Aslında birçok insan, bilimadamı bunun aslında çok farklı olduğunu söyler.And in fact, lots of people, scientists, will contest that it was really different.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Many scientists can now grow many different types of cells. Plus we have stem cells.
Ve ben bir bilimadamı olarak duygularımdan bahsetmemeliyim.And, as a scientist, I'm not supposed to talk about my feelings -- too much information, professor.
Ayrıca, bu alçakgönüllü bilimadamının fikrine göre de nerdeyse canice bir şey.More than that, it's near-criminal</i> in the opinion of this humble scientist.
Bilimadamları hala yedi astronot ve yedi bilimadamı götürebileceklerinde ısrar ediyorlardı.The scientists were still going to go along; they would take seven astronauts and seven scientists.
Ben bir bilimadamıyım.I'm a scientist.
Aslında burada Oxford'da bunu çalışmış bir bilimadamı var, Andrew Parker.There is actually a scientist here at Oxford who studied this, Andrew Parker.
Bir kez daha, iki bilimadamının ses ile ilgili bir sorunları varAnd once again, two scientists have got a problem with noise.
Bu sabah bir bilimadamını dinliyordum.I listened to this scientist this morning.
Dr. Mullis yaptığı deneylerden bahsediyordu ve az daha bilimadamı olacağımı hatırladım.Dr. Mullis was talking about his experiments, and I realized that I almost became a scientist.
Bilimadamı D. I. Mendeleev' den sonra isimlendirildi.Named after the scientist D. I. Mendeleev.
Bilimadamı Alfred Nobel' den sonra isimlendirildi.Named after the scientist Alfred Nobel.
Bilimadamı Ernest Rutherford' tan sonra isimlendirildi.Named after the scientist Ernest Rutherford
Bilimadamı G. Theodore Seaborg' tan sonra isimlendirildi.Named after the scientist G. Theodore Seaborg.
Bilimadamı Niels Bohr' dan sonra isimlendirildi.Named after the scientist Niels Bohr.
Yoksa sadece bir hayalpereset ve sahte bilimadamının uydurduğu bir yanılsama mı?Or are they just a delusion concocted by a dreamer and pseudo scientist?
600'ün üzerinde bilimadamı, Grid bilgisayar altyapısını tartışmak üzere İstanbul'da toplandı.Over 600 scientists are gathering in Istanbul to discuss the Grid computing infrastructure.
Bunun yanında birçok bilimadamını idam etti.C'est là aussi que sont menées nombre de ses expériences scientifiques.
Mezunları arasında 29 Nobel Ödülü sahibi bilimadamı vardır.A universidade teve 29 ganhadores do Prêmio Nobel.
Mezunları arasında 29 Nobel Ödülü sahibi bilimadamı vardır.Aan de Humboldtuniversiteit studeerden of doceerden 29 Nobelprijswinnaars.
Mezunları arasında 29 Nobel Ödülü sahibi bilimadamı vardır.Από το πανεπιστήμιο 29 άτομα έχουν κερδίσει το βραβείο Νόμπελ.
Bunun yanında birçok bilimadamını idam etti.Den gennemførte også flere videnskabelige eksperimenter.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.그리고 슬프게도 2004년에, 한 과학자가 바다표범에게 잡혀 물에 들어가 익사했습니다. 그리고는 바다표범들에게 잡혀 먹혔죠.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.A bohužel v roce 2004 byla jedna vědkyně stažena dolů, utopena a zkonzumována jedním tuleněm leopardím.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.És tragikus módon 2004-ben egy tudóst lehúztak, megfulladt, és egy leopárdfóka fogyasztotta el.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.Niestety tragicznie w 2004 roku, naukowiec został porwany, utopiony, i zjedzony przez lamparta morskiego.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.Og tragisk nok i 2004, blev en forsker taget med ned og druknede, og hun blev fortæret af en leopard sæl.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.Şi, în mod tragic, în 2004, o cercetătoare a fost apucată şi înecată, şi apoi mâncată de către o focă leopard.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.Traagisesti vuonna [2003] tutkija vedettiin veden alle ja hukutettiin, ja merileopardit söivät hänet.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.Tragiquement, en 2004, une scientifique a été attrapée et noyée, et elle a été mangée par un léopard de mer.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.Tragisch genoeg werd in 2004 een wetenschapper de diepte in gesleurd en opgegeten door een zeeluipaard.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.Và thảm thương là năm 2004, một nhà khoa học đã bị một con sư tử biển lôi xuống, bị chết đuối và bị ăn thịt.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.Y, trágicamente, en 2004 capturaron a una científica, se ahogó y se la comieron los leopardos marinos.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.В 2004 году утонула учёная, её утащил на морское дно и съел морской леопард.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.И трагично през 2004 година, жена учен беше нападната и удавена, и тя беше консумирана от леопардов тюлен.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.ולמרבה הטרגדיה בשנת 2004, מדענית נלקחה והוטבעה, והיא נאכלה על-ידיי הידרורגה נמרית.
