Ama Spike bir şey bilmediğini söyler.Chuck realized that I didn't know anything else.
Oedipus’un bilmediği şey ise bu adamın babası olduğudur.Sheheryar does not know that he is in fact the father of the child.
Robert olaya karşı çıkar fakat bilmediği bir şey vardır.Peter agrees to get one, despite not knowing what it involves.
Ama tekrar birleştikten sonra nasıl çalışacaklarını bilmediğini ekledi.But he can't work out how to unify them again.
Kimsenin kız olduğumu bilmesini istemedim ve onlar da bilmediler.I didn't want anyone to know that I was a girl, and they didn't.
Araştırdığımda bir de baktım ki ailemizde bastırılmış, saklanmış hiç bilmediğim kimlikler var.And when I looked, I saw repressed identities that were hidden from me in the family.
Bunu sadece ona sahip oldukları için değil, ona sahip olduklarını bilmedikleri için söylüyorlar.They're not just saying it because they own it, because they don't know they own it.
Ve ne yapacağımızı bilmediğimiz için de bizim için seçilen neyse onu kabul ediyoruz.And because we have no idea what to do, we just pick whatever it was that was chosen for us.
Bunun asimtot olduğunu bilmediği için, tüm noktaları birleştirmeye çalışıyor. -So it doesn't know that this is an asymptote, so it actually tried to connect the dots.
Sorumluluklarımı bilmediğim için değil aslında. .And it might not be just because I've been irresponsible.
Bugün, eskiden bilmediğimiz bir şeyi biliyoruz.We now today know something we didn't know before.
Ve aralarındaki açıyı da bilmediğinizi farz edin.And what if you're not given the angle between them?
Bu dalgaların ses-ötesi, kimsenin ne olduğunu bilmediği ses ötesi, frekansları var.Those waves have frequencies in infrasound domain, the sound actually nobody knows, domain.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Or, sometimes I take them to places that people have never heard of because they're underwater.
Herneyse, yani, göremediğimiz en büyük şeyler, hep bilmediğimiz şeyler.Anyway, so the biggest thing that's invisible to us is what we don't know.
İhtiyacımız olduğunu bile bilmediğimiz şeyler satın alıyoruz.We buy stuff we didn't know we needed.
"Teşekkür ederim," dedi ve o ne başka bilmediği için elini uzattı yok."Thank you," she said, and held out her hand because she did not know what else to do.
Uygar İlgisizliği uygulamayı bilmedikleri için ölen insanlar var.There are people that die because they don't know how to do Civil Inattention.
Gerçek güvenlik birşeyi bilmediğinizde bilmediğinizi kabul etmektir.Real security is not knowing something, when you don't know it.
Sokrates, hicbir sey bilmedigini bilecek kadar bir alim adam.Socrates, a man wise enough to know that he knows nothing.
Bunun sebebini bilmediğimi söylemek isterdim.I'd like to say I don't know.
Bilmediğim şeyler tarafından yeterince gururum kırıldı.I've been humbled enough by all I don't know.
Ama rakiplerimin bilmediği bir şey biliyor olabilirim.But you know what? I might know something that my competitors don't know.
Mevcut bir pazarda, kimsenin bilmediği bir şeyi bilebilirim.In an existing market, I will likely know something no one knows.
Ne olduđunu bilmediklerinden çöpe gitmiţ. Ama ben yakaladým.Since they didn't know what it is, they throw it away, but i got it
Nasıl yapılacağını bilmediğimizden değil, bu mümkün olmadığından.Not merely that we don't know how, but that it can't be done.
Ve o 95lik öğrenci bile, bilmediği yüzde 5 lik kısım neydi?And even that 95 percent student, what was the five percent they didn't know?
Ve ülke bunu hiçbir zaman bilmedi.Bu bölgeden hiçbir bilgi elde edemediler.And the country never knew this. They never had any data from this area.
Kimse nerede olduğunu bilmedi.Then nobody knows his whereabouts.
