Ve yanık hakkında öğrenilen bir şey varsa, onu nasıl tedavi edeceğimizi bilmediğimizdir.И если и есть что-то, что мы узнали об ожогах, так это то, что мы не знаем как их лечить.
Ve yanık hakkında öğrenilen bir şey varsa, onu nasıl tedavi edeceğimizi bilmediğimizdir.ואם יש משהו שלמדנו על כוויות זה שאנחנו לא יודעים איך לטפל בזה
Ve yanık hakkında öğrenilen bir şey varsa, onu nasıl tedavi edeceğimizi bilmediğimizdir.ولو كان هناك شيء يجب أن تعلموه عن الحرق فهو أننا لا نعلم كيف نعالجه
Ve yanık hakkında öğrenilen bir şey varsa, onu nasıl tedavi edeceğimizi bilmediğimizdir.治療法が判らないこと 火傷治療に行われるのは
'X' bilmediğimiz sayıdır."X" é il numero sconosciuto.
'X' bilmediğimiz sayıdır."X" este numarul necunoscut.
'X' bilmediğimiz sayıdır."X" est le nombre inconnu.
'X' bilmediğimiz sayıdır."X" je neznáma.
'X' bilmediğimiz sayıdır."X" là số chưa biết.
'X' bilmediğimiz sayıdır.X הוא הנעלם.
'X' bilmediğimiz sayıdır."Χ" είναι ο άγνωστος αριθμός.
'X' bilmediğimiz sayıdır."Х" - неизвестное число.
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Aaa, e doar o bisericuță neînsemnată."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ach, dit is een of andere kleine kerk in een of ander gehucht."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ah, c'est une toute petite église au milieu de nulle part."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ah, das ist eine winzig kleine Kirche mitten im Nirgendwo."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ah, isto é uma pequena igreja no meio de nenhures."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ah, ma questa è solo una piccola chiesa in mezzo al nulla".
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ale to jakiś mały, nic nie znaczący kościółek w jakiejś kompletnej dziurze."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Bueno, es solo una iglesita por allá perdida".
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""아 이것은 어느 알 수 없는 곳의 작은 교회야."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ugyan, ez egy aprócska templom, a semmi közepén."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ώ, αυτή είναι μια μικρή, μικροσκοπική, εκκλησία στη μέση του πουθενά."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""А, ну это какая-то маленькая церковь из глубинки".
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""О, това е някаква малка забутана църква."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise."אומרים, "אה, זוהי סתם איזו כנסייה זעירה באמצע שום מקום."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise."يقول , " نعم هذه بعض مناطق صغيرة ، كنيسة قديمة فى منطقة نائية . "
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise."でもイラクにいるあなたにはそんなことはわかりません
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.A volte, li porto in luoghi che la gente non ha mai sentito nominare perché sono sott'acqua.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Czasem zabieram ich w miejsca, o których ludzie nie słyszeli, bo są pod wodą.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.때때로 저는 이들을 사람들이 전혀 들어 보지 못한 곳으로 데려가기도 합니다. 물속이니까요.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Nebo je někdy vezmu na místa, o kterých lidé nikdy neslyšeli, protože to je pod vodou.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.O, a veces, los llevo a lugares de los que la gente nunca ha oído porque están bajo el agua.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Oder aber ich besuche mit ihnen Orte von denen Menschen noch nie gehört haben, weil sie unterwasser liegen.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Of, soms breng ik hen naar plaatsen waar mensen nog nooit van gehoord hebben omdat ze onder water zijn.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Ou, às vezes eu levo-os para lugares de que as pessoas nunca ouviram falar por serem subaquáticos.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Uneori îi duc în locuri de care oamenii nu au auzit pentru că sunt subacvatice.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Vagy néha olyan helyekre viszem őket, amikről az emberek soha nem hallottak, mert víz alatt vannak.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Или иногда я отправляю их в места, о которых люди никогда не слышали, потому что они под водой.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.Или, понякога ги отвеждам на места, които хората никога не са чували, защото те са под водата.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.או לפעמים אני לוקח אותם למקומות למקומות שאנשים אף פעם לא שמעו עליהם כיוון והם מתחת למים.
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.واحيانا ااخذهم الى عدة اماكن تحت المياه لم يسمع بها الناس
Ya da bazen onları bazen hiç kimsenin bilmediği yerlere koyuyorum, çünkü oralar denizin altında.海中のある場所に連れて行ったり 例えば 大西洋中央海溝に スキーに連れて行ったり
Yazdığım formül, Vson'u bilmediğimiz zaman geçerlidir. -Tohle byla situace, kdy jsme "vf" neznali.
Yazdığım formül, Vson'u bilmediğimiz zaman geçerlidir. -이건 우리가 Vf를 모를때 사용하는 거죠.
Yazdığım formül, Vson'u bilmediğimiz zaman geçerlidir. -שתי האפשרויות. זה עבור המצב שבו לא ידענו
Yazdığım formül, Vson'u bilmediğimiz zaman geçerlidir. -هذا في حال أننا لم نكن نعلم ما هي السرعة النهائية "2ع"
Yoon Joo'nun da bilip bilmediğini soruyorum.Yun Ju is tud róla?
Yoon Joo'nun da bilip bilmediğini soruyorum.Ρωτάω αν το ήξερε και η ΓιουΤζου.
Yoon Joo'nun da bilip bilmediğini soruyorum.اسأل اذا كانت يون جو تعرف ايضا
Zeman ayrıca "ateş etmeyi bilmediği" için gazetecilerin korkmasına gerek olmadığı esprisi yaptı.Zeman también bromeó con los periodistas que no debían temer filmarlo porque "no sabe disparar".