Belki bilirsiniz, felç bir beyin hasarıdır.脳卒中とは脳の損傷です 周産期脳卒中とは
Belki bilirsiniz, Prakash kelimesiAhogy azt közületek sokan tudják,
Belki bilirsiniz, Prakash kelimesi많은 분들이 알다시피, 프라카시(Parkash)는
Belki bilirsiniz, Prakash kelimesiPrakash, jak wielu z was wie, oznacza w sanskrycie słowo światło.
Belki bilirsiniz, Prakash kelimesiPrakash, kuten monet teistä tietävät, on sanskritin sana valolle.
Belki bilirsiniz, Prakash kelimesiPrakash, wie viele von Ihnen wissen, ist Sanskrit für alle Arten von Licht.
Belki bilirsiniz, Prakash kelimesi"פראקאש", כפי שרבים ודאי יודעים,
Belki bilirsiniz, Prakash kelimesiبراكاش, كما يعرف الكثير منكم,
Belki bilirsiniz, Prakash kelimesiサンスクリットで光を意味するものです
Belki bunu nedenini anlayabilirim. Bilirsiniz, sadece bir fırsat verin.있을지 모른다는 생각을 하고 시도해 보기로 했죠.
Belki bunu nedenini anlayabilirim. Bilirsiniz, sadece bir fırsat verin.אני אולי אוכל להבין את זה. אתם יודעים, תנו לנו סיכוי.
Belki bunu nedenini anlayabilirim. Bilirsiniz, sadece bir fırsat verin.قد أتمكن من فهم ما يجري، أو على الأقل، أحاول
Belki bunu nedenini anlayabilirim. Bilirsiniz, sadece bir fırsat verin.世間知らずのニュージーランド人だった私は
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Alors, peut-être la vraie question est, vous savez, je regarde la vie et je vois deux leçons maîtresses.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Als ik naar het leven kijk zie ik twee hoofdlessen.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Aşadar poate că întrebarea adevărată e, știţi, mă uit la viaţă şi spun că sunt două lecţii principale.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Entonces tal vez la pregunta realmente es ¿Saben? yo veo la vida y digo que hay dos lecciones principales.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.제 삶을 보고 말하건데, 삶에는 크게 두가지 큰 레슨이 있다는 것입니다.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Quindi probabilmente la vera domanda è, sapete, guardo alla vita e dico che ci sono 2 lezioni fondamentali.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Takže možná skutečná otázka je, víte, dívám se na život a říkám, že jsou tu dvě hlavní úlohy.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Takže možno skutočná otázka je, viete, pozerám sa na život a hovorím, že sú tu dve hlavné úlohy.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Talvez a verdadeira questão seja, eu olho para a vida e digo que há duas lições mestras.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Tehát lehet, hogy az igazi kérdés, az életben szerintem két fő tanulság van.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Vậy có lẽ câu hỏi thực sự là, bạn biết đó, tôi nhìn vào cuộc sống và nhận ra hai bài học lớn.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Vielleicht ist die wirkliche Frage -- ich schaue auf das Leben und sage: Es gibt zwei große Lektionen.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Το πραγματικό ερώτημα είναι, ξέρετε, κοιτάω τη ζωή και λέω ότι υπάρχουν δύο βασικά μαθήματα.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Отже, може, справжнє питання в тому, знаєте, я дивлюсь на життя й кажу, що є два головні уроки.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Така че, може би въпросът е, в живота, смятам, има два основни урока.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.אתם יודעים, אני מסתכל על החיים ואומר שישנם שני שיעורים עיקריים.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.تعرفون ، أنا أنظر للحياة وأقول هناك درسان رئيسيين.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.人生を見ていると 2つ大きな教訓があって 1つは達成の科学
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Có thể có vài chứng bệnh phổi xuất hiện đó đây, nhưng thời đấy, đó chưa phải là chuyện lớn lao.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.D'accordo, un po' di malattie polmonari qua e là, ma insomma, niente di che.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.아마도 폐 질병이 여기 저기에 있겠지 하면서요 하지만 그건 그렇게 큰 문제도 아닙니다.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Lehet, hogy okoz pár tüdőbajt, de hát végülis ez nem olyan borzasztó.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Misschien een paar longziekten hier en daar, maar weet je, dat is niet zo'n probleem.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Może jakieś choroby płuc tu i tam, no ale wiece, to nic takiego.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Možná nějakou tu příležitostnou chorobu plic, ale, jak víte, to není žádná katastrofa.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Možno zopár pľúcnych ochorení tu či tam. ale viete, to nie je veľký problém.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Na ja, vielleicht ein paar Lungenkrankheiten, aber das ist ja nicht so wichtig.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Peut-être quelques maladies pulmonaires ici et là, mais rien de très grave, vous savez.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Poate cateva boli de plamani ici-colo, intelegeti, nu-i mare lucru.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Tal vez alguna que otra enfermedad respiratoria, pero bueno, nada especialmente importante.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Ίσως μερικούς καρκίνους του πνεύμονα εδώ κι εκεί, αλλά ξέρετε, αυτό δεν είναι και τόσο τρομερό..
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Може би няколко белодробни болести тук и там, но знаете ли, това не е толкова важно нещо.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.Ну, может быть к нескольким случаям заболеваний легких, но ведь это же не такая уж проблема.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.אולי כמה מחלות ריאות פה ושם, אבל אתם יודעים, זה לא כזה עניין גדול.
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.ربما انتشار بعض امراض الرئة هنا وهناك لكن الأمر لم يكن خطيرا إلى تلك الدرجة
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.そんな大した事はないな」と でも現代の健康危機は
Belki tek tük akciğer hastalığı; ama bilirsiniz, çok da mühim değil.仲可能令人有一啲肺部嘅疾病 但你知道,呢啲都唔係咩大不了
Ben, bilirsin, bu iş için... ...yeterli olduğumu düşünüyorum.И... Я просто не могу переступить порог.
Ben böyle, " Kurtul onlardan! Merak etme, bilirsin.243センチの身長にだってなれるよ ほら脱いでみて?」ってね
Ben böyle, " Kurtul onlardan! Merak etme, bilirsin."Amputuj je sobie!
Ben böyle, " Kurtul onlardan! Merak etme, bilirsin.제가 말하죠, "빼버려요! 걱정할 필요 없어요, 알잖아요
Ben böyle, " Kurtul onlardan! Merak etme, bilirsin.ואני, כאילו, "תוריד אותן! שזה לא ידאיג אותך.
Ben böyle, " Kurtul onlardan! Merak etme, bilirsin.فكنت اقول له " ابترهم ! .. عليك بذلك .. لا تقلق حيال ذلك
Bence bence her şey bittiğinde herşey geri geliyor, bilirsiniz ya(Commence à 2:02)
Bence, bilirsiniz, o büyük bir kahraman.Azt hiszem, ő nagy hős volt.
Bence, bilirsiniz, o büyük bir kahraman.Ero convinto che lui fosse il grande eroe.
Bence, bilirsiniz, o büyük bir kahraman.Hij was, zeg maar, de grote held.