KTorrent içerisinde şuanda açık olan tüm torrentler hakkındaki bilginin depolanacağı dizinOrdner zum Speichern von Informationen über alle derzeit in KTorrent geöffneten Torrents.
KTorrent içerisinde şuanda açık olan tüm torrentler hakkındaki bilginin depolanacağı dizinRépertoire où enregistrer les informations sur les torrents actuellement ouverts dans KTorrent.
KTorrent içerisinde şuanda açık olan tüm torrentler hakkındaki bilginin depolanacağı dizinΚατάλογος αποθήκευσης πληροφοριών σχετικά με όλα τα τρέχοντα ανοικτά torrent από το KTorrent.
KTorrent içerisinde şuanda açık olan tüm torrentler hakkındaki bilginin depolanacağı dizinКаталог, де слід зберігати інформацію про всі торенти, які відкрито у KTorrent.
KTorrent içerisinde şuanda açık olan tüm torrentler hakkındaki bilginin depolanacağı dizinКаталог для хранения информации обо всех открытых в KTorrent торрентах.
Kuzey Batı Eyalet veya Isle of Man uzak durduğu bilgin, nasıl mutfakta parlamento ne söyleyebilir?어떻게 노스 웨스트 테리토리이나 남자의 섬에서 멀리 거하시 학자, 수 부엌에서 의회는 무슨 일인지?
Kuzey Batı Eyalet veya Isle of Man uzak durduğu bilgin, nasıl mutfakta parlamento ne söyleyebilir?Miten tutkija, joka asuu pois Luoteis-alueelta taikka Mansaari, Kerro mitä on parlamentaarinen on keittiössä?
Kuzey Batı Eyalet veya Isle of Man uzak durduğu bilgin, nasıl mutfakta parlamento ne söyleyebilir?Как ученый, живущий вдали на территории Северо-Запада или острове Мэн, сказать, что парламентская на кухне?
Kuzey Batı Eyalet veya Isle of Man uzak durduğu bilgin, nasıl mutfakta parlamento ne söyleyebilir?Як учений, що живе далеко на території Північно-Заходу або острові Мен, сказати, що парламентська на кухні?
Kuzey Batı Eyalet veya Isle of Man uzak durduğu bilgin, nasıl mutfakta parlamento ne söyleyebilir?איך המלומד, אשר שוכן במרחק בשטח צפון מערב או האי מאן יכול, לדעת מה הוא פרלמנטרי במטבח?
Kuzey Batı Eyalet veya Isle of Man uzak durduğu bilgin, nasıl mutfakta parlamento ne söyleyebilir?كيف يمكن للعالم ، الذي يسكن بعيدا في الإقليم الشمالي الغربي أو جزيرة مان ، اقول ما هو البرلمانية في المطبخ؟
Kuzey Batı Eyalet veya Isle of Man uzak durduğu bilgin, nasıl mutfakta parlamento ne söyleyebilir?台所の議会であるのかを知る事が? しかし、私のゲストの1つまたは2つは、これまで性急-を維持し、食べるのに十分な大胆だった
"Ne yapıyorsun" diye sordu ve bilgin cevap verdi,"Ce faci aici?" iar gimnosofistul a răspuns:
"Ne yapıyorsun" diye sordu ve bilgin cevap verdi,"Co robisz?" A gimnosofista odpowiedział:
"Ne yapıyorsun" diye sordu ve bilgin cevap verdi,"Co to děláš?" a gymnosofista odpověděl,
"Ne yapıyorsun" diye sordu ve bilgin cevap verdi, "Hiçliği tecrübe ediyrum..." Sonra bilgin sordu,"Mit csinálsz?" a gümnoszofista így felelt: "tapasztalom a semmit." majd a gümnoszofista is megkérdezte:
"Ne yapıyorsun" diye sordu ve bilgin cevap verdi,"Was tust du?" Und der Gymnosoph antwortete:
"Ne yapıyorsun" diye sordu ve bilgin cevap verdi,"Wat ben je aan het doen?" en de gymnosophist antwoordde:
"Ne yapıyorsun" diye sordu ve bilgin cevap verdi,"Преживявам нищото."
"Ne yapıyorsun" diye sordu ve bilgin cevap verdi,"Что ты делаешь?" и нагой мудрец ответил:
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››A jeho učeníci sa ho opýtali a riekli: Čože to tedy hovoria zákonníci, že najprv musí prijsť Eliáš?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Allora i discepoli gli domandarono: «Perché dunque gli scribi dicono che prima deve venire Elia?»
