Onlara bildireceğim.I'll let them know.
Onlara bildirmem gerekiyor.I need to let them know.
Ona bildirmem gerekiyor.I need to let him know.
Ona bildiremem.I can't let him know.
Ben ona bildiremem.I can't let her know.
Ona bildireceğim.I'll let him know.
Onlara burada olduğunu bildireceğim.I'll let them know you're here.
Burada olduğunu ona bildireceğim.I'll let him know you're here.
Senin aradığını onlara bildireceğim.I'll let them know you called.
Senin aradığını ona bildireceğim.I'll let him know you called.
Onlara bildirmeye gideceğim.I'll go let them know.
Ona bildirmeye gideceğim.I'll go let him know.
Senin onu bildiğini fark etmedim.I didn't realize you knew her.
Neden onlara haddini bildirmiyorsun?Why don't you correct them?
Neden ona haddini bildirmiyorsun?Why don't you correct him?
Senin hakkında tüm bildiğimiz bu.That's all we know about you.
Onlar hakkında tüm bildiğimiz bu.That's all we know about them.
Onun hakkında tüm bildiğimiz bu.That's all we know about him.
Önceden bildiğimi Tom'a söyledim.I told Tom I already knew.
Tom, John'un kaçmayı planladığını müdüre bildirdi.Tom informed the warden that John was planning to escape.
Tom cinayeti polise bildirdi.Tom reported the murder to the police.
Dan, Linda'nın gerçek kimliğini polise bildirdi.Dan informed the police of Linda's true identity.
Yalan söylediğimi nasıl bildin?How did you know I was lying?
Yalan söylediğimi nereden bildiniz?How did you know I was lying?
Blöf yaptığımı nasıl bildin?How did you know I was bluffing?
Bildiğim kadarıyla cezaevi ve mapushane farklı şeylerdir.As far as I am concerned, prison and slammer are different things.
O bana kol kanat gerdi ve bildiği her şeyi bana öğretti.She took me under her wing and taught me everything she knew.
Dan, Linda'yı zinayı bildirmesi için teşvik etti.Dan encouraged Linda to report the rape.
Dan, kızının kaçırılıp tecavüze uğradığını polise bildirdi.Dan reported to the police that his daughter had been abducted and raped.
Tanıklar Dan'i kentteki hemen hemen her yerde gördüklerini bildirdiler.Witnesses reported seeing Dan almost everywhere in the town.
1965 yılından bu yana o kasabada hiçbir adam kaçırma olayı bildirilmemişti.No abduction had been reported in that town since 1965.
Nerede olduğumu nasıl bildin?How did you know where I was?
Tom'un ne istediğini bildiğinden emin misin?Are you sure you know what Tom wants?
Bizi nerede bulacağını nasıl bildin?How did you know where to find us?
Bizi nerede bulacağınızı nasıl bildiniz?How did you know where to find us?
Tom'un uyandığı anı bana bildir.Let me know the moment Tom wakes up.
Tom'a bildirdin mi?Did you notify Tom?
Zamanı geldiğinde bana bildir.Let me know when it's time.
Bunu nasıl yapacağını bildiğinden emin misin?Are you sure you know how to do this?
Tom'un oraya nasıl gideceğini bildiğini mi düşünüyorsun?Do you think Tom knows how to get there?
Tom Mary'nin onu söylediğini nasıl bildi.How did Tom know Mary said that?
Tom ona ihtiyacı olduğunu nasıl bildi?How did Tom know he needed that?
Tom'un onu nasıl yapacağını bildiğini mi düşünüyorsun?Do you think Tom knows how to do that?
Hazır olur olmaz bana bildir.Let me know as soon as you're ready.
O hazır olduğunda bana bildir.Let me know when it's ready.
O bittiğinde bana bildir.Let me know when it's over.
Bana ihtiyacın olduğunda bana bildir.Let me know when you need me.
Tom'un Çin dominosu oynamayı bildiği çok uzak ihtimal.It's very unlikely Tom knows how to play mahjong.
Tom bildiğini biliyor mu?Does Tom know you know?
Yardıma ihtiyacımız olursa, size bildireceğim.If we need any help, I'll let you know.
Sen öğrenir öğrenmez bana bildir.Let me know as soon as you know.
Kimin bildiğinin ne önemi var?What does it matter who knows?
Tom bildiğim en zeki adamdır.Tom is the smartest guy I know.
Tom bile bunun hakkında nasıl bildi?How did Tom even know about it?
Mary'nin burada olduğunu Tom'un bildiğini düşünüyor musun?Do you think Tom knew Mary was here?
Tom'un burada olduğumu bildiğini düşünüyor musun?Do you think Tom knew I was here?
Burada olacağımızı nasıl bildin?How did you know we'd be here?
Burada olacağımı nasıl bildin?How did you know I'd be here?
Tom'un Fransızca konuşmayı bildiğine dair hiç bir fikrim yoktu.I had no idea Tom knew how to speak French.
Tom'un Fransızca bildiğini düşünmüyordum.I didn't think Tom knew any French.