Ana içeriğe geç
Sözlük

bilmedi ile cümle

bilmedi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Güvene kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin.And when you are safe, remember God, as He taught you what you did not know.
Allah sana Kitap'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir.God has revealed to you the Scripture and wisdom, and has taught you what you did not know.
Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir.God has revealed to you the Scripture and wisdom, and has taught you what you did not know.
Allah, sana Kitab (Kur'an)ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir.God has revealed to you the Scripture and wisdom, and has taught you what you did not know.
Güvene kavuştuğunuz zaman, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi ALLAH'ı anın.And when you are safe, remember God, as He taught you what you did not know.
ALLAH sana kitap ve bilgeliği indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti.God has revealed to you the Scripture and wisdom, and has taught you what you did not know.
Ben Allah'tan (bir bilgi olarak) sizin bilmediğinizi de biliyorum."I know from Allah what you do not know.’
Allah katından, sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi.I know from Allah what you do not know.’
Ve Allah'ın yardımıyla sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim."I know from Allah what you do not know.’
Yakub: "Ben size demedim mi? Allah'ın izniyle sizin bilmediklerinizi bilirim." diye konuştu.He said, ‘Did I not tell you, ‘‘I know from Allah what you do not know?’’ ’
İnsanları, bilmediklerinden sapıtmak için Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir?Who is more harmful than he who, without knowledge, invents a lie about Allah to mislead people?
Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz.You carried with your tongues and uttered with your mouths what you did not know.
Bilmediğin bir şeyi benden isteme. Sana cahillerden olmamanı öğütlerim!"Indeed, I advise you, lest you be among the ignorant."
Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir."And you were taught that which you knew not - neither you nor your fathers."
Allah sizin bilmediğinzi bilir.He knew what you did not know.
Allah, sizin bilmediğinizi bilir.He knew what you did not know.
Allah sizin bilmediğinizi bilir.He knew what you did not know.
Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum.I am not in error.
Fakat sanırım pek bilmediğimiz şey ise Peru ve Chavez arasındaki ilişkidir.But what we are perhaps less familiar with is the relationship between Chávez and Peru.
Bazıları üniformalı insanlardan o kadar korkuyor ki bilmediği şeyleri bile itiraf ediyor.Others are so afraid of anyone in uniform that they confess to things they don’t even know.
Analist, bunların bazılarının AB'nin toplam üye sayısını bilmediğini söyledi.Some of them do not know the total number of EU members, she said.
Ne karım ne de arkadaşlarım ne iş yaptığımı asla bilmedi.My wife never knew what I did for a living and neither my friends.
Ve eğer vatandaşların bilmediği şeyler varsa, bunlar net bir biçimde açıklanmalı.And if they do not know, it should be explained in a transparent manner.
Kentin yabancıları, en kısa güzergâhları bilmedikleri için sık sık bu tezgâha kurban gidiyorlar.Out-of-towners often fall victim to this scheme since they don't know the quickest routes.
Petraseviç, bu üstlerin adlarını bilmediğini ileri sürdü.Petrasevic said he did not know the names of those superiors.
Sırp ve SC makamları bunların nerede olduklarını bilmediklerini iddia ediyorlar.Serbian and RS authorities claim no knowledge of their whereabouts.
Tutuklananlardan 8 tanesi okuma yazma bilmediğinden mütevellit kendini savunamadı ve idam edildi.Since 8 of those arrested were illiterate, they could not defend themselves and were executed.
Kısa süre sonra arkadaşının satranç kurallarını bile bilmediğini fark etti.She soon realized that her friend did not even know the rules of chess well.
Memleketimde yaşamadım Bilmediğim gençliğin neşesi Vatanımı özledim Ey, güzel Kırım!On native earth I did not live, I was not young enough, I'm homesick, My beautiful Crimea!
Olayı örtbas etmenin Klaasje'nin fikri olduğunu ve Lely'yi kimin vurduğunu bilmediğini iddia eder.She claims that the cover-up was Klaasje's idea and has no idea who shot Lely.
Haruhi'nin bilmediği şey ise, dünyayı istediği gibi değiştirme gücüne sahip olduğudur.The story is indirect in saying how much Yuki, Mikuru and Itsuki know about each other.
