Bilirsiniz, kendimi savunmam gerekirse, o zamanlar Google yoktu; 91 yılında Google'da arama yapamıyordunuz.אתם יודעים, להגנתי, לא היה גוגל באותה תקופה: לא יכולתם לבדוק בגוגל ב 1991
Bilirsiniz, kendimi savunmam gerekirse, o zamanlar Google yoktu; 91 yılında Google'da arama yapamıyordunuz.تعلمون، في جعبتي، لم يكن هناك جوجل في ذلك الوقت، جوجل لم يكن موجودا في سنة 91.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.물론 50%만 유대인이지요.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.Ona tylko w połowie jest Żydówką.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.Sapete, lei è solo mezza ebrea.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.Si. Saben, ella es solo mitad judía.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.Ştiţi, ea e doar pe jumătate evreică.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.Tudják, ő csak félig zsidó.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.Vous savez, elle n'est qu'à moitié juive.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.Wissen Sie, sie ist nur zur Hälfte jüdisch.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.А знаете, она только наполовину еврейка.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.Знаете ли, че тя е еврейка само наполовина.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.אתם יודעים, היא רק חצי-יהודיה.
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.تعلمون ، نصف نسبها فقط يهودي .
Bilirsiniz, kendisi yarı Yahudidir.知ってました?
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar.""Bueno, los hindúes son buenos programadores y contadores, pero no pueden hacer cosas creativas".
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar.""Indienii sunt programatori şi contabili buni, dar nu pot face lucruri creative."
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar."'Indiërs zijn goede softwareprogrammeurs en accountants, maar van creativiteit hebben zij geen kaas gegeten.'
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar."좋은 프로그래머와 회계사를 배출하지만 창의적인 일을 하지는 못하죠"라고 말 했습니다.
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar."là những lập trình viên và những kế toán tốt , nhưng họ không thể làm những việc sáng tạo."
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar."les indiens font de bons programmeurs, et de bons comptables, mais ils n'ont pas la fibre créative. "
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar.""Ma l'India sforna programmatori e contabili, non gente creativa."
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar.""Да, из индийцев получаются хорошие программисты и бухгалтеры, но они не могут заниматься творчеством".
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar."טובים בלהיות מתכנתים ומנהלי חשבונות, אבל הם לא טובים בדברים היצירתיים."
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar."يجيدون تطوير البرمجيات والمحاسبة، ولكن لا يمكنهم القيام بالأمور الابتكارية."
"Bilirsiniz ki Hintliler, çok iyi yazılımcılık ve muhasebecilik yaparlar fakat yaratıcı şeyler yapamazlar."という少し柔らかい 回答もありました 博識ぶってこんなこと を言う人もいました
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Anda tahu, atlet profesional yang menyukai ski, dia serius tentang hal itu dia menyukainya.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.A profi atléta, aki szereti a sízést, ő komolyan veszi azt, de szereti is.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Atletul profesionist care iubește schiatul, el este serios despre asta, dar iubește schiatul.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.De professionele atleet die dol is op skiën, neemt het ernstig, maar is er ook dol op.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.El atleta profesional que ama esquiar, lo hace seriamente, pero le encanta hacerlo.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.여러분도 아시다시피, 스키를 사랑하는 전문 운동 선수는, 스키에 대해 진지하면서도 그것을 사랑합니다.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.O atleta profissional que adora esquiar, encara esquiar com seriedade, mas adora isso.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Sapete, l'atleta professionista che ama sciare, lo fa seriamente, ma adora farlo.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Víte, profesionální sportovec, který miluje lyžování, to bere vážně, ale miluje to.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Vous savez, l'athlète professionnel qui aime le ski, il est sérieux à ce sujet, mais il aime ça.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Wissen Sie, der professionelle Sportler, der Ski mag, ist seriös dafür, aber er hat es gern.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Zawodowy sportowiec, który kocha jazdę na nartach, traktuje to poważnie, ale to kocha.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Όπως ξέρετε, ο επαγγελματίας σκιέρ είναι πολύ σοβαρός απέναντι στη δουλειά του, αλλά την αγαπάει.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Знаете ли, професионалният атлет, който обича да кара ски е сериозен към работата си, но я обича.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Професійний спортсмен, який любить лижний спорт - він ставиться до нього серйозно, але із захопленням.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.Профессиональный спортсмен, который любит лыжи, делает это не полном серьезе, но с увлечением.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.אתם יודעים, ספורטאי מקצועי שנהנה מגלישת סקי, מתייחס לזה ברצינות, אבל הוא אוהב את זה.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.تعرفون ذلك الرياضي المحترف الذي يعشق التزلج، هو جاد فيما يخص هذا الأمر ، لكنه يحبه.
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.彼はスキーにまじめだし スキーが大好きです 彼は楽しみ 愉快に その世界に浸っているのです
Bilirsiniz ki, kayak yapan bir sporcu bunu ciddiye alır, fakat aynı zamanda kaymayı da sever.職業運動員中意滑雪, 佢對滑雪好認真,但佢亦一樣愛呢樣運動。
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Escribió en uno de sus libros:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Hij schreef in een van zijn boeken:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:In uno dei suoi libri scrisse:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Kiedyś napisał w jednej ze swoich książek:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:그는 그의 책에 이렇게 썼습니다:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Ông viết trong một cuốn sách của mình:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Știți, a scris într-una din cărțile lui:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Vous savez, il a écrit dans l'un de ses livres :
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Wissen Sie, er schrieb in einem seiner Bücher:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Он написал в одной из своих книг:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:Той пише в една от книгите си:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:הוא כתב באחד מהספרים שלו,
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:أتعلمون، لقد كتب في أحد كتبه:
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:イェールの学生が こう言いました