Değerinin ne olduğunu henüz bilmediğimiz için, c diyoruz. -But we didn't even know what it was, we haven't solved for it, so we can still write c.
Bilmedikleri o kadar çok şey var, biz güleriz, doğru mu?People don't know we laugh.
Green School etkisi - ne olduğunu bilmediğimiz bir şey.The Green School effect -- we don't know what it is.
Ve yanık hakkında öğrenilen bir şey varsa, onu nasıl tedavi edeceğimizi bilmediğimizdir.And if there's anything that's been learned about burn, it's that we don't know how to treat it.
Değişim, neyi aradığımızı tam olarak bilmedikçe sessiz ve fark edilemezdi.The change was silent, imperceptible, unless you knew exactly what to look for.
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için çok gergindim.I was shaking so much, I can't think of what I went on about.
Ne yaptığımı bilmediğim için affet beni."Forgive me, for I know not what I do.'
Hâlâ bilmediğim şeyler var.I still haven't got it all figured out.
Kim olduğunu bilmedikleri için onu duvara asamazlar.They can't hang it on the wall, because they don't know who he is.
Kendinizi bilmediğiniz şeylerle ya da yapmadığınız şeylerle tanımlamayın.Don't be defined by what you didn't know or didn't do.
Bizim bilmediđimiz ne anlatacak onun hakkýnda?With the 50,000 in the bag
Tamam, hiçbiriniz beş toplu dokuyu bilmediğinize göre,OK, so since you all don't understand what the five-ball pattern is,
Fakat bir yan var ki, asla bilmediğimBut there's a side to you that I never knew, never knew
Bana geçmek bilmedi.To me, it's been a long time.
Tabii burada... "eksi 5"i biraz daha ortalayayım. Bu anlattıklarım bilmediğiniz şeyler değil.If we go the left that would get us to negative five and there's nothing,
Bununla ilgili diğer bir şey de, bilmediğiniz bir özelliğini söyleyeyim:One other thing about it, if you do have one at home,
Bitirmek için, en fakir bir milyar insan bilmediğimiz acılar çekiyorlar.So to just end up, there are things of suffering in the one billion poorest, which we don't know.
Ve bir çelişki daha var ben matematik bilmediğimde bilim konuşurum.And I suppose it's a contradiction that I talk about science when I don't know math.
Ben, dediğim gibi, hakkında hiçbirşey bilmediğim şeyler hakkında konuşmayı severim.I like to, as I said, talk about things I know nothing about.
Senin gibi bir kızın bunu bilmediğini mi söylüyorsun?You're saying a girl like you doesn't know that?
Ve onların kendilerini bilmediği ortaya çıktı.And it turned out that they don't know themselves.
Çoğu insanın varolduğunu bile bilmediği... ...bir mutluluk ziyafeti çektim.I've feasted on a bliss that most people never even know exists.
Bilmediğimiz o kadar çok gizem var ki.There is so much mystery we don't know.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.What I didn't know at the time was that my father had actually been born with perfect eyesight.
Yazdığım formül, Vson'u bilmediğimiz zaman geçerlidir. -This is for the situation when we didn't know what the vf was.
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.I don't know how many people I had on my address.
Beyin hakkında bilmediğimiz birçok şey var ama bunla birlikte bildiğimiz birkaç şey de var.There is so much about the brain that we don't know, but there are some things we do know.
Bilip bilmediğini bilmiyorum ama biz severiz, biz biz biz severiz partileri hey!I don't know if you know but we like, we we we like party hey!
Bilip bilmediğini bilmiyorum, bu çılgın, çılgın, acele etI don't know if you know, it's crazy, crazy, hurry up
Geçen sefer bu elimde yoktu, bilmediğim bir nedenden kaybetmiştim.Let me just show you a Periodic Table
Tamam, bilmediğin bir şey olursa, her zaman beni arayabilirsin.Okay. If there's something you don't know, always call me.