Bu bileşikler, yağa zengin bir portakal rengi-kırmızı renk verir.O consumo desta espécie pode colorar a urina de laranja/vermelho.
Platinyum heksaflorür PtF6 formülüne sahip kimyasal bileşiktir.Hexafluoreto de platina é um composto químico com fórmula PtF6.
Radonun radyoaktifliğinden dolayı, radon bileşiklerinin yararlılığı sınırlıdır.A utilidade de compostos de radônio é limitada por causa da sua radioatividade.
En küçük bileşik sayı 4'tür.Het kleinste samengestelde getal is 4.
En stabil ksenon bileşiklerinden biridir.Het is een van de stabielste xenonverbindingen.
Her yüksek derecede bileşik sayı primoriyellerin çarpımıdır (mesela 360 = 2·6·30).Ieder hogelijk samengesteld getal is een product van primorialen (bijvoorbeeld 360 = 2 × 6 × 30).
Tanım olarak, 1'den büyük her tam sayı ya asal ya da bileşik sayıdır.Ieder natuurlijk getal groter dan 1 is ofwel een priemgetal of een samengesteld getal.
Pironlar veya piranonlar, halkalı kimyasal bileşiklerin bir sınıfıdır.Pyronen of pyranonen vormen een klasse van cyclische organische verbindingen.
Çeşitli organik bileşiklerin (kâfuru ve terpenler gibi) yapısı üstüne çalışmalarıyla tanındı.Hij beschreef op een welwillende en meevoelende manier diverse indanenstammen waaronder de Mandan.
Diterpenler, biyolojide önemli olan retinol, retinal, and fitol gibi bileşiklerin temelini oluştururlar.Diterpenen vormen de basis voor biologisch belangrijke verbindingen, zoals retinol, retinal en fytol.
Örnek olarak, varsayalım ki bir kişi yıllık %21 bileşik faiz oranı ile borçlandı.Tezamen kon dit leiden tot een rendement van wel 21 procent op jaarbasis.
Bileşikleri orta çağlarda biliniyordu.Het gebruik was in de Middeleeuwen al bekend.
HF-SbF5 bileşiklerini saklamak için yapılan konteynır ve kaplar PTFE'den üretilmektedir."Glaswerk" om HF-SbF5 in te bewaren of te laten reageren is van PTFE.
14 bileşik sayıdır ve tambölenleri 1, 2, 7 ve 14'tür.Voorbeeld: 14 heeft als delers 1, 2, 7 en 14.
Hidroksil grubu içeren inorganik bileşikler hidroksitler olarak adlandırılır.Een anorganische stof met een hydroxylgroep heet een hydroxide.
Diol ve glikol, iki hidroksilden oluşan bir bileşiktir.Een diol of glycol is een organische verbinding die twee hydroxylgroepen bevat.
Eskiden moleküler bileşik terimi de kullanılırdı.Vroeger is de molen als schorsmolen in gebruik geweest.
Aromatik bileşiklerin çok büyük çoğunluğu karbon içerir ama hidrokarbon olmak zorunda değildirler.In een aromatisch systeem zijn veel van de atomen koolstofatomen, maar dat is niet noodzakelijk.
Hidrosiyonik asit (HCN), inorganik bir bileşiktir.Cesiumhydroxide (CsOH) is een anorganische verbinding van cesium.
Fulminik asit, HCNO formülüne sahip bir bileşiktir.Het methanoaation heeft de formule HCOO−.
Kripton diflorür, KrF2 kripton ve florun oluşturduğu kimyasal bileşiktir.Kryptondifluoride is een anorganische verbinding van krypton en fluor met als brutoformule KrF2.
Organik bileşikleri nitril grubu altında isimlendirilir ve çoğu zehirli olmaktan uzaktır.Het gif bestaat uit grotendeels neurotoxische delen en een deel uit hematotoxisch gif.
Safranal, Safran (Crocus sativus) çiçeklerinden elde edilen safranda bulunan bir organik bileşiktir.Saffraan is een specerij die gewonnen wordt uit de saffraankrokus (Crocus sativus).
Sodyum klorit (NaClO2) kâğıt üretiminde ve dezenfektan olarak kullanılan kimyasal bir bileşiktir.Przykładem jest chloryn sodu (NaClO2), dostępny handlowo jako środek do bielenia tkanin i dezynfekcji.
Basit veya bileşik olarak ayırdığı atomlar doğrudan doğruya Tanrı'dan hareket eden katı taneciklerdir.Zarówno atomy proste, jak i złożone są poruszane bezpośrednio przez Boga.
Hidrojen peroksit (H2O2) soluk mavi renkte; sulandırıldığında ise renksiz hale gelen bir bileşiktir.Wodne roztwory chlorku miedzi(II) są zielone, natomiast w dużym rozcieńczeniu mają barwę niebieską.
Batıda alkol ve afyon bileşikleri kullanıldı.Na miejscu znaleziono tabletki i alkohol.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Nadal jednak pierwiastki te mają nieznaczący wpływ na funkcjonowanie organizmu człowieka.
Litotrofik bakteriler enerji kaynağı olarak inorganik bileşikler kullanırlar.Litotrofy mogą używać związków nieorganicznych jako źródła energii.
