Ne kadar başarılı oldular, bilemiyorum.Не знаю, насколько это удаётся.
Halk ne der, espri olarak kabul eder mi, hoş görür mü açıkçası bilemiyorum.Не сразу понятно, шутит он или говорит серьёзно.
Oynayacağım sonraki karakterin ne olacağını bilemiyorum, hangi şehirde olacağımı bilemiyorum.Я пока не решил, в какой ВУЗ города я пойду.
Nasıl özür dilemeliyim bilemiyorum.”Мнится, что простить можно».
Böylece, Telegram bile sizin kime ve ne mesaj gönderdiğinizi bilemez.Никому не сказывать, кого и откуда препровождаешь.
Benim kaderimi bilemezler.Их судьба не известна.
Kont ne yapacağını bilememektedir.Король не знал, что делать.
Ne yapacağımızı bilemiyoruz.Я не знаю, что мы собираемся делать.
Dante "İnsanlar ne tepki vereceklerini bilemediler.Сёстры не знают, как реагировать.
Bizler sadece nesnelerin görünüşlerini bilebiliriz, kendinde ne olduklarını bilemeyiz.Надо знать самому, кто ты, иначе не будешь знать, что и делать.
Lincoln maksimum güvenlik altına alınır, geriye kalan beş mahkûm ne yapacaklarını bilememektedir.Охранники отвели в сторону пятерых американских пленных, остальные не знали, что случилось с ними.
Aralarında bir katil bulunmaktadır; ama katilin kim olduğunu bilememektedirler.Они держатся друг за друга, и если не станет одного из них — погибнет и второй.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.Люди растеряны, не знают, как поступать.
Ainos'un ilk sakinleri kimlerdi, kesin olarak bilemiyoruz.Имена первых епископов Майнца достоверно неизвестны.
Artık kendi ölçütlerinin neler olduğunu bilemeden, kendi kendisiyle çelişir hale gelmiştir.وفي الشمائل عنه صلى الله عليه وسلم: ” ولم يكن يعرف مجلسه من مجلس أصحابه ؛ لأنه كان حيث انتهى به المجلس جلس “.
Hajimi (はじみ): Bilemeden dolayı oluşan matlaşma.والأصل على المصدر: لا شك في علمك، ولا بد من ذهابك، ولا محالة من إتيانك.
Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz.انظروا إلى من هو أسفل منكم، فإنه أجدر ألا تزدروا نعمة الله عليكم.
"Gelecekte ne olacağını kimse bilemez.ولا يمكن لأحد أن يخمن مالذي سيحدث".
Erkek mi, kadın mı olduğunu bilememek onu yıpratmaktadır.فلا أحد يدري أهو رجل أم امرأة.
Ne yapacağımızı bilemiyoruz.فلن تحزر ما سأفعل .
Lincoln maksimum güvenlik altına alınır, geriye kalan beş mahkûm ne yapacaklarını bilememektedir.بعد أن أصبح لينكون في الحبس الانفرادي، ناقش السجناء الخمسة الباقون الخطوة التالية.
Bu ayetle cinlerin gaibi bilemeyecekleri anlatılmak istenir.وقال العجلي: «ثقة ما روى عن المعروفين، وما روى عن المجهولين فليس بشيء.»
Galatasaray neden böyle bir şey yaptı bilemiyoruz ve bunu öğrenmek istiyoruz.تتفاجأ رينيه بتعلم هذا وآستعجب أفيري لماذا قد يفاجئها ذلك.
Kimse nerede olduklarını bilemeyecektir.أي ، لا أحد يعرف من هم.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.تلك ألعاب صبيانية لانعلم هل نضحك أن نحزن على مايجري.»
Zaman neyi gösterir bilemeyiz ama öncelikli hedefim bu.لا تهتم إلى اين سيقودك الطريق، بل ركز على الخطوة الاولى.
Sen onu bilemeyebilirdin.لم يكن بإمكانك معرفة ذلك.
Babam birkaç içki içtikten sonra beni arardı ve ben ne diyeceğimi bilemezdim.Meu pai me ligou depois de beber alguns drinques e eu não sabia o que dizer.
Ama bilirsiniz, asla ne kadar iyi bir şey olduğunu bilemezsiniz." demiştir.Mas você nunca sabe o quão bom é, sabe?".
