Fiziksel, sosyal, dilsel, bilişsel, psikomotor gelişimlerini güçlendirir.liefert die Bausteine für körperliche, soziale, sprachliche, kognitive und psychomotorische Entwicklung.
Fiziksel, sosyal, dilsel, bilişsel, psikomotor gelişimlerini güçlendirir.lingüístico, cognitivo y psicomotor.
Fiziksel, sosyal, dilsel, bilişsel, psikomotor gelişimlerini güçlendirir.מספקת את אבני הבנין להתפתחות הפיסית החברתית, הלשונית, הקוגניטיבית והפסיכומוטורית.
Fiziksel, sosyal, dilsel, bilişsel, psikomotor gelişimlerini güçlendirir.يوفر الحجر الأساس للنمو الجسدي، و الاجتماعي، و اللغوي، و المعرفي، و الحركي.
Fiziksel, sosyal, dilsel, bilişsel, psikomotor gelişimlerini güçlendirir.言語 認知 精神運動面の 発達の基礎ができます 親子関係は 将来の 人間関係 つまり友人や
New Yorker sizin tarafınızla ilgili bilişsel işler bekliyor, ve beklenen şey ilişkiler ile ilgili뉴요커는 여러분에게 인식적 작업을 요구하지요. 그 요구는 아서 케슬러(Arthur Koestler)가
New Yorker sizin tarafınızla ilgili bilişsel işler bekliyor, ve beklenen şey ilişkiler ile ilgiliThe New Yorker exige algum trabalho cognitivo da nossa parte.
New Yorker sizin tarafınızla ilgili bilişsel işler bekliyor, ve beklenen şey ilişkiler ile ilgiliThe New Yorker solicită ceva efort cognitiv din partea voastră, ceea ce Arthur Koestler, care a scris
New Yorker sizin tarafınızla ilgili bilişsel işler bekliyor, ve beklenen şey ilişkiler ile ilgiliThe New Yorker vraagt cognitief werk van jouw kant.
New Yorker sizin tarafınızla ilgili bilişsel işler bekliyor, ve beklenen şey ilişkiler ile ilgiliהניו יורקר דורש מעט עבודה קוגניטיבית מצדנו, ומה שהוא דורש הוא מה שארתור קוסטלר,
New Yorker sizin tarafınızla ilgili bilişsel işler bekliyor, ve beklenen şey ilişkiler ile ilgiliمجلة النيويوركير تطلب بعض الأعمال المعرفية على عملك، والذي تطلبه هو ما قام آرثر كويستلر
New Yorker sizin tarafınızla ilgili bilişsel işler bekliyor, ve beklenen şey ilişkiler ile ilgiliなんらかの知的作業を求めているのです ユーモア 芸術 科学の関係について アーサー・ケストラーが「創造活動の理論」に 書いたような
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Dali jim sadu kognitivních testů a odpověď byla: Ani ne.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.De gav dem en række kognitive tests, og svaret var, ikke rigtigt.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Deram-lhes uma série de testes cognitivos, e a resposta foi: Nem por isso.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Dostali szereg testów kognitywnych i okazało się, że nie.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Hanno dato loro una serie di test cognitivi, e la risposta è stata sostanzialmente negativa.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Ils leur ont fait passer une série de tests cognitifs, et la réponse a été : pas vraiment.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.인지능력에 관한 실험을 했습니다. 결론은 꼭 그렇지는 않다였습니다.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Le-au dat o serie de teste cognitive, şi răspunsul a fost: nu chiar.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Les dieron una batería de test cognitivos, y la respuesta fue en realidad, no.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Rengeteg szellemi tesztet végeztek velük, és a válasz az volt: nem igazán.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Rešiti so morali kup kognitivnih testov in prišli so do sklepa, da niti niso.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Sie gaben ihnen einen Stapel Kognitionstests und die Antwort war: Eigentlich nicht.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Ze namen een stel cognitieve tests af, en het antwoord was: niet echt.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Τους έδωσαν μερικά γνωστικά τεστ, και η απάντηση ήταν, όχι και τόσο.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Они устроили им тесты на определение умственных способностей. Оказалось, что нет — не умнее они.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.Те им дадоха множесво когнитивни тестове и отговорът беше не.
