Ana içeriğe geç
Sözlük

bilgiye ile cümle

bilgiye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
On dört yaşında vaaz verecek kadar dini bilgiye ulaştı.17歳で高司祭となったほどの強い信仰心と神聖魔法の実力の持ち主。
Kara Kutu: İncelenen sistemnin yapısı hakkında hiçbir bilgiye sahip olunmadığında kullanılan yaklaşımdır.ブラックボックス - 利用にあたり中身の構造を知る事までは必要ないとする概念。
Bilgiye ulaşabilecekleri en kısa sürede ulaşmak isterler.すぐに必要な情報へアクセスできる配慮がなされた。
Fakat iki durum bu bilgiye ulaşmayı güçleştirir.ただし、この情報は二つの要因によって得られないことがある。
O zaman verilen bilgiye göre yıllık toplam bağış miktarı 10 milyon dolar civarındadır.コマーシャル契約の総額は、年間1,000万ドルに達すると報道されたことがある。
Bilimsel bilgiye dayalı tekniktir.技術 知識のことである。
Alınan bir bilgiye göre Crowe, Krieger'le birlikte adada taktik nükleer silahları varmış.克洛的信息表明克里格尔在岛屿上拥有战术核武器。
Cihazın bulunmasının ardından denetim birimi hâlâ cihaz hakkında çok az bilgiye sahiptir.当一个控制点检测到一个设备时,它对该设备仍然知之甚少。
Diğer yerlerdeki Yahudi diasporasının durumu hakkında pek fazla bilgiye erişilememiştir.必须在别处寻找犹太人的容身之处。
İlk iki durum bilgiye, son iki durum ise sanıya ulaştırabilir.如果你已經知道其中的兩項,就可以算出第三項。
Yalnızca konuşmayı çözmek bile saniyede yaklaşık 60 bit bilgiye karşılık gelmektedir.人们用英语谈话时的交流訊息大约是60比特/秒。
Kara delikler, merkezindeki fiziksel durum hakkında bir bilgiye sahip değiliz.블랙홀 : 중심부의 물리적 현상이 알려지지 않았다.
Bundan dolayı bu kuasar hakkında pek fazla bilgiye ulaşılamıyor.이 때문에 조설근에 대해서는 알려지지 않은 것이 많다.
Bu yüzdendir ki kaynaklarda bundan sonra Tangutlar hakkında bir bilgiye rastlanılmamaktadır.이것이 알려지면서 아무도 금을 위한 거패 지폐들에 궁금해하지 않았다.
Yalnızca konuşmayı çözmek bile saniyede yaklaşık 60 bit bilgiye karşılık gelmektedir.정해진 것은 아니지만 대략 매달 60개 판례 정도를 공보한다.
Bu bilgiye nasıl ulaşılır?איך משיגים את המידע הזה?
West, aktör hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak amacıyla Burton'ın doğduğu evi bile ziyaret etti.וסט ביקר במקום הולדתו של ברטון בכוונה לגלות דברים נוספים על השחקן.
Bu noktada, istemci kendi kimliğini TGS'ye tanıtma konusunda yeterli bilgiye sahiptir.בשלב זה בידי הלקוח מספיק נתונים כדי לאמת את זהותו מול שרת ה-TGS.
Ürünün hangi firma tarafından üretildiği gibi bir bilgiye ulaşamayız.אי אפשר לדעת מאיזה חומר עשויה.
Bu bilgiye sahip birisi olmalıdır."Everything You Need to Know" (באנגלית).
Teknik resim hocası, karşısındaki kimse hakkında bir bilgiye sahip değildir.המתוחקר לא יודע שלפניו חוקר פרטי.
Hadis ve fıkıhta büyük bir bilgiye sahipti.נודע בענוותנותו ובצניעותו הרבה.
Yeterli bilgiye sahip olmayan pek çok kimse bugün hala bu eleştirilerin geçerli olduğunu düşünmektedir.Това е основателно, защото дори днес голяма част от тях остават слабо проучени.
Ancak, bu bilgilere ek olarak bir dilden diğer dile "aktarma" konusunda bilgiye gerek vardır.Въпреки това, от посочените примери става ясно, че в глаголицата има буква за .
Bir bilgiye göre 1154'e kadar güncellemeler devam etti.Ustanci su trajali do 1115.
Ancak evliliği de tamamen reddettiklerine dair bilgiye rastlanılmamıştır.Totiž ani len netušila, že niečo v jej manželstve nie je v poriadku.
İlk iki durum bilgiye, son iki durum ise sanıya ulaştırabilir.Keby sme presne poznali obidva predpoklady, mohli by sme konanie predikovať.
Birinci etaptaki sorular tamamen bilgiye dayanmaktadır.Správne odpovede budú hodnotené 1 bodom.
Sandreckoner kitabında bizzat Arşimet’in paylaştığı bilgiye göre babası astronom Phidias’tır.V uvodu v razpravo je zapisal, da je bil njegov oče astronom Fidij.
Tıp dünyası o dönem AIDS hakkında çok az bilgiye sahipti.O tem obdobju partske zgodovine je zelo malo znanega.
İnternet'in şüphesiz en önemli katkılarından birisi bilgiye erişim noktasındadır.Informacinėje visuomenėje vienas svarbiausių prieinamumo elementų yra būtent žiniatinklio prieinamumas.
