Yaşamak için çok daha uzun zamanı olmadığını biliyordu.He knew he did not have much longer to live.
Japonya savaşı kazandığını biliyordu.Japan knew it was winning the war.
Marco'nun hasta olduğunu biliyorum.I know that Marco has been sick.
Onu bildiğimi biliyorum ama onu hatırlayamıyorum.I know that I know it, but I can't remember it.
Bazı insanların çalışmamı değerlendireceğini biliyorum.I know that some people value my work.
Babamın hala ofiste olup olmadığını biliyor musun?Do you know if my father is still in the office?
Kalbim gerçeği biliyor.My heart knows the truth.
Ona gerçeği söylemek zorunda olduğumu biliyordum ama kendimi ikna edemedim.I knew I had to tell him the truth, but I couldn't bring myself to do it.
Tiyatro oyununu bilmiyorum, fakat yazarı iyi biliyorum.I don't know the theater play, but I know the author well.
Onlar onu biliyor olmalı.They should know it.
Senin adını biliyorum.I know your first name.
Ben senin vaftiz adını biliyorum.I know your Christian name.
Benim adımı nasıl biliyorsun?How do you know my name?
Adımı nereden biliyorsun?How do you know my name?
Erkek kardeşin nasıl araba süreceğini biliyor mu?Does your brother know how to drive?
Kardeşin nasıl araba sürüleceğini biliyor mu?Does your brother know how to drive?
İspanyolca, Baskça ve biraz İngilizce biliyorum.I know Spanish, Basque and some English.
Her neyse, ben sizin meşgul olmak zorunda olduğunuzu biliyorum, bu yüzden gideyim.Anyway, I know you must be busy, so let me go.
Neyse, meşgul olmalısınız biliyorum o yüzden ben gideyim.Anyway, I know you must be busy, so let me go.
Beni bilen şunlar, Katolik olduğumu biliyorlar.Those who know me know that I'm Catholic.
Pakistan istihbaratı gerçekten teröristin nerede olduğu hakkında bir şey biliyor muydu?Did Pakistani intelligence really know nothing about the terrorist's whereabouts?
Onlar "vitamin"'in ne anlama geldiğini biliyor.They know what "vitamin" means.
Hatalı olduğumu biliyorum.I know that I was wrong.
Herkes senin yalancı olduğunu biliyor.Everybody knows that you are a liar.
Herkes sizin yalancı olduğunuzu biliyor.Everybody knows that you are a liar.
O, onunla tartışmaktan daha iyisini biliyordu.She knew better than to argue with him.
Ona baktı ve onun kızgın olduğunu biliyordu.She looked at him and knew that he was angry.
Muhtemelen cevabı biliyor olabilir.She might possibly know the answer.
Kırmızı ile mavinin karışımından mor elde edildiğini biliyor muydunuz?Did you know that if you mixed red and blue paint you obtained purple?
Biz 100 milyardan fazla galaksi biliyoruz.We know of more than 100 billion galaxies.
Onun kızgın olduğunu biliyordum ama o kadar kızgın olduğunu düşünmedim.I knew he was angry, but I didn't think he was that angry.
Onun zengin olduğunu biliyordum.I knew he was rich, but I didn't think he was that rich.
Genç adam kuralları biliyor ama yaşlı adam kural dışı durumları biliyor.The young man knows the rules, but the old man knows the exceptions.
O, nerede yaşadığımızı biliyor.He knows where we live.
Çocuk nasıl yüzeceğini biliyor bu yüzden suda boğulmayacak.The child knows how to swim, so she won't drown in the water.
Fransızların "simetri" ve "asimetri" arasındaki farkı işitmediklerini biliyor musunuz?Do you know that the French do not hear the difference between "symmetry" and "asymmetry"?
O, nasıl beyzbol oynayacağını biliyor.He knows how to play baseball.
Hayır, Java'yı değil JavaScript'i biliyorsun.No, you don't know Java. You know JavaSCRIPT.
Ben şimdi durumumu biliyorum.Now I know my situation!
Onu sadece Obama biliyor.Only Obama knows that.
Onların hepsini biliyorum.I know them all.
Çocuklarınızın ne yediğini biliyor musunuz?Do you know what your kids are eating?
Onu yapmamam gerektiğini biliyordum fakat bir şekilde onu yaptım.I knew I shouldn't have done it, but I did it anyways.
Son dakikaya kadar ev ödevimi ertelememiş olmam gerektiğini biliyordum.I knew I shouldn't have put off doing my homework until the last minute.
Sorunu nasıl çözeceğimi biliyorum fakat sana söylememem rica edildi.I know how to solve the problem, but I've been asked not to tell you.
Kaza hakkında konuşmanın hoş olmayacağını biliyorum.I know it's going to be unpleasant to talk about the accident.
Ben seni haketmediğimi biliyorum.I know that I don't deserve you.
Size layık olmadığımı biliyorum.I know that I don't deserve you.
Sana layık olmadığımı biliyorum.I know that I don't deserve you.
Sizi hak etmediğimi biliyorum.I know that I don't deserve you.
Ben bu sınıftan hoşlanmam gerektiğini biliyorum fakat hoşlanmıyorum.I know that I'm supposed to enjoy this class, but I don't.
Birinin bana yardım edebilmesinin pek olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone can help me.
Birinin beni tanımasının oldukça olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone knows me.
Birinin bana yardım etmek için istekli olacağının oldukça olası olmayacağını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone would be willing to help me.
Bütün bu şeyleri satabileceğimizin oldukça olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that we'll be able to sell all this stuff.
Bugün balina görmemizin pek olası olmayacağını biliyorum.I know that it is highly unlikely that we'll see any whales today.
Senin annenle sorunların olduğunu biliyorum.I know that you have issues with your mom.
Sebebini biliyorum fakat sana söyleyemem.I know the reason, but I can't tell you.
Dün söylediğim şey hakkında muhtemelen çıldırdığını biliyorum.I know you're probably mad about what I said yesterday.
Benden sakındığını biliyorum.I know you've been avoiding me.