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.بالاضافة الى انه في عام 2004 تم سحب احد العلماء واغراقه من قبل احدى فهود البحر
2004'te trajik bir şekilde, bir bilimadamı aşağı çekilip boğuldu ve bir leopard foku tarafından yendi.科学者が海に引きずり込まれ 食べられれてしまいました それでみんな「やっぱり危険な動物なんだ」と思ったのです
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.지금까지 800명이 넘는 노벨상 수상자가 있었지만 과학자의 이름을 따서 지은 원소는 오직 15개뿐입니다.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.Au existat peste 800 de premiați cu Premiul Nobel, dar numai 15 au un element chimic numit după ei.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.Ci sono stati più di 800 vincitori del Premio Nobel, ma solo 15 scienziati hanno un elemento col proprio nome.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.Đã có hơn 800 người đoạt giải Nobel, nhưng chỉ có 15 nguyên tố đặt theo tên họ.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.Det finns fler än 800 nobelpristagare, men bara 15 vetenskapsmän som fått ett grundämne uppkallat efter sig.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.Do dziś mamy ponad 800 noblistów, ale tylko 15 naukowców ma pierwiastek nazwany swoim imieniem.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.Já mais de 800 pessoas receberam o Prémio Nobel, mas só 15 cientistas têm um elemento com o nome deles.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.On compte bien plus de 800 prix Nobel, mais 15 scientifiques seulement ont donné leur nom à un élément.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.היו מעבר ל800 זוכי נובל, אבל רק ל15 מדענים יש יסוד על שמם.
800'ün üzerinde nobel ödülü kazanan insan var, ancak yalnızca 15 bilimadamının ismi bir elemente verildi.حتى اليوم هناك 800 جائزة نوبل تم توزيعها على العلماء ولكن ليس هناك سوى 15 عالماً هناك عناصر قد سميت باسمائهم
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Hoje, podem cultivar-se diversos tipos de células e, além disso, temos as células estaminais.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.이제 많은 연구자들이 다양한 종류의 세포를 배양할 수 있게 된데다 줄기 세포도 있습니다.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Mnoho vědců dnes může vyprodukovat mnoho různých typů buňek -- navíc máme kmenové buňky.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Molti scienziati oggi possono coltivare diversi tipi di cellule -- e poi ci sono le staminali.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Muchos científicos ahora pueden cultivar distintos tipos de células y además tenemos células madre.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Mulţi cercetători pot crește acum multe tipuri de celule -- şi în plus avem celulele stem.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Nhiều nhà khoa học thời nay có thể nuôi cấy nhiều loại tế bào -- cộng thêm chúng ta có tế bào gốc.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Viele Wissenschaftler können jetzt viele verschiedene Zellarten züchten - auch haben wir Stammzellen.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Многие учённые уже сейчас могут выращивать разные виды клеток, плюс у нас есть стволовые клетки.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.Много учени вече могат да отглеждат различни видове клетки - плюс имаме стволови клетки.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.מדענים רבים יכולים היום לגדל סוגים שונים של תאים. ובנוסף יש לנו גם תאי גזע.
Artık, pekçok bilimadamı farklı yapıda hücreler üretebiliyor -- ayrıca artık kök hücreler de var.يستطيع العديد من العلماء الآن، أن يزرعوا مختلف أنواع الخلايا -- هذا بخلاف الخلايا الجذعية.