bilgi ile cümle
bilgi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bilgi, parça parça basına sızdırılıyor.The information is leaking piecemeal to the press.
Bilgilendirilmek için mümkün olduğu kadar çok okumaya çalışıyorum.In order to keep informed, I try to read as much as possible.
Biz bilgi toplamak zorundayız.We have to gather information.
Yeni bilgisayar, eskisinden on kat daha hızlı.The new computer is ten times as fast as the old one.
Yeni bir kişisel bilgisayar almak için para biriktiriyorum.I am saving money in order to buy a new personal computer.
Lütfen bize daha fazla bilgi gönderin.Please send us more information.
İnsanlar onu büyük bir bilgin olarak düşünüyorlar.People thought him to be a great scholar.
Dünyadaki bilgisayarlarda tüm bilgilerin yüzde sekseni İngilizcedir.Eighty percent of all information on computers around the world is in English.
Kendimi bilgilendirmek için gazete okurum.I read the newspaper to keep myself informed.
Öğrenciler öğretmenin onlara verdiği tüm bilgiyi öğrendi.The pupils absorbed all the knowledge the teacher gave them.
Bir bebeğin iyi ve kötü hakkında bilgisi yoktur.A baby has no knowledge of good and evil.
Bununla ilgili öğretmenini bilgilendirdin mi?Did you inform your teacher of this?
Öğretmen bilgisayarın nasıl kullanılacağını bize gösterdi.The teacher showed us how to use a computer.
Başka bilgi eklemek istersen lütfen bize bildir.If you want to include other information, please let us know.
Bir çok iş bilgisayarlar tarafından yapılır.A lot of jobs are done by computers.
Üniversite eğitimi bilginizi genişletmek için tasarlanmıştır.University education is designed to expand your knowledge.
Bilgi sınırlıdır; bilgelik daha sınırlı.Knowledge is scarce; wisdom is scarcer.
Bilgi güçtür.Knowledge is power.
Bilginin güç olduğuna inanıyorum.It's my belief that knowledge is power.
Bilgi istemekten çekinmeyin.Don't hesitate to ask for information.
Japonya'da bilgisayar malzemeleri çok pahalıdır.Computer supplies are very expensive in Japan.
Japon öğrencilerin bilgi toplamada çok iyi olduklarını düşünüyorum.I think that Japanese students are very good at gathering knowledge.
Hastane ücretiniz hakkında bilgi almak istiyorum.I'd like to get information about your hospital fee.
Onun sınavdaki başarısızlığı hakkında bana bilgi verildi.I was informed of his failure in the examination.
Bilgisayarını çalıştırmak için gerekli olanın tümü oydu.That was all he needed to operate his computer.
O bilgili ve de deneyimli.He has knowledge and experience as well.
Onunla tanışıncaya kadar, o, bilgiyi bilmiyordu.She didn't know the information till she met him.
Ona yerel koşullar hakkında biraz bilgi verebilirsen müteşekkir olurum.I would be grateful if you could give him some information on local conditions.
Onun İngilizce bilgisi kötü.His knowledge of English is poor.
Onun erkek kardeşinin aklında bilgisayarlardan başka hiçbir şey yok.His brother has nothing but computers on his mind.
Onun başarısızlığı onun bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır.His failure is due to his ignorance.
Teknik bilgisinin olmayışı terfi etmesine engel oldu.His lack of technical knowledge precluded him from promotion.
Onun sekreteri, gizli bilgiyi sızdırmayı kesinlikle reddetti.His secretary flatly denied leaking any confidential information.
Birkaç dil bilgisi hatası yaptı.He made a few grammatical mistakes.
O, Amerikan demokrasisi hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir.He doesn't have any knowledge about American democracy.
İngiliz edebiyatında çok bilgilidir.He is well read in English literature.
Değişik bilgiler topladı.He collected various information.
O biraz bilgi topladı.He collected bits of information.
O, bu bilgileri yararlı kullanıma sundu.He put this information to good use.
Tüm dikkatini bilgisayar oyunlarına verdi.He was absorbed in a computer game.
O, bilgisayarlara aşinadır.He is familiar with computers.
Bilgisayarlarla büsbütün evdedir.He is quite at home with computers.
Engin bilgi sahibi bir adam o; diğer bir ifadeyle ayaklı sözlük gibi.He is a man of great knowledge, that is to say, a walking dictionary.
O sadece maddenin yüzeysel bilgisine sahip.He has only a superficial knowledge of the matter.
O, dil bilgisi kitabından pek çok örnek çıkardı.He has extracted a great many examples from the grammar book.
O, yer, nefes alır ve bilgisayarlarla uyuklar.He eats, breathes and sleeps computers.
O, dizüstü bilgisayarı çıkardı.He took a notebook out.
Fransızca hakkında iyi bir okuma bilgisi var.He has a good reading knowledge of French.
İyi bir Fransızca bilgisi var.He has a good knowledge of French.
O, Ben hakkında bazı bilgileri ele geçirdi.He acquired some knowledge about Ben.
Başka yerde bilgi aramaya karar verdi.He decided to seek information elsewhere.
O büyük bir devlet adamı ve bunun da ötesinde büyük bir bilgindir.He is a great statesman, and what is more a great scholar.
O, komitenin kararı hakkında bilgilendirilmediğinden şikayet etti.He complained that he had not been informed of the committee's decision.
O bilgili bir adam.He is a learned man.
Size gerçeklerle ilgili bilgi verdi mi?Did he acquaint you with the facts?
Hem deneyime hem de bilgiye sahiptir.He has both experience and knowledge.
O, bilgili bir insandır.He is a well informed person.
Onun yüzeysel navigasyon bilgisi var.He has a superficial knowledge of navigation.
Lisede İngilizce dil bilgisi öğretir.He teaches English grammar at a high school.
O kompozisyonunda birçok dil bilgisi hataları yaptı.He made many grammatical mistakes in his composition.