Hidroksil grubu içeren inorganik bileşikler hidroksitler olarak adlandırılır.Ciała niezwilżalne wodą nazywamy hydrofobowymi.
Örnek bileşikler: PFOA, PFOS.Przykłady: Mistral, Pepita.
Ay ve Kun (İnsan veya Koyun) kelimelerinin bileşik biçimidir.Najcieplejsze miesiące to lipiec i sierpień, lecz są one też najbardziej deszczowe.
Alasığın: Ala (karışık renk) ve Sığın (geyik) sözcüklerinin bileşik biçimidir.Na przykład słowa casa (dom) i caza (polowanie) wymawia się identycznie.
Karbon ile oksijenin oluşturduğu iki basit bileşik vardır: Karbon dioksit (CO2) ve karbon monoksit (CO).Najprostsze i spotykane powszechnie tlenki węgla to tlenek węgla (CO) i dwutlenek węgla (CO2).
Bu bileşiklerin Alzheimer hastalığınin başlangıcını da geciktirdiği gösterilmiştir.Mówi się tutaj o chorobie Alzheimera o wczesnym początku.
Bileşikleri orta çağlarda biliniyordu.Łochów znany był od czasów średniowiecza.
Eskiden moleküler bileşik terimi de kullanılırdı.Używano dawniej też formy Jagnięcy Wierch.
Bu yapay bileşikler halindeki katı maddelere doğada tabii halde rastlanmaz.Sztuczny miód nie zawiera unikatowych składników obecnych w miodzie naturalnym.
Neodymium bileşikleri ticari olarak ilk kez 1927 yılında kullanılmıştır.W 1971 roku pierwszy raz wykorzystano stop Ni-Ti do celów komercyjnych.
0 ve 1 ne bileşik, ne de asal sayılardır.Zero nie jest ani liczbą pierwszą, ani liczbą złożoną.
Radonun radyoaktifliğinden dolayı, radon bileşiklerinin yararlılığı sınırlıdır.Przydatność fluorku radonu jest ograniczona radioaktywnością helowca.
Ayrıca yüksek derecede patlayıcı bileşik ksenon trioksit de (XeO3) elde edildi.En högexplosiv förening, xenontrioxid (XeO3), har också skapats.
Safran 150’den fazla uçucu ve aroma taşıyan bileşik içerir.Saffran består av mer än 150 doft- och aromämnen.
Bu bileşikler ve tuzlar özellikle bakterisid ve fungusit özellikleri nedeniyle kullanılır.Dessa föreningar och dess salter används primärt för sina bakteriedödande och antimögel-egenskaper.
Hidroksil grubu içeren inorganik bileşikler hidroksitler olarak adlandırılır.Kemiska föreningar som innehåller hydroxidjoner kallas för hydroxider.
Baryum'un hemen hemen bütün bileşikleri ise zehirlidir.All användning av beryllium begränsas av dess giftighet.
Saponinler çeşitli bitki türlerinde bulunan bir kimyasal bileşik sınıfıdır.Polyfenoler är en kemisk ämnesklass som återfinns i växter.
Biyolojik bozunma, kimyasal bileşiklerin, canlı organizmaların biyolojik etkileriyle tahribi demektir.Är virus levande biologiska varelser, eller endast döda kemiska ting?
Bu bileşik ilk olarak Alman kimyager Johannes Wislicenus tarafından 1893 yılında elde edilmiştir.Dess struktur fastställdes av den tyske kemisten Johannes Wislicenus 1873.
Propadien H2C=C=CH2 formülüne sahip organik bileşik.Propadien är en organisk förening med formeln CH2=C=CH2.
Bazı ksenon bileşikleri renklidir ancak elementin çoğu bileşiği renksiz halde bulunur.Vissa xenonföreningar är färgade, men de flesta är färglösa.
Stamen 4-5 tane olup korollaya bileşiktir.Ståndarna är 4-5 och pistillen är ensam.
Hidrojenasyon, bir kimyasal reaksiyon sınıfıdır ve organik bileşiklere hidrojen (H2) eklenmesi işlemidir.Dehydrogenering är en kemisk reaktion där vätgas (H2) avlägsnas.
Bu tarz bir bileşik, seletinoid G'dir.Ett exempel på ett sådant föremål är en s. k.
Pikrik asit daha doğru bir ifadeyle 2,4,6-trinitrofenol (TNP) denilen kimyasal bileşiktir.Pikrinsyra är trivialnamnet på den kemiska föreningen 2,4,6-trinitrofenol, även känd som TNP.
0 ve 1 ne bileşik, ne de asal sayılardır.Talen 0 och 1 räknas varken som primtal eller sammansatta tal.
Pikronoksinin tadı acıdır ve safranın tadında en etkili olan bileşiktir.Kefir har en jästaktig smak och är mest populär i Östeuropa.
Arsenik pentoksit As2O5 formüllü inorganik bileşik.Arsenikpentoxid är en kemisk förening med formeln As2O5.
Kan içerisinde bazı protein yapıda bileşikler vardır.I kroppen ingår selen i vissa proteiner.
Bu tür bileşikleri zeytinyağının odun külü ile beraber kaynatılması sonucunda elde etmişlerdir.Namnet kommer efter att deltagarna smörjer in sig med olivolja.