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››In učenci njegovi ga vprašajo, rekoč: Kaj pravijo torej pismarji, da mora Elija poprej priti?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››I otázali se ho učedlníci jeho, řkouce: Což to pak zákoníci praví, že má Eliáš prve přijíti?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››I pytali go uczniowie jego, mówiąc: Cóż tedy nauczeni w Piśmie powiadają, że ma Elijasz pierwej przyjść?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››제자들이 묻자와 가로되 그러면 어찌하여 서기관들이 엘리야가 먼저 와야 하리라 하나이까
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Les disciples lui firent cette question: Pourquoi donc les scribes disent-ils qu`Élie doit venir premièrement?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Men lärjungarna frågade honom och sade: »Huru kunna då de skriftlärde säga att Elias först måste komma?»
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Môn đồ hỏi Ngài rằng: Vậy thì sao các thầy thông giáo nói rằng Ê-li phải đến trước?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Môn_đồ hỏi Ngài rằng : Vậy_thì sao các thầy thông giáo nói rằng Ê - li phải đến trước ?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Og disiplene spurte ham og sa: Hvorfor sier da de skriftlærde at Elias først må komme?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Og hans Disciple spurgte ham og sagde: "Hvad er det da, de skriftkloge sige, at Elias bør først komme?"
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Perguntaram-lhe os discípulos: Por que dizem então os escribas que é necessário que Elias venha primeiro?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Ucenicii I-au pus întrebarea următoare: ,,Oare de ce zic cărturarii că întîi trebuie să vină Ilie?``
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Und seine Jünger fragten ihn und sprachen: Was sagen denn die Schriftgelehrten, Elia müsse zuvor kommen?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››И спросили Его ученики Его: как же книжники говорят, что Илии надлежит придти прежде?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››І питали в Него ученики Його кажучи: Що ж се кажуть письменники, що Ілия мусить прийти попереду?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››Учениците Му го попитаха, казвайки: Защо тогава думат книжниците, че Илия трябва първо да дойде?
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››וישאלהו תלמידיו לאמר למה זה אמרים הסופרים כי אליהו בוא יבוא בראשונה׃
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››وسأله تلاميذه قائلين فلماذا يقول الكتبة ان ايليا ينبغي ان يأتي اولا.
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››門 徒 問 耶 穌 說 、 文 士 為 甚 麼 說 以 利 亞 必 須 先 來
Öğrencileri Ona şunu sordular: ‹‹Peki, din bilginleri neden önce İlyasın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?››門徒 問耶穌說 、 文士 為 甚 麼說 以利 亞必須 先來
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Azt akartuk tudni, hogy vajon az emberek a kapott információ alapján megváltoztatják-e a vélekedésüket.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Chcieliśmy się dowiedzieć, czy podana przez nas informacja wpłynie na ich opinie.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Chtěli jsme zjistit, zda lidé přijmou informace, které jsme jim podali a změní své přesvědčení.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Det vi ville finde ud af var, om mennesker tager den information vi gav dem og ændrede deres holdninger.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Det vi ville veta var om människor tar till sig informationen vi gav dem och ändrar sin uppfattning.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Doream să ştim dacă oamenii vor lua informaţia pe care le-am dat-o ca să-şi schimbe convingerile.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.저희가 알고 싶었던 것은 사람들이 우리가 전해준 그 정보를 사람들의 평소 생각을 바꾸도록 사용 했느냐 였습니다.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Lo que queríamos saber era si la gente tomaría la información que les dimos para cambiar lo que creen.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Wat we wilden weten, was of mensen hun aannames bijstellen naar aanleiding van de informatie die we ze gaven.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Все, що ми хотіли знати, це, чи люди приймуть інформацію, яку ми їм дали, і змінять свої переконання.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Мы хотели проверить, воспользуются ли люди нашей информацией, чтобы изменить своё мнение.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Това, което искахме да знаем, беше дали информацията, която им дадохме ще промени техните мисли.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.רצינו לדעת האם אנשים מתייחסים למידע שנתנו להם ומשנים את אמונותיהם בהתאם.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.ما أردنا معرفته هو ما إذا كان الناس سيأخذون في الاعتبار المعلومة التي أعطيناهم ليغيروا معتقداتهم.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.被験者が与えられた情報をもとに 自分の考えを変えるかどうかです 確かに変わりました
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Elles omettaient beaucoup d'informations, mais malheureusement pas les bonnes, par exemple en centre-ville.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.정보가 많이 생략되어 있었는데 유감스럽게도 시내 중심에서 잘못된 정보는 빼고 말이죠.
Onların bir çok bilgi noksanlığı vardı fakat ne yazık ki yanlış bilginin, diyelim ki şehir merkezinde.Mnoho informácií v nich chýbalo, no nanešťastie nie tie zlé, napr. v centre mesta.