Ama bok bilmediğim gibi elimde hiç koz yoktu, hissettirdi.But he made me feel like I had nothing to offer, like I knew shit."[17]
Onun bilip bilmediğini bilmiyorum.Ich weiß nicht, ob er es weiß.
Bana okuma-yazma bilip bilmediğimi sordu.Sie fragte mich, ob ich lesen und schreiben könne.
Bence Tom bizim bilmediğimiz şeyleri biliyor.Ich glaube, dass Tom Dinge weiß, die wir nicht wissen.
Bana benim bilmediğim bir şey söyle.Sag mir etwas, das ich nicht weiß.
Senin bilmediğin bir şey biliyorum.Ich weiß etwas, was du nicht weißt.
Dün Tom bana yüzmeyi bilmediğini söyledi.Gestern hat Tom mir erzählt, dass er nicht schwimmen kann.
Bilmediğin bir şey biliyorum ve onu sana söylemeyeceğim.Ich weiß etwas, was du nicht weißt, und das sage ich dir nicht.
Mary hakkında bilmediğin bir şey var ve öğrenince şaşıracaksın.Es gibt da etwas, was du über Maria nicht weißt, und wenn du's erfährst, wirst du staunen.
Onun ne olduğunu bilmediğimi mi sanıyorsun?Glaubst du, ich weiß nicht, was das ist?
Bizim hakkımızda bilmediğin bir şey var.Es gibt da etwas über uns, was du nicht weißt.
Yeryüzü ve Gökyüzü arasında daha bilmediğimiz çok şeyler var.Es gibt mehr Dinge zwischen Himmel und Erde, von denen wir keinen blassen Schimmer haben.
Qılmadı alay heç bir ulusqa, da şaraatların bilmediler alar.Und er leugnete abermals und schwor dazu: Ich kenne den Menschen nicht.
Ama Spike bir şey bilmediğini söyler.Spira behauptet, davon nichts zu wissen.
Gregorios'un Yunanca bilmediğini kabul edilir.Iphigenie erkannte jedoch in ihnen Griechen.
Bilmediğim bir şey hakkında rap yapamam.Ich kann mich nicht darauf hinausreden, daß ich von nichts gewußt hätte.
Bilmedikleri konular üstüne söz yürüten bilinçsizler de vız gelir bana!Und dann gibt es ja auch noch den Geschmack, über den sich bekanntlich nicht streiten läßt!
Ancak Athena'nın bilmediği bir şey varmış.Was Darwin nicht wissen konnte.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Nun wisse er, dass er nicht wisse.
Bay Kingston'ın bilmediği şey ise Frankie'nin peşinde olan tek kişi o değildir.Und die Leiche, die Francis sah, ist bei weitem nicht die erste.
Şarkının ne hakkında olduğunu bilmediklerime kani olmamın sebebi budur.Weshalb lüge ich Narr, ich weiß nicht, was ich singe.
Ben vitesli araba kullanmayı bilmediği için gitmeleri uzun zaman alır.Er sei froh, dieses Auto nicht mehr fahren zu müssen.
Adımızı bilmediğimiz tek bölüm; çünkü tanktayız.Ihr tatsächlicher Name bleibt unbekannt, da dieser ein Teil des Mysterienkultes war.
Savaştan sonra ne kardeşinin, ne de kendisinin Holokost hakkında bir şey bilmediğini iddia etti.Nach dem Krieg erfuhr er, dass keines seiner neun Geschwister den Holocaust überlebt hatte.
Fakat Jack'in bilmediği bir şey her şeyin göründüğü gibi olmadığıdır.Max ist zumeist egal, was um ihn herum geschieht.
Adam, Frank'e gitmesini, kadının ne olduğunu bilmediğini söyler.Er beklagt es, nicht genau zu wissen, was die Frau für ihn empfinde.
Ne yapacağımı bilmediğimden, ondan akıl istedim.Comme je ne savais quoi faire, je lui ai demandé conseil.
Anlamını bilmediğin bir kelimeye denk geldiğin zaman bir sözlüğe bakman daha iyi olacak.Tu ferais mieux de consulter un dictionnaire quand tu ne connais pas le sens d'un mot.
Onun bilip bilmediğini bilmiyorum.J'ignore s'il le sait.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod