Ana içeriğe geç
Sözlük

bilgin ile cümle

bilgin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Nhiều thông tin được loại bỏ bớt, nhưng không may, lại là thông tin không nên loại bỏ, giả dụ khu trung tâm.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Omiteau într-adevăr multe informații, dar din păcate pe cele importante, de exemplu, din centru.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Pominięto na nich wiele informacji, ale nie te, które należało.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Veel informatie was weggelaten. Spijtig genoeg met de verkeerde informatie in het centrum van de stad.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Viele Informationen waren weggelassen, aber leider die falschen, zum Beispiel in der Stadtmitte.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Παρέλειπαν πολλές πληροφορίες αλλά δυστυχώς τις λάθος πληροφορίες, για παράδειγμα, από το κέντρο της πόλης.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.В них было пропущено много информации, но, к сожалению, не той информации.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Пропускаха много информация, но за съжаление грешната информация, да кажем, в центъра на града.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Проте багато інформації було упущено, або вказано невірно.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.הם אופיינו בהרבה חיסור של מידע, אך למרבה הצער המידע הלא נכון, נאמר, במרכז העיר.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.كما كانت تحتوي على العديد من المعلومات التفصيلية لكن لسوء الحظ كانت المعلومات الخطأ، فلننظر في قلب المدينة
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.市中心部の情報が間違っています 路線図を示す線が 全く描かれていなくて
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.A przedniejsi kapłani i nauczeni w Piśmie stali, potężnie skarżąc nań.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.A stáli tam najvyšší kňazi a zákonníci prudko na neho žalujúc.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.A višji duhovniki in pismarji so stali poleg in ga trdo tožili.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Các thầy tế lễ cả và các thầy thông giáo ở đó, cáo Ngài dữ lắm.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Các thầy tế_lễ cả và các thầy thông giáo ở đó , cáo Ngài dữ lắm .
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.C'erano là anche i sommi sacerdoti e gli scribi, e lo accusavano con insistenza
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Die Hohenpriester aber und Schriftgelehrten standen und verklagten ihn hart.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Estaban allí los principales sacerdotes y los escribas, acusándole con vehemencia
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Estavam ali os principais sacerdotes, e os escribas, acusando-o com grande veemência.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Imam-imam kepala dan guru-guru agama menghadap juga di situ dan menuduh Yesus dengan keras
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Ja ylipapit ja kirjanoppineet seisoivat siinä ja syyttivät häntä kiivaasti.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.대제사장들과 서기관들이 서서 힘써 고소하더라
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Les principaux sacrificateurs et les scribes étaient là, et l`accusaient avec violence.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Men Ypperstepræsterne og de skriftkloge stode og anklagede ham heftigt.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Och översteprästerna och de skriftlärde stodo där och anklagade honom häftigt.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Og yppersteprestene og de skriftlærde stod og klaget hårdt på ham.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Preoţii cei mai de seamă şi cărturarii stăteau acolo, şi -L pîrau cu înferbîntare.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Stáli pak tu přední kněží a zákoníci, tuze na něj žalujíce.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.tt] állanak vala pedig a fõpapok és az írástudók, teljes igyekezettel vádolván õt.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Ισταντο δε οι αρχιερεις και οι γραμματεις, κατηγορουντες αυτον εντονως.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.И запитваше Го с много думи, но Той нищо не му отговори.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Первосвященники же и книжники стояли и усильно обвиняли Его.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.Стояли ж архиєреї та письменники, завзято винуючи Його.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.ויעמדו הכהנים הגדולים והסופרים ויתחזקו לדבר עליו שטנה׃
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.ووقف رؤساء الكهنة والكتبة يشتكون عليه باشتداد.
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.祭 司 長 和 文 士 、 都 站 著 極 力 的 告 他
Orada duran başkâhinlerle din bilginleri, İsayı ağır bir dille suçladılar.祭司 長和 文士 、 都 站著 極力 的 告他
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Acolo stă un om de stat, puternic, imparţial şi înţelept.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Ahí estaba un hombre de estado, fuerte, imparcial, sabio.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor."Ali está um homem de estado, forte, ímpar, sábio,
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor. Başka bir belagat sahibi Daniel Webster.Der sidder en statsmand, stærk, objektiv, vis; en anden Daniel Webster, ordet i sin magt.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor. Başka bir belagat sahibi Daniel Webster.Kia một chính khách uyên bác, công tâm, mạnh mẽ một Daniel Webster khác, một nhà hùng biện lưu loát.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor. Başka bir belagat sahibi Daniel Webster.Тут сидить державний діяч, сильний, неупереджений, мудрий; наступний Деніел Вебстер, красномовний.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Di sana seorang negarawan berkuasa, kuat, adil, bijaksana;
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Dort sitzt ein Staatsmann, stark, unbefangen, weise.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Ecco lì seduto un uomo di stato, forte, imparziale, saggio.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Il y a assis un homme d"état, fort, impartial, sage.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.저기에 강하고, 편견이 없고, 지혜로운 주의원이 앉아 있습니다.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Ott egy államférfi ül, erős, egyenes, bölcs.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Tam siedzi mąż stanu silny, bezstronny, mądry.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Tamto sedí štátnik, silný, nestranný, múdry.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Εκεί κάθεται ένας πολιτικός , ισχυρός, αμερόληπτος, σοφός.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Вот передо мной сидит государственный деятель, сильный, беспристрастный, мудрый.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.Там седи един държавник, силен, безпристрастен, мъдър.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor."שם יושב המדינאי, חזק, בלתי משוחד, נבון
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.هاهنا يجلس, رجل الدولة, قويًا, عادلاً, حكيمًا.
Orada güçlü, tarafsız, bilgin bir devlet adamı oturuyor.ウェブスターの生まれ変わりもいれば
Organizasyon şemaları hakkında ne kadar bilginiz var bilmiyorum ama,여러분이 조직도에 대해 얼마나 아는지는 모르겠지만
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod