Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Diese ganze Wahrheitsgeschichte und das alles - Sie sind nichts anderes als Propagandamühlen.
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Ez az egész Igazság dolog, ezek nem másik csak propaganda gépek.
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.På sanningssak och allt annat. Det är inget annat än propaganda kvarn.
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Soal Kebenaran itu dan semua itu... mereka itu hanya pabrik propaganda
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Sobre la verdad y todo lo demás No son mas que fabricas de propaganda
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Te wszystkie komisje prawdy i takie tam - to są siewcy propagandy,
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Todas essas coisas da Comissão para a Verdade. É, apenas, propaganda!
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Tutta questa roba sulla Verità eccetera, non è altro che mucchi di propaganda.
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Vse te stvari okrog komisije za resnico To je sama propaganda!
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Všetky tieto veci okolo Komisie pravdy a toto. To nie je nič iné, než propaganda.
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Όλη αυτή η δήθεν αλήθεια - είναι απλά μηχανισμοί προπαγάνδας.
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil."Всички тия работи за Истината и прочие, не са нищо друго, освен пропаганда..."
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.Вся эта Правда и вообще все это - не более, чем пропагандистская мельница
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil..כל ה"אמת" הזה, זה הכל תעמולה
Bütün bu gerçek bilmemnesi ve diğerleri - bunlar propaganda dolaplarından başka birşey değil.- 本当に.. - 私は知っています
Bu üçgenin alanını bulmamız gerekiyor ve bunun için taban uzunluğunu ve yüksekliği bilmem lazım.זה משולש, אנו צריכים לדעת מהו הבסיס,
Bu vahşet salgınının arkasındaki bilimsel gerçekleri bilmememizin, bize bir yararı yok.우리는 전염적 폭력의 저 편에 깔린 과학을 이해하지 못하고서는 이익을 얻을 수 없습니다.
Bu vahşet salgınının arkasındaki bilimsel gerçekleri bilmememizin, bize bir yararı yok.No nos beneficia el no conocer la ciencia de la epidemia de la violencia.
Bu vahşet salgınının arkasındaki bilimsel gerçekleri bilmememizin, bize bir yararı yok.これを含めた23の大統領行政上措置を本日発表します
Bu yargıyı kanıtlamak için paralel çizgilerimizin ve transversallerimiz olduğunu bilmemiz gerekiyor. . ..For at bevise det skal vi se på de parallelle linjer og transversalerne, som faktisk bytter roller.
Bu yargıyı kanıtlamak için paralel çizgilerimizin ve transversallerimiz olduğunu bilmemiz gerekiyor. . ..먼저 우리는 평행사변형의 성질을 알아야 합니다 평행사변형은 서로 마주보는 두 변이 평행을 이루어 두 쌍의 평행선으로 이루어진 사각형을 말합니다
Bu yargıyı kanıtlamak için paralel çizgilerimizin ve transversallerimiz olduğunu bilmemiz gerekiyor. . ..行、我々 いくつか横断と平行の線があります。 横断実際にスイッチの役割 だから、ちょうど続けましょうこれらはもう少しように見えますので
Çalýţacak mý? Bilmem, çalýţýr herhalde.Φίλε, μετά πού γύρισα από τον στρατό, πήγα διακοπές στο Κουσαντάσι.
Çekim nasýl geçti? Bilmem, fena deđil.Очевидно е, че е много богат.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.1日に7.000人の子どもだよ この2人もそうだ
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Ale mě žere to, že většina lidí tyhle zprávy asi neslyšela.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Ça me rend fou que la plupart des gens ne semblent pas être au courant de cela.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Dan saya bisa gila mengingat kebanyakan orang tampaknya tidak tahu tentang berita ini.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Det gör mig tokig att de flesta människor inte verkar känna till denna nyhet.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Doprowadza mnie do szału, że większość ludzi zdaje się o tym nie wiedzieć.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Es macht mich verrückt, dass die meisten Menschen nichts davon zu wissen scheinen.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Ik word gek als ik bedenk dat de meeste mensen dit niet weten.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.모른다는 사실이 어이없을 따름입니다.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Mă enervează că cei mai mulți oameni nu par să știe aceste vești.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Mi fa impazzire il fatto che la maggior parte della gente sembri non essere al corrente di questa notizia.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Nó khiến tôi phát điên khi biết rằng hầu hết mọi người có vẻ không biết đến thông tin này.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Y me molesta muchísimo ver que mucha gente aún no se ha enterado de esta noticia.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Με τρελαίνει που οι περισσότεροι άνθρωποι δεν ξέρουν αυτά τα νέα.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Мене страшенно дратує той факт, що більшість, схоже, про це навіть не здогадуються.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Побърква ме, че повечето хора изглежда не я знаят.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.Я просто ошеломлён тем, что многие люди этого похоже не знают.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.לחשוב שרוב האנשים כנראה לא יודעים על זה.
Çoğu insanın bu haberleri bilmemesi beni delirtiyor.هو أن يبدو أن معظم الناس لا يعرفون هذا الخبر.
Çok gergin bu aralar. Sallamıyor gibi yapar, hayat kısaymış da, bilmem ne...Parece despreocupado, nada interessa, a vida é curta e essas coisas.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Det er meget spændende at se højesteretten, specielt i en så prestigefyldt sag som den her.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Được diện kiến Toà án tối cao là một điều rất<br/>thú vị, đặc biệt là trong vụ án tầm cỡ này.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Es muy emocionante ver la Corte Suprema especialmente en un caso tan relevante como este.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Het is heel spannend om het hooggerechtshof te zien, vooral in een prestigieuze zaak als deze.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Je ne sais pas trop. C'est passionnant de voir la Cour Suprême, surtout pour une affaire si prestigieuse.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Nevím, je velmi vzrušující vidět Nejvyšší soud, zvláště při tak prestižním případu jako je tento.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Είναι πολύ συναρπαστικό να δω το Ανώτατο Δικαστήριο, ειδικά σε μια τέτοια περίπτωση κύρους όπως αυτή.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Много е вълнуващо да се види Върховния Съд, особено в толкова важно дело като това.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."Это очень интересно, чтобы увидеть Верховный суд, особенно в таком престижном случае как этот.
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."خاصةً في مثل هذه القضية التي لها اعتبار
Çünkü.. bilmem... anayasa mahkemesini ve bu kadar meţhur bir davayý canlý izlemek istedim."特に今回のような名高い事例では。 レッシグはインターネット上での著作権を 規定する新しい方法を押し進めていた。
Çünkü... Bilmem.Parce que... ... je ne sais pas.
Çünkü... Bilmem.わかんない!
Çünkü dünyayı değiştirmek harika, ama bunun her zaman gerçekleşmediğini bildiğinizi bilmem gerek.Bởi vì tôi cần phải biết rằng bạn hiểu việc thay đổi thế giới rất tuyệt, nhưng nó khó có thể xảy ra.
Çünkü dünyayı değiştirmek harika, ama bunun her zaman gerçekleşmediğini bildiğinizi bilmem gerek.Bo o ile zmienianie świata to świetna rzecz, to nie zawsze wychodzi.
Çünkü dünyayı değiştirmek harika, ama bunun her zaman gerçekleşmediğini bildiğinizi bilmem gerek.Cosciente di come, per bello che sia cambiare il mondo, non lo si cambia sempre.