Muhtemelen benim hakkımda senin hakkında bildiğimden daha fazlasını biliyorsun.You probably know more about me than I know about you.
Tom'un henüz bunun hakkında bildiğini sanmam.I don't think Tom knows about this yet.
Sen her zaman kendi bildiğini okumak zorundasın.You always have to have your own way.
Tom her zaman kendi bildiğini okur.Tom always gets his own way.
Adımın Tom olduğunu nasıl bildin?How did you know my name was Tom?
Tom'un evet diyeceğini nasıl bildin?How did you know Tom was going to say yes?
Bunu yapmamamız gerektiğini benim bildiğim kadar iyi biliyorsun.You know as well as I do that we shouldn't be doing this.
Tom'un yüzmeyi bilmediğini benim bildiğim kadar iyi biliyorsun.You know as well as I do that Tom doesn't know how to swim.
Bunu polise bildirmelisin.You should report this to the police.
Bildiğim kadarıyla söylenti doğru değil.To the best of my knowledge, the rumor isn't true.
Tom geldiğimi bildiğini söyledi.Tom said he knew I was coming.
Tom sana son gelişmeleri bildirecek.Tom will bring you up to date.
Yaptığımdan daha fazlasını bildiğimi düşünüyorsun.You think I know more than what I do.
Bildiğimi düşündüğünden çok daha fazlasını biliyorum.I know a lot more than you think I do.
Yapacağımdan daha fazlasını bildiğini düşünüyorsun.You think you know more than what I do.
Tom onun hakkında benim bildiğimden çok daha fazlasını biliyor.Tom knows a lot more about that than I do.
Bu konuda benim bildiğim kadar çok şey bilmiyorsun.You don't know as much about this as I do.
Benim bildiğim kadar iyi araba sürmeyi bilmiyorsun.You don't know how to drive as well as I do.
Ben onlara bildirmedim.I didn't let them know.
Fransızca konuşmayı bildiğini duydum.I hear you know how to speak French.
Onun muhtemelen olmayacağını benim bildiğim kadar iyi biliyorsun.You know as well as I do that that isn't likely to happen.
Tom bir şey olursa bana bildireceğini söyledi.Tom said he'd let me know if anything happened.
Yardıma ihtiyacınız olursa bana bildirin.Let me know if you need help.
Tom'un burada olduğumuzu bildiğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom knows we're here.
Bildiğimi bilmek istemiyorsun.You don't want to know what I know.
Bildiğim her şeyi bana Tom öğretti.Tom taught me everything I know.
Tom bana, bildiğim birini anımsatıyor.Tom reminds me of someone I used to know.
Tom bildiğini bize söylemeyecek.Tom won't tell us what he knows.
Tom'un Mary'yi sevmediğini benim bildiğim kadar biliyorsun.You know as well as I do that Tom doesn't like Mary.
Tom'un Mary'den nefret ettiğini benim bildiğim kadar biliyorsun.You know as well as I do that Tom hates Mary.
Bir zamanlar matematik bildiğim kadar kimya bilirdim.At one time I knew chemistry as well as I knew mathematics.
Lütfen verilerdeki tutarsızlıkları bildirin.Please report discrepancy in data.
Beni nerede bulacağını nasıl bildin?How did you know where to find me?
"Sorduğum için özür dilerim ama Kanadalı mısınız?" "Evet. Nasıl bildiniz?""Excuse me for asking, but are you Canadian?" "Yes I am. How did you know?"
Şimşeğin nerede çakacağını hiç kimse önceden bildiremez.No one can predict where lightning will strike.
Bildiğim Fransızca'nın çoğunu bana Tom öğretti.Tom taught me most of the French I know.
Tom bunun hakkında nasıl bildi?How did Tom know about this?
Bildiğim kadarıyla, Tom intihara teşebbüs etmedi.As far as I know, Tom has never tried to commit suicide.
Paranı çalanın Tom olduğunu nasıl bildin?How did you know it was Tom who stole your money?
Tom ve Mary'nin burada olduğunu nasıl bildin?How did you know Tom and Mary were here?
Tom'un buraya geldiğini nasıl bildin?How did you know Tom was coming here?
Bizi bildiğini düşünüyorum.I think she knows about us.
Onun bizim hakkımızda bildiğini düşünüyorum.I think he knows about us.
Tom'un ne yaptığımızı bildiğini düşünüyor musun?Do you think Tom knows about what we did?
Nerede olduğumu Tom'a bildir.Let Tom know where I am.
Senin Tom'la ne yapacağını bildiğini umuyordum.I was hoping you'd know what to do with Tom.
Boston'a gitmek istediğimi Tom'un bildiğini düşünüyor musun?Do you think Tom knows I want to go to Boston?
Bildiğim kadarıyla limit yok.There are limits to my knowledge.
Tom Mary'nin nesi olduğunu senin bildiğini söyledi.Tom said you'd know what's wrong with Mary.
Bildiğim kadarıyla, buradaki hiç kimse bugün Tom'u görmedi.As far as I know, no one here has seen Tom today.
Bir hata yaptıysam lütfen bana bildirin.If I've made a mistake, please let me know.
Bildiğini biliyorum, ama bildiğini bildiğimi biliyor musun?I know you know, but do you know I know you know?
Ben onların ne bildiklerini bilmiyorum.I don't know what they know.
Onun ne bildiğini bilmiyorum.I don't know what he knows.
Ben onun ne bildiğini bilmiyorum.I don't know what she knows.
Tom'un bildiğini bilmiyorum, ama o benim bildiğimi biliyor.I don't know what Tom knows, but Tom knows what I know.
Ben Tom'un ne bildiğini bilmiyorum.I don't know what Tom knows.
Tom'u nerede bulacağını nasıl bildin?How did you know where to find Tom?
Kimin bildiğini bilmiyorum.I don't know who knows.
Kanadalı olduğumu nasıl bildin?How did you know I was Canadian?