Ayrıca peygamberlere inen vahyi (ilahi haber ve mesajları) peygamberler tarafından açıklanmadıkça bilemezler.Os Mensageiros no AdoroCinema «THE MESSENGERS».
Ne yapacağını bilemez.Não sei o que ele está fazendo.
Erkekler asla bir kadın gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu bilemezler."Vocês nunca poderão saber que classe de homem perderam.
"Eğer benden kendimi oynamamı isterseniz, ne yapacağımı bilemem.Se você soubesse o que eu quero dizer, você não iria fazê-lo.
Erkek mi, kadın mı olduğunu bilememek onu yıpratmaktadır.Não se sabe se ele é homem, mulher, ou se é mesmo humano.
Benim kaderimi bilemezler.Não se sabe o destino dela.
Kimse nerede olduklarını bilemeyecektir.Ninguém sabe onde está.
Kont ne yapacağını bilememektedir.ONU não sabe o que fazer.
(Aria: Non so più cosa son — "Artık ne olduğumu bilemiyorum.")Ele ficou do tipo, 'Eu não sei o que está a me acontecer!'
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.Cegos pela paixão, não sabem o que fazem.
Bu nedenle gençlerin büyük kısmı anadilini bilememektedir.Por este motivo a maioria dos filhotes não sobrevive à fase juvenil.
Bizler sadece nesnelerin görünüşlerini bilebiliriz, kendinde ne olduklarını bilemeyiz."Nós olhamos para elas, e nem mesmo sabemos o que elas significam.
Oynayacağım sonraki karakterin ne olacağını bilemiyorum, hangi şehirde olacağımı bilemiyorum.Eu não me lembro bem em que cidade para ser sincero.
İnsanlara göründüğünde kendini tanıtmadığı müddetçe kimse onun gerçek kimliğini bilemez.Se você não consegue ver o porquê, ninguém poderá dizê-lo a você.
Bu yüzden Allah bir şeyi meydana gelmesinden önce bilemez.Se não conhece as nossas ações futuras, então Deus não é nem omnisciente nem omnipotente.
Grubun geri kalanı ne yapacağını bilemedi.NÃO SEI O QUE FARÃO OS OUTROS.
"Gelecekte ne olacağını kimse bilemez.Iemand kan niet weten, wat er in de toekomst voor regels worden gesteld.
Kont ne yapacağını bilememektedir.De groep weet niet wat ze moet doen.
Dış ses ona kim olduğunu sorar, ne diyeceğini bilemeyip bocalasa da sonunda hatırlar, kendisini tanıtır.Hij zal niet namens zichzelf spreken, maar hij zal zeggen wat hij hoort en jullie bekendmaken wat komen gaat.
Bir isyan… devrim fikirlerinin ne zaman ortaya çıkacağını asla bilemezsin.”Je weet nooit wanneer de vijand de deur inschopt...".
Ancak okuma yazması yoktur ve burada yazılanların ne anlama geldiğini bilemez.Het briefje wordt bekeken, maar niemand begrijpt wat er geschreven staat.
Nasıl özür dilemeliyim bilemiyorum.”Ze beseffen niet waar ze voor juichen."
Bu büyük boyut Ichigo’nun nasıl kontrol edeceğini bilemediği, engin ruhsal gücünden kaynaklanıyordu.De zanpakuto is zo groot doordat Ichigo zijn spirituele kracht niet onder controle heeft.
Bu rivayet ne derece doğru bilemeyiz.Het is onbekend hoe hoog de broch is geweest.
(Aria: Non so più cosa son — "Artık ne olduğumu bilemiyorum.")I don't think it means anything" (Ik weet niet wat dat inhoudt.
O, gerçeği bilemez.Hij kan de waarheid niet kennen.
O şiiri sadece bir kez okudu. Onu ezbere bilemez.Hij heeft dat gedicht maar één keer gelezen. Hij kan het niet uit het hoofd kennen.
Kont ne yapacağını bilememektedir.Król nie wie, co ma robić.
"Gelecekte ne olacağını kimse bilemez.Nikt nie wie, co może zdarzyć się za chwilę.
İlahlar bu gök katında yaşarlar; hiç kimse daha yukarıdaki gök katlarında neler olduğunu bilemez.Pozostali na Ziemi ludzie pojmują, że ci co zniknęli zostali wzięci do nieba, czego oni sami nie byli godni.
Ne kadar başarılı oldular, bilemiyorum.Nie wiadomo ile ich wykonał.