Komite üyeleri arasında Osmanlı topraklarını gezmiş, ve ilk elden bilgiye sahip tek kişiydi.Jie buvo tarpe pirmųjų Žemės gyventojų ir pasižymėjo savo išmintimi.
İşlemBu ham bilgiye bir anlam kazandırmak.Žinių pateikimas tam tikra tvarka.
Her gün daha çok insanla etkileşimde olunsa bile bu insanlar hakkında daha az bilgiye sahip olunur.Kasdien įvyksta šimtai tokių žemės drebėjimų, tačiau silpnesniųjų žmonės net nejaučia.
Kutup ayılarının dokunma duyusu hakkında oldukça az bilgiye sahibiz.Apie Ataro biografiją išlikę mažai žinių.
Hicâz makamı makamlar arasında, Yılmaz Öztuna'nın verdiği bilgiye göre 2052 eserle birinci sırayı almaktadır.Apie būsimą užsakymą žino tik tiek, kad taikinys apsigyvens gretimame numeryje 201.
Üçüncü olarak, algılar, yorumlamadan önce veya sonra sağlanan her türlü “dış” bilgiye maruz kalırlar.Kolmandaks, taju on mõjutatav igasuguse välise info poolt, mida antakse kas enne või pärast tõlgendust.
Bu bilgiye nasıl ulaşılır?Mida tuleks teha, et teadmist saavutada?
Bu bilgiye sahip birisi olmalıdır."Neid teadmisi peab hoidma."
İki farklı birey aynı bilgiye sahip olsalar dahi bunları yorumlama yolları yanlı olabilir.Kui kahele isikule anda samad faktid võivad nad jõuda erinevate järeldusteni.
Bir olay subayının, kontrolündeki casus ve ajanlardan sağladığı bilgiye insan istihbaratı HUMINT adı verilir.Luureohvitseri, kelle ülesandeks on juhendada koostööle värvatud spiooni, nimetatakse kontrollohvitseriks.
1) Bilgi ve bilgiye ulaşmanın bir yolunu sağlayın.1) Bereitstellung von Informationen
1) Bilgi ve bilgiye ulaşmanın bir yolunu sağlayın.1) Dostarcz informacje i dostęp do nich
1) Bilgi ve bilgiye ulaşmanın bir yolunu sağlayın.1)Furnizati-le informatii si acces
1) Bilgi ve bilgiye ulaşmanın bir yolunu sağlayın.Dare accesso Alle informazioni
1) Bilgi ve bilgiye ulaşmanın bir yolunu sağlayın.[Soluções Alternativas] 1 - Fornecer informações e acesso
[Alternatif Çözümler] 1) Bilgi ve bilgiye ulaşmanın bir yolunu sağlayın.1) 情報や入手方法を提供せよ
[Alternatif Çözümler] 1) Bilgi ve bilgiye ulaşmanın bir yolunu sağlayın.[ Solusi-solusi Alternatif ] 1) berikan informasi dan akses
[Alternatif Çözümler] 1) Bilgi ve bilgiye ulaşmanın bir yolunu sağlayın.[Solutions Alternatives] 1) Fournir l'information et l'accès
Ama başkalarının kendisinden farklı bilgiye sahip olabileceğini hayal edemez.Karena dia tahu di situlah bolanya.
Ama başkalarının kendisinden farklı bilgiye sahip olabileceğini hayal edemez.Pretože ona vie, kde sa lopta nachádza.
Ama başkalarının kendisinden farklı bilgiye sahip olabileceğini hayal edemez.Weil sie weißt wo der Kugel ist.
Ama başkalarının kendisinden farklı bilgiye sahip olabileceğini hayal edemez.Επειδή ξέρει ότι εκεί βρίσκεται η μπάλα. Και το 3χρονο έχει τη γνώση, φυσικά,
Ama başkalarının kendisinden farklı bilgiye sahip olabileceğini hayal edemez.Потому что она знает, что мяч там И 3-летний ребенок знает это,
Ama başkalarının kendisinden farklı bilgiye sahip olabileceğini hayal edemez.لأنها تعرف أين تقع الكرة وطفلة ذات ثلاثة أعوام لديها المعرفة الإنسانية, بالطبع
Ama bir metabolizmaya ve biraz enerjiye ihtiyacım var. Biraz bilgiye ve bir kaba ihtiyacım var.Окрім цього мені потрібен метаболізм, енергія, інформація, і зрештою контейнер.
Ama bunun formal ogrenim olmasi gerekmiyor; bilgiye dayali degil.Aber das muss nicht unbedingt ein formales Lernen sein; es ist nicht wissensbasiert.
Ama bunun formal ogrenim olmasi gerekmiyor; bilgiye dayali degil. Bu daha cok merakla ilgili.Maar het hoeft geen formele kennis te zijn, het is meer nieuwsgierigheid.
Ama bunun formal ogrenim olmasi gerekmiyor; bilgiye dayali degil. Bu daha cok merakla ilgili.Não tem que ser uma aprendizagem formal, não se trata de conhecimento.
Ama bunun formal ogrenim olmasi gerekmiyor; bilgiye dayali degil.De ennek nem kell formális tanulásnak lennie; nem tudásalapú.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod