Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.Участники встреч не знают, когда им удастся вернуться к работе, от которой они отрываются.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.המשתתפים בישיבות לא יודעים מתי יוכלו לחזור למטלה אותה השאירו על שולחנם.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.حاضرو الإجتماع لا يعلمون متى سيرجعون إلى المهمة التي تركوها خلفهم في المكتب.
Toplantı katılımcıları, masalarında yarım bıraktıkları işe ne zaman devam edebileceklerini bilmemektedirler.仕事に戻れるか知りません それは良くないですよね
- Umursuyor musun? - Bilmem. Düşünmem lazım.Hab' ich mir nicht überlegt.
- Umursuyor musun? - Bilmem. Düşünmem lazım.- Σε ενδιαφέρει ; - Δεν ξέρω, πρέπει να σκεφτώ.
Umurunda olmaz. - Umursuyor musun? - Bilmem.No he tenido tiempo de...
Varsayalım ki İspanya'nın GSMH'sını bölelim, bilmem ki,Disons le PIB de l'Espagne divisé par, je ne sais pas,
Varsayalım ki İspanya'nın GSMH'sını bölelim, bilmem ki,스페인의 GDP를 어떤 것으로 나눈다고 해보죠. 마땅한 것이
Varsayalım ki İspanya'nın GSMH'sını bölelim, bilmem ki, --hmmm--laten we zeggen het bnp van Spanje gedeeld door, weet niet, de -- hmm..
Varsayalım ki İspanya'nın GSMH'sını bölelim, bilmem ki,בואו נאמר התל"ג של ספרד מחולק ב-לא יודע-
Varsayalım ki İspanya'nın GSMH'sını bölelim, bilmem ki,لنقل الناتج المحلي الإجمالي لأسباني مقسومًا -لا أعرف-
Varsayalım ki İspanya'nın GSMH'sını bölelim, bilmem ki,何かで割ってみましょう えーと...
Ve benim bunu bilmem gerekir.A ja to potrebujem vedieť.
Ve benim bunu bilmem gerekir. Buna geri sıçrama diyorlar.É a chamada transferência.
Ve benim bunu bilmem gerekir. Buna geri sıçrama diyorlar.Y yo necesito saberlo.
Ve benim bunu bilmem gerekir. Buna geri sıçrama diyorlar.Мы говорим о скачках в развитии вызванным новыми технологиями.
Ve benim bunu bilmem gerekir. Buna geri sıçrama diyorlar.ואני צריך לדעת זאת. קוראים לזה זינוק לאחור.
Ve benim bunu bilmem gerekir. Buna geri sıçrama diyorlar.وأرغب في معرفة ذلك. إنها تسمى قفزة الى الخلف.
Ve benim bunu bilmem gerekir. Buna geri sıçrama diyorlar.先進国が取り入れる逆飛び式の革新です Worldchanging にも書いたのですが
Ve benim bunu bilmem gerekir.Chcę to zobaczyć.
Ve benim bunu bilmem gerekir.De plus je dois connaitre ça.
Ve benim bunu bilmem gerekir.E devo saperlo.
Ve benim bunu bilmem gerekir.En ik moet dat weten.
Ve benim bunu bilmem gerekir.그 혁신이 무엇인지 정말 알고 싶습니다.
Ve benim bunu bilmem gerekir.Saya perlu tahu ketika itu terjadi.
Ve benim bunu bilmem gerekir.Și vreau să știu acest lucru.
Ve benim bunu bilmem gerekir.Và tôi cần biết điều đó.
Ve benim bunu bilmem gerekir.Και χρειάζεται να το ξέρω αυτό.
