bildik ile cümle

bildik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Neden bildik bir şekilde davranması istenildiğini gencin ebeveyninden sorma hakkı vardır.Nuorella on oikeus kysyä, miksi vanhemmat haluavat, että hän käyttäytyy tietyllä tavalla.
Neden bildik bir şekilde davranması istenildiğini gencin ebeveyninden sorma hakkı vardır.Подросток имеет право спросить у своих родителей, почему они хотят, чтобы он вёл себя тем или иным образом.
Neden bildik bir şekilde davranması istenildiğini gencin ebeveyninden sorma hakkı vardır.الشباب والشابات لديهم الحق بأن يسألوا لماذا يُريد الوالدان منهم التصرف بطريقة معينة.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.A potem on przyjeżdżał do Nowego Jorku i uczyłem go tego, co umiałem czyli palenia i picia.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.A potom prišiel on do New Yorku a ja som ho učil veci, ktoré som vedel ja, čo bolo prevažne fajčenie a pitie.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.En als hij naar New York City kwam, leerde ik hem wat ik wist, wat neerkwam op roken en drinken.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.E poi lui veniva a New York e io gli insegnavo ciò che sapevo, principalmente a fumare e a bere.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.그 다음엔 그가 뉴욕시에 왔고 저는 주로 담배와 술 같은 제가 알았던 것을 그에게 가르쳐주었습니다.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.Şi apoi el venea în New York şi eu îl învăţam ce ştiam eu, în mare parte fumatul şi băutul.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.Y después él viene a Nueva York y yo le enseño lo que sé principalmente a fumar y beber.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.Μετά ερχόταν στη Νέα Υόρκη και του μάθαινα ό,τι ήξερα, κυρίως κάπνισμα και ποτό.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.Когда он приезжал в Нью-Йорк, я учил его вещам, которые я умел, по большей части курить и пить.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.След това той идваше в Ню Йорк и аз го учех на това, което знаех, основно да пие и да пуши.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.וכשהוא היה יורד דרומה לעיר ניו יורק ואני הייתי מלמד אותו את מה שאני יודע, שזה בעיקר לעשן ולשתות.
New York'a geldiğinde de ben ona bildiklerimi anlatırdım, büyük ölçüde sigara ve içki içmek.私が知っていることを教えましたが それは概ね煙草と酒でした (笑)
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Cand a fost ,cand ziceai ca oamenii aia nu stiu decat sa se laude cu banii lor?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Co się stało? Jeszcze nie dawno mówiłaś, że oni umieją się tylko chwalić swoim bogactwem!
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Kdaj si rekla da ti ljudje ne znajo drugega kot pa se važiti glede svojega bogastva?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Kedy to bolo, keď tu niekto vravel, že tí ľudia sa vedia chváliť len svojím bohatstvom?!
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Khi nào, khi nào mẹ nói rằng họ là những người chỉ biết khoe khoang khoác lác về gia sản của họ hả?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?-엄마야말로 부자들 학교에다가 돈지랄한다고 입에 거품물 땐 언제고!
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Koska se oli kun sanoit, että ne ihmiset tietävät vain, miten leuhkia omaisuudellaan?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?När var det, när du sa att de där människorna bara visste hur man skryter om sin rikedom?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Není to tak dávno, co jsi říkala, že tihle lidi se umí jen chlubit svým bohatstvím.
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Quand était-ce, la fois où tu as dit que ces gens ne savaient que se vanter de leur richesse ?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Wann war es als Du gesagt hast, daß diese Leute nur mit ihrem Reichtum angeben?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Πότε ήταν που είπες οτι αυτοί οι άνθρωποι ξέρουν μόνο να επιδεικνύουν τα λεφτά τους.
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Кога беше, когато каза, че тези хора само знаят да се хвалят с парите си?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Разве не ты сама говорила, что богачи выпендриваются и поэтому построили школу только для себя?
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?يا امى الا تقولين لى دائما انهم لا يعرفون سوى الأفتخار بأموالهم!!؟
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?そ、そ、それは、嫉妬心よ。
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.Ambii profesorii sunt foarte inteligenți, și le place să vorbească despre ce știu ei despre acest subiect.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.Ambos profesores son extremadamente inteligentes, y les gusta hablar de lo que saben del tema.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.Beide Lehrer sind sehr intelligent und sie sprechen gerne darüber, was sie in ihrem Gebiet wissen.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.Các thầy hai môn này cự kỳ thông minh, họ hay kể tôi nghe điều họ biết về môn học.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.Gli insegnanti sono intelligentissimi e a loro piace parlare di ciò che sanno in materia.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.선생님들은 매우 지적이고, 자신들은 과목에 대해 아는 것을 이야기하기를 좋아합니다.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.Les deux enseignants sont extrêmement intelligents, et ils aiment parler de ce qu'ils savent sur le sujet.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.Obaj nauczyciele są bardzo inteligentni i lubią rozmawiać o tym, co wiedzą na ten temat.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.И двамата учители са изключително интелигентни, и обичат да говорят за това, което знаят по техния предмет.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.Учителя по этим предметам очень хороши. Они любят рассказывать то, что знают о своём предмете.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.שני המורים הם ממש חכמים, והם אוהבים לדבר על מה שהם יודעים בנושא.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.كلا المعلمين كانا ذكيين للغاية، وهم يحبون التحدث عما يعرفونه عن هذا الموضوع.
Öğretmer de aşırı derecede akıllılar ders hakkında bildiklerini anlatmayı seviyorlar.知っていることを話すのが 好きなんです 私の「ミック・マック」の先生は 教卓につくと
Önce bildiklerimiz neler gözden geçirelim.A więc co wiemy?
Önce bildiklerimiz neler gözden geçirelim.Co víme?
Önce bildiklerimiz neler gözden geçirelim.Dus wat weten we?
Önce bildiklerimiz neler gözden geçirelim.Então o que nós sabemos?
Önce bildiklerimiz neler gözden geçirelim.Entonces ¿qué sabemos?
Önce bildiklerimiz neler gözden geçirelim.Οπότε, τι ξέρουμε?
Önce bildiklerimiz neler gözden geçirelim.Про що ми дізнались з цієї інформації?
Önce bildiklerimiz neler gözden geçirelim.何が起こりましたか?
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz."Ich würde ihnen erzählen, was ich weiß, und das ist, dass jeder stirbt, aber dass nicht jeder lebt.
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz.박사님은, "제가 아는 대로 말해주겠죠, 모든 사람은 죽는다는 것. 하지만 모든 사람이 살아 있지는 않다는 것.
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz."Le-aș spune ce știu, anume că toată lumea moare, dar nu toată lumea trăiește.
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz."Les diría lo que sé: que todos morimos pero que no todos vivimos.
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz."Powiedziałbym im to, co wiem, że każdy umiera, ale nie każdy żyje.
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz.Είπε, "Θα τους έλεγα αυτό που ξέρω, πως όλοι πεθαίνουν, αλλά δεν ζουν όλοι.
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz."Ще им кажа това, което знам, и че всеки умира, но не всеки живее.
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz.הוא אמר, "הייתי מספר להן את מה שאני יודע, וזה שכולם מתים, אבל לא כולם חיים.

İlgili Sayfalar