Bu taktığın çok tuhaf görünen bir bileklik.That's a pretty strange-looking bracelet you're wearing.
Bu bileklikten Avrupa'da 5 milyon dolaylarında satılmıştır.About 5 million of these wristbands have been sold all over Europe.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.I mean, I had to check the tags and make sure.
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Madame, would you like some of those orange bangles with the pink polka dots?
Giyilebilir teknoloji: Akıllı saat ve bilekliklerWristwear
Bu bileklik, her köleye aynı muamelenin yapılmadığının bir hatırlatıcısıdır.This bracelet is a reminder that not every slave was treated the same.
Oscar, onlara teşekkür eder ve Oscar, Bea'ye bu bilekliklerin onunla sinemaya götüreceğini mi sorar.Belinda lo ringrazia e Mimmo ottiene il suo primo appuntamento con lei al cinema.
Bu bileklikten Avrupa'da 5 milyon dolaylarında satılmıştır.Van deze plaat zijn er in de Verenigde Staten 5 miljoen verkocht.
Bileklikler artık satılmamaktadır ve satılması için bir plan yoktur.Asema on nykyisin miehittämätön, eikä siellä ole lipunmyyntiä.
29 Mart 2011 itibarıyla bilekliklerden $1,5 milyon gelir elde edildi.29. marts 2011 var der blevet solgt armbånd for 1,5 millioner dollars.
Bu bileklikten Avrupa'da 5 milyon dolaylarında satılmıştır.この測量局は彼をヨーロッパに五回派遣した。
Hediyede 87. seviye okçu bileklikleri vardır.Na 77. a 78. poschodí sa nachádza vyhliadková plošina.
2. Bileklik ve Eylem Kiti edinin.Szerezd be a karperecet és az "Action dobozt".
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Asszonyom, szeretne azokból a narancssárga karkötőkből rózsaszín pöttyökkel?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Doamna, doriti o bratare portocalie cu puncte roz?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Frun, skulle du vilja ha några av de orangea arbanden med de rosa polkaprickarna?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?분홍색 물방울 무늬가 들어간 오렌지색 팔찌를 좀 보여드릴까요? 부인?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Madam, chceli by ste niektorý z týchto oranžových výrobkov s ružovými bodkami?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Madame, désirez-vous quelques uns de ces bracelets oranges à pois roses?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Madam, je libo některý z těchto oranžových náramků s růžovými puntíky?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Mevrouw, wilt u een paar van deze oranje armbanden met roze stippen?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Möchten Sie eines dieser orangen Armbänder mit rosa Tupfen, meine Dame?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Nyonya, apakah anda ingin beberapa gelang oranye dengan bintik-bintik jingga itu?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Proszę pani, czy chciałaby pani pomarańczowy wisiorek z różowymi kropkami?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?"Senhora, quer essas pulseiras laranja com bolas cor-de-rosa?"
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Señora, ¿le gustarían algunas de esas pulseras anaranjadas... ...con pintitas rosadas?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Signora, gradirebbe qualcuno di questi monili arancioni coi pois rosa?"
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Thưa bà, bà có muốn những vòng đeo tay màu cam với những chấm hồng này không?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Κυρία, θα θέλατε κάποιο από εκείνα τα πορτοκαλιά ενδύματα με τα ροζ πουά;
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?"Девушка, не хотите ли вы эти оранжевые браслеты с розовыми вкраплениями?"
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?"Дівчино, не бажаєте ці оранжеві браслети з рожевими вкрапленнями?"
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Мадам, бихте ли искали някои от тези оранжеви гривни, с розовите полка точки?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?האם גברתי רוצה מהצמידים הכתומים, אלו עם הנקודות הוורודות ?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?سيدتي، هل ترغبين في بعض أساور البرتقال مع تنقيطها باللون الوردي؟
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?オレンジ色の腕輪などはいかがですか 私の名前はザミンです
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Adică, a trebuit să verific etichetele şi să mă asigur.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Chci říct, že jsem musel zkontrolovat cedulky a ujistit se.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Digo, tuve que comprobar las etiquetas para asegurarme.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Ich musste das Armband überprüfen, um sicher zu sein.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Ik moest de bandjes checken en zeker zijn.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Je veux dire, je devais vérifier les étiquettes et ne pas me tromper.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.저는 이름표를 확인하고 확실히 해야했습니다.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Maksud saya, saya harus memeriksa labelnya dan memastikan.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Musel som skontrolovať visačky a uistiť sa, že som pri správnom dieťati.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Tive de verificar as pulseiras para ter a certeza, eu estava incrédulo.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.To znaczy, musiałem posprawdzać etykietki, poupewniać się.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Úgy értem, meg kellett, hogy nézzem a szalagocskát a csuklóján.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Voglio dire che ho dovuto controllare la targhetta per essere sicuro.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Ý tôi lại tôi phải kiểm trả thẻ đánh dấu cho chắc.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Εννοώ, έπρεπε να ελέγξω τις ετικέτες να σιγουρευτώ.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Искам да кажа, че трябваше да проверя етикетите и да се уверя.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Тобто я перевірив бирку на ніжці, щоб переконатися,
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.Я говорю о том, что я даже проверил бирку на ножке, чтобы убедиться.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.כלומר, אני הייתי חייב לבדוק את השמות ולוודא.
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.اعني انني كنت أتأكد من البطاقات كل هنيهة ..
Bileklikleri eşleşiyor mu diye kontrol ediyordum.本当に自分たちの子なのか疑ってしまいました
Bileklik ve Eylem Kiti edinin.2. Procurez-vous le bracelet et l'Action Kit.
Bileklik ve Eylem Kiti edinin. 3.2. اطلب السوارة وعدة الفعل
Bileklik ve Eylem Kiti edinin. 3.3:トライにサインアップして、毎月数ドルを寄付する。
Bileklik ve Eylem Kiti edinin. 3.תקנו צמיד וקופסאת פעילות