Ve benim bunu bilmem gerekir.Аз искам да знам това.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.Deze vrouw, Mevr. Young-Soon Han, heeft me alles geleerd wat ik weet over etniciteit, denk ik.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.Et cette femme, Mme Young-Soon Han, m'a enseigné le principal de ce que je sais sur les races.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.I ta kobieta, Pani Young-Soon Han, nauczyła mnie najwięcej o stosunkach rasowych.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.그리고 한영순이라는 이름의 이 여성은 제가 생각하기로는, 제가 인종에 대해 배워왔던 것의 대부분을 저에게 가르쳤어요.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.Nên người phụ nữ này, Cô Young-Soon Han, có lẽ cô là người làm tôi hiểu nhiều nhất về chủng tộc
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.Și aceasta femeie, domnișoara Young - Soon Han, cred că m-a învățat cele mai multe lucruri despre rasă.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.И эта женщина, Мисс Янг-Сун Хан, я думаю, научила меня почти всему, что я знаю о расе.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.וכך האשה הזאת, גברת יונג-סון האן, לימדה אותי להערכתי את רוב מה שאני יודעת אודות גזע.
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.و إذا السيدة, يونغ-سُون هَـن, افترض انها اكثر شخصية علمتني عن العنصرية
Ve bu bayan, Young-Soon Han Hanım, sanıyorum bana ırk hakkında bilmem gereken en büyük unsuru öğretti.人種差別とは何かということのほとんど全てを この女性から学んだように思います 彼女もスタッド氏と同じく 疑問を持っていました
Ve burda otobüsümüze binmek üzereyiz. Bilmem harfleri okuyabildiniz mi ama,Hier maken we ons klaar om op de bus te stappen. ik weet niet of je de letters kan lezen, maar er staat:
Ve cevap bilmem ne olacak.그러면 -어떤 값이 얻어질 것입니다.
Ve cevap bilmem ne olacak.وستحصل على قيمة ما
Ve "Çok utandım. Eskiden astronomi klübü üyesiydim, doğrusunu bilmem gerekirdi." demiş."Já se tak stydím, byla jsem členka astronomického kroužku a měla jsem to vědět."
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.A spus, a spus, a spus, nu putem, nu putem lăsa pe nimeni să afle,
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.Él dijo, él dijo, él dijo, no podemos, no podemos, dejar que nadie descubra esto.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.Hắn cứ bảo chúng ta không thể, không thể để ai biết được chuyện này
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.Hij zei, hij zei, hij zei, niemand, niemand mag hier achter komen.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.Il a dit, il a dit, il a dit qu'on ne pouvait laisser personne savoir ce qui s'était passé.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.그는 말했고, 그는 말했고, 그는 말했어요. 우리는 아무도 이것에 대해 알지 못하게 해야 한다고요.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.Lui ha detto, ha detto, ha detto, non possiamo, non possiamo farlo sapere a nessuno.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.On wtedy do mnie mówi, że nie możemy pozwolić, żeby ktoś się o tym dowiedział, że muszę mu pomóc.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.Он сказал, сказал, сказал мы не можем, не можем чтобы кто-то узнал.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.Той каза, той каза, той каза не можем, не можем да оставим никой да разбере за това.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.הוא אמר, הוא אמר, אסור, אסור שאף אחד יגלה.
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu.قال, قال, قال ليس بإمكننا ان نترك اية احد ليعرف ماحدث
Ve dedi ki, dedi ki, dedi ki, hiç kimse, hiç kimsenin bilmemesi gerekiyor bunu."この事は誰にも知られないように しなくしゃいけない" "助けてくれるよな"って彼が言うから "わかってる" 言ったの
Ve dünyanın da sıfır nokta sıfır sıfır bilmem kaçı demek.그리고 그건 세계 소비량의 0.0몇 퍼센트 정도가 되겠죠.
Ve dünyanın da sıfır nokta sıfır sıfır bilmem kaçı demek.Asta înseamnă 0,0 și ceva la sută din restul lumii.
Ve dünyanın da sıfır nokta sıfır sıfır bilmem kaçı demek.Ce qui fait 0,0 et des poussières poucentage du reste du monde.