Nereden çıktığını bilmediğimiz bir kalabalık üstümüze doğru koşmaya başlamıştı.무슨 일이 일어 났는지 깨달은 몇몇 사람은 건너편 문으로 향해 뛰기 시작했다.
Toplama kampları hakkında bir şey bilmediğini söyledi.היא טענה כי לא ידעה על המתרחש במחנות הריכוז.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.אנו עומדים כעת בפני בעיות חדשות שדורות קודמים לנו לא הכירו.
Ata Demirer yatpığı açıklamada kelimenin gay porno sitesi olduğunu bilmediğini belirtti.בשער השלישי של הספר מנסה גולדמן להסביר מדוע זה אינו עולם פוסט-אמריקני.
İkinci Dünya Savaşı'nda orduya yazıldı fakat ilk gün silah kullanmayı bilmediği için elini yaraladı.בשנות מלחמת העולם השנייה גויס לצבא, אבל כבר ביומו הראשון נפצע בידו כשלמד לטפל ברובה ואושפז בבית חולים צבאי.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.חלק מהפליביליסטים טוענים כי וודאות מוחלטת על כל סוג של ידע היא בלתי אפשרית.
Catherine okuma yazma bilmediği için evlilik cüzdanını “X” ile imzaladı.קתרין הייתה ילדה ענייה שלא ידעה קרוא וכתוב (על הסכם הנישואין חתמה בסימון X).
Toplama kampları hakkında bir şey bilmediğini söyledi.Казва, че не знае за лагерите за унищожение.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Вероятно, защото не знае, че е такъв.
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Не може да плува и се бои от водата.
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."U ime Boga koji poučava čovjeka onome što ne zna.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.Bila je izkušnja, drugačna od vseh drugih …, ki sem jih poznal.
Percy’nin kaybolduğuna ve kim olduğunu bile bilmediğine karar verilmişti.Filostrat je celo zapisal, da Pitagora ni bil le oseba, ki je vedel kdo je, temveč tudi kdo je bil.
Tom hakkında hala bilmediğim çok şey var.Aš dar daug ko nežinau apie Tomą.
Bende ona fizik hakkında hiçbir şey bilmediğimi söyledim.Ta vastas: “Ma ei tea midagi tuumafüüsikast.”
Ama Spike bir şey bilmediğini söyler.Spee seda muidugi ei teadnud.
Ama bilmediği bir şey vardır!Kuid poleks mdagi, mida me ei tea.
Ancak Nim’in bilmediği bir gerçek vardır.Aga on tõsiasju inimese värvinägemise kohta, mida Mary enne vabanemist ei tea.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.이곳은 아직 292미터까지만 탐사되었고 더 깊은 곳에 대해서는 아는 것이 없습니다.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.A fost explorat până la adâncimea de 292 metri și mai mult nimeni nu știe nimic.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Byl prozkoumán do hloubky 292 metrů a hlouběji, nikdo neví nic.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Eddig 292 méter mélységig sikerült feltárni, de azon túl senki nem tud semmit.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Elle a été explorée jusqu'à 292m de profondeur et en dessous, personne ne sait ce qu'il y a.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Ha sido explorado hasta una profundidad de 292 metros pero nadie sabe que hay más allá.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Hij is verkend tot 292 meter diep, maar nog dieper, weet niemand er wat van.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Nó đã được thăm dò tới độ sâu 292 mét và sâu hơn nữa thì chưa ai biết đến.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Sie ist bis zu einer Tiefe von 292 Metern erforscht worden, und darüber hinaus weiß niemand etwas.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Zbadano je tylko do głębokości 292 m i nikt nie wie, co jest niżej.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Έχει εξερευνηθεί έως βάθος 292 μέτρων και πέρα από αυτό κανείς δεν ξέρει τίποτα.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Его уже исследовали до глубины 292 метров, но дальше никто ничего не знает.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.Изследван е до дълбочина от 292 метра, отвъд това никой не знае нищо.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.הוא נחקר עד לעומק של 292 מטרים ומעבר לזה איש לא יודע דבר.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.وجرى استكشافه حتى عمق 292 متر وبعد ذلك لا أحد يعرف أي شيء.
292 metre derinlikte ve hiç kimsenin bilmediği bir yerde keşfedildi.その下は誰も知りません それがDEPTHXのミッションの一部です
Adını bilmediğimiz Chatres mimarı, kiliseyi yıkılan Roma kilisesinin temelleri üzerine inşa etti.Neznámý architekt z Chartres jej postavil na základech románského kostela, jenž tu stál dříve.
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.Ich weiß nicht, wie viele Leute in meinem Adressbuch waren.
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.Je ne sais pas combien de personnes j'avais dans mon carnet d'adresses.
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.저는 제 주소록에 얼마나 많은 사람들이 있는 지 몰랐어요
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.Nu stiu cate adrese aveam in agenda,
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.Tôi không biết tôi có bao nhiêu tên liên lạc trong danh bạ.
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.Не зная колко хора имах в адресника ми,
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.Я не знаю, сколько контактов было в моей адресной книге.
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.אין לי מושג כמה אנשים הוספתי לכתובת,
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.لاأعلم عدد الأشخاص الذين أملك عنواينهم في حسابي ,
Adres bölümümde sayısını bilmediğim tüm insanlara gönderiyordum.紛争の進捗状況や
Ailem, üç nesil bu işi yaptı. Hayatım boyunca bunu yaptım. Hâlâ bilmediğim şeyler var.Jeg er tredje generation, har boret hele livet, men forstår stadig ikke alt.
Ailem, üç nesil bu işi yaptı. Hayatım boyunca bunu yaptım. Hâlâ bilmediğim şeyler var.lo I'ho fatto per tutta la vita, ma non ho ancora imparato tutto.
Ailem, üç nesil bu işi yaptı. Hayatım boyunca bunu yaptım. Hâlâ bilmediğim şeyler var.Minä olen porannut koko elämäni, mutta en silti vielä tiedä kaikkea.
Ailem, üç nesil bu işi yaptı. Hayatım boyunca bunu yaptım. Hâlâ bilmediğim şeyler var.Naše rodina to dělá už tři generace a stejně nevím všechno.
Ailem, üç nesil bu işi yaptı. Hayatım boyunca bunu yaptım. Hâlâ bilmediğim şeyler var.Tôi là kỹ sư khoan thế hệ thứ 3 và đã làm nghề này cả đời vậy mà tôi còn chưa dám tự cho là biết hết.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.Dar am realizat în dimineaţa primei zile că nu ştiam exact în ce mă implicasem.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.De az első nap reggelén szembesültem vele, hogy fogalmam sincs, mibe keveredtem.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.그러던 어느날 아침 저는 저의 탐험계획이 - 얼마나 터무니 없는 것인가를 - 깨달았지요
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.Maar op de morgen van dag één realiseerde ik me, dat ik eigenlijk niet precies wist waar ik aan begonnen was.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.Mais j'ai réalisé le matin du premier jour que je n'avais aucune idée dans quoi je m'étais embarqué.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.Ma la mattina del primo giorno mi sono reso conto che non avevo idea di cosa avessi cominciato.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.Mas apercebi-me, na manhã do primeiro dia, que não fazia a mínima ideia daquilo em que me metera.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.Nhưng vào ngày đầu tiên, tôi nhận ra là tôi chẳng biết gì về cái nơi mà tôi đang đi tới.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.Pero me dí cuenta en la mañana del día uno que no tenía ni idea de en qué me había metido exactamente.
Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim.Але на ранок першого дня я усвідомив, що не мав жодного уявлення, у що я себе втягнув.