'Kim, kime silahını çekeceğini', 'kimden şüpheleneceğini, bilemez durumdadır.And therefore never seem to know for who the bell tolls - it tolls for thee."
Aralarında bir katil bulunmaktadır; ama katilin kim olduğunu bilememektedirler.He asks who has died, but they do not know.
Ne kadar başarılı oldular, bilemiyorum.It is not clear to what extent they succeeded.
Kimse nerede olduklarını bilemeyecektir.No one knows where they are.
Charlie'nin babası ve büyükannesi ile büyükbabası Charlie'nin öldürüldüğünü bilemeden öldüler.His father and two grandparents died before Charlie's murderer was discovered.
"Gelecekte ne olacağını kimse bilemez.But you never know what will happen in the future.
Dolayısıyla kilisenin neden ‘Küçük Kilise’ olarak adlandırıldığını bilememekteyiz.The Church was referred to as the 'Little Church'.
Nerede ne ile karşılacağınızı asla bilemezsiniz.You never know where you are going to end.
Huygens 1655 yılında kendi merceklerini kardeşi Contantijn ile işbirliği yaparak bilemeye başladı.He began grinding his own lenses in 1655, collaborating with his brother Constantijn.
Nasıl özür dilemeliyim bilemiyorum.”But I don’t have to apologise".
Buradaki göz, insanların göremediklerini, bilemediklerini bilip görmeyi ima eder.My whole objective here is for people to see what they don't get to see.
Hajimi (はじみ): Bilemeden dolayı oluşan matlaşma.By dwelling on it, one cannot lessen it.
Benim kaderimi bilemezler.His fate is not known.
Florestan Leonore'nin kim olduğunu değişmiş kılığı dolayisiyla bilemez.It is unclear who this Florentine traveller Antonello might have been.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.""Así es el barrio..." no es capricho, ni un refrito: elenco".
Oynayacağım sonraki karakterin ne olacağını bilemiyorum, hangi şehirde olacağımı bilemiyorum.At this point, no player knows which token is in which city.
Annesi asla kocasının kendisini neden terk ettiğini bilemedi.She wonders why her mother never told her about him.
Sukare (疲れ) (Resimde gösterilmemiştir): Sık bileme sonucunda keskin yüzün incelmesi.She repeatedly criticizes how he looks to his crab-witnesses for their judgment of him.
Erkek mi, kadın mı olduğunu bilememek onu yıpratmaktadır.Then you can determine whether you want it to be male or female.
Kont ne yapacağını bilememektedir.The queen does not know what she should do.
Galatasaray neden böyle bir şey yaptı bilemiyoruz ve bunu öğrenmek istiyoruz.They ask Vedhagiri to check the horoscope and find out why this happens.
Bu kişinin ne zaman yaşadığını şu anda bilemiyoruz.I don't know where he's at these days.
Fakat Norrisville vatandaşları bu ninjanın kim olduğunu hiç bilememiştir.These emigrants from Nusco never forgot their roots.
Qui nescit dissimulare, nescit regnare (Gerçekleri) Saklamayı bilmeyen yönetmeyi bilemez.He who does not know, and knows that he does not know: let him, through this knowledge, know".
Yani bilemiyorum.So, I don't know.
Yani ne söylemem gerektiğini bilememe hissi.I don't know what I can say;
Ne diyebileceğimi, ne yapmam gerektiğini bilememe hissi.I don't know what I'm supposed to do.
Nasıl cevap vereceğimizi bilemedik. Kendisi cevapladı."what are you going to do if I die right now?"
Hiçbir zaman gerçeği bilemeyebiliriz.And we may never know the truth.
Bu sözcükleri ilk kez ne zaman söylediğini belki de asla bilemeyeceğiz.We may never know when she said the phrase for the first time.
Kafalarında ne dönüyor bilemem.- I don't know. For crazy, dumb, selfish stuff.
Ne düşündüklerini bilemiyorum. Sanırım bazıları bu durumun "normal" olduğunu düşünmüyor.- I'm not really sure what's in their mind, what they're thinking.
Kimin senden hoşlandığını bilemezsin. E o zaman bir yolunu bulman lazım diyorsun.I mean, you don't just have to completely cast him out of your life.
Çünkü yaptığım şeylerin bir gün belki seni bir şekilde tehdit edebileceğini bilemedim.For I never had an inkling that perhaps the things I do might someday, somehow threaten you.
Hicbir zaman bilemezsin...Gecenin bir yarisi ortadan kaybolabilirsin!You never know...you just might run away in the middle of the night tonight! That's right!
O birinden hoşlanıyor, ve ona nasıl teklif edeceğını bilemiyor.Well, she's come to like someone, and she's wondering how to confess to him.
Ne yapacağımız bilemedik, ama büyük geniş bir ağ attık.So we didn't know what to do, but we decided to cast a very wide net.
Ne diyeceğimi bilemedim.I didn't know what to say.
Ve, bu parlak adam, bu konuda hata yapıyor olabilir, bilemiyorum.So, bright guy, could be wrong on that one, I don't know.
Ölmenin nasıl bir şey olduğunu asla bilemeyiz.We can never know what is like to die.
Orada yeni bir Ayah olurdu, ve belki de bazı yeni hikayeler bilemez.There would be a new Ayah, and perhaps she would know some new stories.
"Mrs. Medlock dikkatli olmak olurdu bana ya da ben ne olduğunu bilemeyiz"Mrs. Medlock told me I'd have to be careful or you wouldn't know what I was sayin'.
"Ben seni göreceğiz ya da hangi tarafı tha'll geldiği zaman bilemez.""I never knows when I shall see thee or which side tha'll come from."
Ama ne kadar doğrudur bilemem.But how true that is I don't know.
Yardımlar iyi mi olur kötü mü olur bilemem ancak bu üç soruya cevap verebilirim.But these three questions, I can answer them.
Başlangıçta ne yapacağımı bilemedim.But at first I did not know what to do.
Sorunun ne olduğunu bilemeseniz de, bir şeylerin yolunda olmadığını bilirsiniz.If I say, hello and I don't get anything.
Sen bilemezsin.You never know.
Sence fikir nereden çıktı? Kimse baştan nasıl bir uçak yapacağını bilemez.Where do you think that comes from? nobody can know how to build an airplane right a way
Bir keresinde cadýlar bayramýna ne giyeceđimi bilememiţtim.One year for Halloween, I didn't know what I wanted to be.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.I packed it and brought it, but I didn't know what to do with it.
Pek çok şey hakkında çok bir şey bilemeyeceğin için fikrinin temelindeki şey saçmalık.You can't know very much about everything and so your opinion relies on the base upon... bullshit
Güzel. Bilemiyorum.Sweet, um, I don't know.
Yalan söylemeyi bırak! Nasıl olduğunu bilemezsinStop lying, you don't know how to!
Benim oyun yazarlığı yaptığımı bilemeyen yok" diye cevap verdi.Everybody knows I was a playwright.
Tam olarak ne içtiklerini bilemiyorum.I'm not sure what they're smoking.
Afallamıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum.And I was really appalled, and I couldn't figure out what to do.
"Kızlar, peki, peki," dedim. "Sormazsanız asla bilemezsiniz."I said, "Girls, well, well, you never know unless you ask."
Seni görmek istemeyen birçok insan var... ...ve Başkan ne zaman kriz geçirir bilemeyiz.There are so many people who hate you. We aren't sure when the chairman will pass away.
En başta diyebilirsiniz ki, bu çılgınlık, ben daha nereden başlayacağımı bile bilemiyorum.At first you might say wow, this is crazy, Sal, I don't know how to even start here.