Bana bilmediğim bir şey söyle.Tell me something I don't know.
Tom'un bilmediği bir şey biliyorum.I know something Tom doesn't know.
Bilmediğim bir şey mi biliyorsun?Do you know something I don't know?
Bu benim soru değildi. Ben başka bir şeyi bilmek istedim.This wasn't my question. I wanted to know something else.
O benim sorum değildi. Ben başka bir şeyi bilmek istedim.That wasn't the question I asked. I wanted to know something else.
Kimse burada olduğumu bilmeyecek.No one will know I'm here.
Sen bilmelisin.You ought to know.
Herkes bunu bilmeli.Everyone should know this.
Ben de bilmek istiyorum.I would also like to know.
Ben de bilmek istedim.I also wanted to know.
Ben de bilmek istiyordum.I wanted to know as well.
Bir diplomat kaç dil bilmelidir?How many languages should a diplomat know?
İçgüdüsel olarak ne yaptığını bilme yeteneğine güveniyorum.I trust your ability to know what to do instinctively.
Gerçeği bilmeyi hak ediyor.He deserves to know the truth.
O, gerçeği bilmeyi hak ediyor.He deserves to know the truth.
Bilmediğin şey sana zarar veremez.What you don't know can't hurt you.
Bilmediğin şey seni incitebilir.What you don't know can hurt you.
O doymak bilmez bir okuyucudur.She's a voracious reader.
O bana dikiş dikmeyi bilip bilmediğimi sordu.She asked me whether I know how to sew.
Kendini bilmek çok zordur.It's very difficult to know oneself.
Gerçekten bilmek istediğini düşünmüyorum.I don't think you really want to know.
Bilmenin imkanı yok.There's no way to know.
Tom, yalnız olmadığını bilmeni istiyorum.Tom, I want you to know that you're not alone.
Tom asla bilmeyecek.Tom will never know.
Ben gerçekten cevabı bilmeliyim.I really should know the answer.
O bilmeliydi.He should have known.
Tom'un bilmesine izin ver.Let Tom know.
Annemin bilmesini istemedim.I didn't want my mom to know.
Tom bilmeli.Tom should know.
Bilmem gerek.I need to know.
Hiç kimse bilmemeli.Nobody must know.
Hiç kimse asla bilmeyecek.Nobody'll ever know.
Onlar bilmeyecekler.They won't know.
Asla bilmeyeceksin.You'll never know.
O, iyi ve kötü arasındaki farkı bilmez.He doesn't know the difference between good and evil.
Doktorlar hiçbir şey bilmezler.Doctors don't know anything.
Onun adını gerçekten bilmek istiyorum.I really want to know her name.
Tom sebebini bilmeyecek.Tom won't know why.
Hiçbir şeyin kıymetini bilmezlik etme.Don't take anything for granted.
İşte bilmediğimiz şeyler.Here's what we don't know.
Bilmeme gerek yok.I don't need to know.
Ben dürüstçe herhangi bir şey bilmem.I honestly don't know anything.
Bilmemen daha iyi.It's better you don't know.
Bilmediğim şey bu.That's what I don't know.
Onlar orada olduğumuzu bilmeyecek.They won't know we're there.
Tom bilmemeli.Tom doesn't need to know.
Benim bilmemi istemediğin şeyi bilmiyorum. Yani neyi bilmek istediğimi bilmiyorum.I don't know what you don't want me to know, so I don't know what I want to know.
Tom bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know.
Bilmen gerekmiyor.You don't need to know.
Ben o oğlanları bilmedim.I didn't know those boys.
Ben senin süremediğini bilmedim.I didn't know you couldn't drive.
Ben senin çocuklara sahip olduğunu bilmedim.I didn't know you had children.
Ne yapmayı planladığını kesinlikle bilmek zorundayım.I absolutely must know what you're planning to do.
Sanırım onun ne zaman olacağını tam olarak bilmek imkansızdır.I assume it's impossible to know exactly when that'll happen.
Aradım ve Mary'nin ne zaman geleceğini bilip bilmediğini Tom'a sordum.I called and asked Tom if he knew when Mary would be arriving.
Tom'un bilmesine izin veremem.I can't let Tom know.
Dışarı çıkıp hepimizin bilmek istediğini Tom'a sorabilirim.I could come right out and ask Tom what we all want to know.
Onları bilmek istiyorsan onları sana anlatabilirim.I could tell you all the details if you want to know them.
Tom'a bilmek istediği şeyi söyleyemedim.I couldn't tell Tom what he wanted to know.
Ne olduğunu bilmek istedim.I wanted to know what happened.