Bilmediğin şey seni incitebilir.What you don't know can hurt you.
O bana dikiş dikmeyi bilip bilmediğimi sordu.She asked me whether I know how to sew.
İşte bilmediğimiz şeyler.Here's what we don't know.
Bilmediğim şey bu.That's what I don't know.
Tom bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know.
Aradım ve Mary'nin ne zaman geleceğini bilip bilmediğini Tom'a sordum.I called and asked Tom if he knew when Mary would be arriving.
Bilmediğim için sana söylemedim.I didn't tell you because I didn't know.
Cevabı bilmediğimi zaten söyledim.I've already said I don't know the answer.
Tom'un bilmediği bir şey biliyordum.I knew something Tom didn't know.
Onların bilmediği bir şey biliyorum.I know something they don't know.
Senin de bilmediğini biliyorum.I know you don't know either.
Ben hiçbir şey bilmediğime yemin ederim.I swear I don't know anything.
Bilmediğimi sana söyledim.I told you I didn't know.
Bunu bilmediğine şaşırdım.I'm surprised you didn't know that.
Tony bilmediğini söyledi.Tony said he didn't know.
Tom hakkında, ailesinin bile bilmediği şeyleri biliyordum.I knew things about Tom that even his parents didn't know.
Bilmediğim tüm kelimelere sözlükte baktım.I looked up all the words I didn't know in the dictionary.
Bilmediğini mi söylüyorsun?Are you saying you don't know?
Ne olduğunu bilmediğini mi demek istiyorsun?Do you mean you don't know what happened?
Tom'un geldiğini bilmediğime yemin ederim.I swear I didn't know Tom was coming.
Tom'un Mary'nin ne yaptığını bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom knows what Mary did.
Tom'un Mary'nin ne yaptığını bilmediğine dair iyi bir olasılık var.There's a good chance that Tom doesn't know what Mary has done.
Tom partinin ne zaman başlayacağını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know what time the party was going to start.
Tom Mary'nin neden ondan ayrılmak istediğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary wanted to break up with him.
Tom Mary'nin neden onunla ilişkiyi bitirmek istediğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary wanted to break up with him.
Tom'un Mary'nin soyadını nasıl heceleyeceğini bilmediğine şaşırdım.I'm surprised Tom didn't know how to spell Mary's last name.
Tom Mary'nin ne zaman geleceğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know when Mary would be arriving.
Tom'un Fransızca konuşmayı bilmediğine şaşırdım.I'm surprised Tom doesn't know how to speak French.
Tom Mary'nin erkek arkadaşının kim olduğunu bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know who Mary's boyfriend was.
Senin, bilmediğim bir şeyi bildiğini sanıyordum.I thought you knew something that I didn't know.
Tom,Mary'nin nereye gittiğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know where Mary had gone.
Tom'un yüzmeyi bilmediğine şaşırdım.I'm surprised Tom doesn't know how to swim.
Tom'un şemsiyemin nerede olduğunu bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom knows where my umbrella is.
Mary'nin onu ne kadar sevdiğimi bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if Mary knows how much I love her.
Herkesin bunu nasıl yapacağını bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if anybody knows how to do this.
Tom'un nerede olduğunu bilmediğini sanıyordum.I thought you didn't know where Tom was.
Tom'un nerede olduğunu herhangi birinin bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if anybody knows where Tom is.
Tom'un onun hakkında bilmediğine eminim.I'm sure Tom didn't know about that.
Sana kimsenin bilmediği küçük bir sır açıklayacağım.I'll let you in on a little secret.
Sana bir şey bilmediğimi söyledim.I told you I don't know anything.
Tom bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know.
Tom, Mary hakkında henüz bizim bilmediğimiz bir şey bildiğini söylüyor.Tom says he knows something about Mary that we don't know yet.
Tom Mary'nin Fransızca konuşmayı bilmediğini söyledi.Tom said Mary didn't know how to speak French.
Tom Mary'nin telefon numarasını bilmediğini söyledi.Tom said he doesn't know Mary's phone number.
Tom Fransızcayı nasıl konuşacağını bilmediğini söyledi.Tom said he doesn't know how to speak French.
Tom Mary'nin Fransızca bilmediğini biliyordu.Tom knew Mary didn't know French.
Sorun insanların ne yaptığımızı bilmediğimizi düşünmeleridir.The problem is that people think we don't know what we're doing.
Sadece nasıl çözeceğimizi bilmediğimiz bir sorunumuz kaldı.I just have one problem left that I don't know how to solve.
Sorun sana güvenebilip güvenemeyeceğimi hâlâ bilmediğimdir.The problem is I still don't know if I can trust you.
Tom, problemi nasıl çözeceğini bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know how to solve the problem.
Tek sorun nereden başlayacağımızı bilmediğimizdir.The only problem is we don't know where to start.
Sorun Tom'un yüzemediğini bilmediğimdi.The problem was I didn't know Tom couldn't swim.
Sorun Tom'un nerede olduğunu bilmediğimizdir.The problem is that we don't know where Tom is.
Bu nasıl çevireceğimi bilmediğim bir cümle.This is a sentence that I don't know how to translate.
Bilmediğini bilseydim, bir şey söylemezdim.If I had known that she didn't know, I wouldn't have said anything.
Onun bilmediğini bilmiş olsaydım herhangi bir şey söylemezdim.If I had known that she didn't know, I wouldn't have said anything.
O bana nasıl dikiş dikeceğimi bilip bilmediğimi sordu.She asked me if I knew how to sew.
Tom bana Fransızca konuşmayı bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew how to speak French.
Ben sadece bunu biliyorum: hiçbir şey bilmediğim.I only know this: that I know nothing.
Tom bilmediğini itiraf etmek istemiyordu.Tom didn't want to admit that he didn't know.