediler.'We know nothing of the interpretation of nightmares.'
Gerçeği bilmeyi gerçekten istiyor musun?¿Seguro que quieres saber la verdad?
Gerçeği bilmeyi gerçekten istiyorum.De verdad que quiero saber la verdad.
Gerçeği bilmeyi gerçekten istiyor musun?Vuoi sul serio sapere la verità?
Ne düşündüğümü bilmeyi neden istiyorsun?Waarom wilt ge weten waaraan ik denk?
Nalbant zanatını bilmeyi gerektirir.Berättarkafé-allt du behöver veta.
Nalbant zanatını bilmeyi gerektirir.Hal ini bertujuan agar diketahui bawahannya.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Aber man würde die meiste Zeit nicht ahnen, dass dies so wesentlich für das religiöse Leben war.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Ale znáte to, častokrát byste ani nepoznali, že toto byl tak ústřední princip náboženského života.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Często trudno zauważyć, że to istota religijności. Często trudno zauważyć, że to istota religijności.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Dar știi că în mare parte a timpului n-ai spune că asta e atât de importantă pentru viața religioasă.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.하지만 당신은 많은 시간을 전혀 몰랐을겁니다. 이게 종교적인 생활에서 그렇게도 중요한 것이라는 것을요.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Maar weet je, je zou het nooit de hele tijd beseffen, dat dit zo centraal staat in de religieuze wereld.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Ma il più delle volte non si è a conoscenza del fattto che ciò sia stato così importante nella vita religiosa.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Nhưng bạn đâu biết rằng đã rất nhiều lần, Đó là mấu chốt trong đời sống tôn giáo.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Pero bueno, la mayor parte del tiempo no sabrías que esto ha sido tan central en la vida religiosa.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Tapi mungkin saja Anda baru tahu bahwa hukum ini sangat penting dalam kehidupan yang religius.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Αλλά ξέρετε ότι δεν το γνωρίζετε τις περισσότερες φορές ότι αυτό είναι το καίριο σημείο στη θρησκευτική ζωή.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Проте ви напевно ніколи не замислювалися, наскільки це поняття важливе у релігійному житті.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Скажу вам, что сегодня с трудом верится, что это правило лежало в основе религиозной жизни.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.אבל אתה יודע שלא תוכל לדעת אותה למשך זמן רב, שהיא היתה חלק מרכזי מאד בחיים הדתיים.