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.הם נתנו להם סדרה של מבחנים קוגניטיביים והתשובה היתה שלא ממש
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.قاموا بإعطائهم مجموعة من الإختبارات الإدراكية وكان الجواب بـ لا
Onlara bir takım bilişsel testler verdiler, ve daha zeki oldukları sonucu da çıkmadı.それほどでもないとわかりました ただ 記憶チャンピオンの脳と
Peki biz kimiz? Biz evrenin kudreti, yaşam gücüyüz. El becerilerimiz ve iki bilişsel zekâmız var.Az élet érvényesülő ereje vagyunk az univerzumban, kézügyességgel és két észlelő elmével.
Peki biz kimiz? Biz evrenin kudreti, yaşam gücüyüz. El becerilerimiz ve iki bilişsel zekâmız var.We zijn de levenskracht van het heelal, handvaardige en cognitieve wezens met twee hersenhelften.
Program, motivasyon geliştirme, bilişsel davranışsal terapi ve psikososyal sorun çözmeye dayanmaktadır.Mønstre i behandlingsefterspørgslen
Program, motivasyon geliştirme, bilişsel davranışsal terapi ve psikososyal sorun çözmeye dayanmaktadır.Os consumidores de cannabis que iniciam o tratamento em regime ambulatório são predominantemente jovens
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.A powód jest taki, że gdy kupujemy paliwo, to popadamy głęboko w pewien dysonans poznawczy.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.Beh, il motivo è perché quando acquistiamo benzina, stiamo investendo in questo tipo di dissonanza cognitiva.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.Bien, la razón es que cuando estamos comprando combustible estamos metidos en esta disonancia cognitiva.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.De reden is dat, terwijl we benzine kopen, we heel gevoelig zijn voor dit soort cognitieve dissonantie.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.Ei bine, motivul este că, atunci când cumpărăm benzină, ne implicăm în acest fel de disonanţă cognitivă.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.Grunden er, at når vi køber benzin, er vi meget investeret i den form for erkendelsesdissonans.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.음, 그건 왜냐하면, 우리들이 기름을 구입할 때, 우리는 이 일종의 인지적 부조화에 매우 투자를 하기 때문이지요.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.Lý do là vì khi chúng ta mua xăng, chúng ta đầu tư vào 1 sự mâu thuẫn trong nhận thức.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.Πιάνει επειδή, όταν βάζουμε βενζίνη, βασιζόμαστε σε αυτή ακριβώς τη γνωστική ασυμφωνία.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.Причина в том, что, когда мы покупаем бензин, мы по сути инвестируем в вид когнитивного диссонанса.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.ובכן, הסיבה היא שכשאנו קונים דלק, אנחנו שקועים בסוג של דיסוננס קוגניטיבי.
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.حسناً, السبب هو لأنه حينما نبتاع الوقود نحن مسخرون لهذا النوع من التناقض الادراكي
Sebep şu; çünkü biz benzin alırken bu tarz bir bilişsel uyumsuzluğa da yatırım yapıyoruz.認知的不協和に陥っているからです 一方で怒りを感じながら もう一方では 別の何かを行いたいと考えています
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.A hang állandó fiziológiai, pszichológiai kognitív és viselkedési hatást fejt ki ránk.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.Dźwięk działa na nas fizjologicznie, psychologicznie, ale też kognitywnie i behawioralnie.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.El sonido nos afecta fisiológica, psicológica, cognitiva y conductualmente todo el tiempo.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.I suoni ci influenzano costantemente in maniera psicologica, fisiologica, cognitiva e comportamentale.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.Klang beeinflusst uns ständig physiologisch, psychologisch, kognitiv und verhaltensbezogen.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.소리는 우리에게 생리학적으로나, 심리적으로, 또 인지적으로도 행동과 관련해서도 계속 영향을 줍니다.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.Ljud påverkar oss fysiologiskt, psykologiskt, kognitivt och behavioristiskt hela tiden.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.Lyd påvirker os fysiologisk, psykologisk, kognitivt og adfærdsmæssigt hele tiden.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.O som afeta-nos constantemente de forma fisiológica, psicológica, cognitiva e comportamental.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.Suara mempengaruhi kita secara fisik, psikis, kognitif, dan perilaku kita setiap saat.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.Sunetul ne afectează tot timpul: fiziologic, psihologic, cognitiv și comportamental.
Ses bizi sürekli fizyolojik, psikolojik bilişsel ve davranışsal olarak etkiliyor.Zvuk na nás po celý čas pôsobí fyziologicky, psychologicky, kognitívne a behaviorálne.