Bildiğiniz en uzun Fransızca kelime nedir?What's the longest French word you know?
Bildiğim kadarıyla, Tom'un bir kız arkadaşı yok.As far as I know, Tom doesn't have a girlfriend.
Tom'un nasıl yüzeceğini bildiğini düşünüyor musun?Do you think Tom knows how to swim?
Tom'un nasıl yüzeceğini bildiğine eminim.I bet Tom knows how to swim.
Trombon çalmayı bildiğine dair hiç bir fikrim yok.I had no idea you knew how to play the trombone.
Konserin saat kaçta başladığını Tom'un bildiğinden emin olmak zorundayım.I have to make certain Tom knows what time the concert starts.
Tom'un ne yapacağını bildiğinden emin olmak zorundayım.I have to make certain Tom knows what to do.
Tom'un nereye gitmesi gerektiğini bildiğinden emin olmak zorundayım.I have to make certain Tom knows where he needs to go.
Bu konuda bilmem gereken her şeyi bildiğimi düşünüyorum.I think I know everything I need to know about this.
Ne olduğunu zaten bildiğini düşündüm.I thought you already knew about what happened.
Bizden ne yapmamız beklendiğini Tom'un bildiğini umuyordum.I was hoping Tom knew what we were supposed to do.
Çevredekilere soracağım ve bir şey bulup bulmadığımı sana bildireceğim.I'll ask around and let you know if I find anything out.
Çevredekilere soracağım ve ne bulduğumu sana bildireceğim.I'll ask around and let you know what I find out.
Tom'un ne yapacağını bildiğinden emin değilim.I'm not certain Tom knows what to do.
Tom yapması gerekeni yapmazsa lütfen bana bildir.If Tom doesn't do what he's supposed to do, please let me know.
Tom'un Mary'nin kim olduğunu tam olarak bildiğinin şimdi farkındayız.We realize now that Tom knew exactly who Mary was.
Evrakının kabul edilmediğini sana bildirdiğimize pişmanız.We regret to inform you that your paper has not been accepted.
Ne yaptığını bildiğini belirttin.You implied that you knew what you were doing.
Tom her zaman kendi bildiğini okumak ister.Tom always wants to have his own way.
Tom başka herkesin ne bildiğini bilmiyordu.Tom didn't know what everyone else knew.
Tom kazayı bildirmedi.Tom didn't report the accident.
Tom ekonomi hakkında birçok insanın bildiğinden daha çok biliyor.Tom knows more about economics than most people do.
Tom şimdi Mary'nin kendi bildiğini okumasına izin vermesi gerektiğini fark ediyor.Tom now realizes that he should have let Mary have her own way.
Tom her şeyin tamam olduğunu bildirdi.Tom reported that everything was OK.
Tom her şeyin iyi olduğunu bildirdi.Tom reported that everything was OK.
Tom zaten onun nasıl yapılacağını bildiğini söylüyor.Tom says he already knows how to do that.
Tom her şeyin yolunda olduğunu bildirdi.Tom reported that everything was in order.
Sana yardım edebileceğim bir şey varsa bana bildir.Let me know if there's anything I can help you with.
Bilim adamları keşiflerini bütün ayrıntılarıyla dünyaya bildirmek istediler.The scientists wanted to make their discoveries known to the world at large.
Tom'un Mary'nin telefon numarasını bildiğinden kuşku duyuyorum.I doubt that Tom knows Mary's phone number.
Senin için yapacağım zerre kadar bir şey varsa sadece bana bildir.If there's anything at all I can do for you, just let me know.
Bildiğim kadarıyla böyle bir işlev yok.As far as I know, such a function doesn't exist.
Onu yarın yapabilip yapamayacağını bana bildir.Let me know if you can make it tomorrow.
Tom bizim için çalışmakla ilgilenmediğini bize bildirdi.Tom let us know that he wasn't interested in working for us.
Bizimle kampa gitmekle ilgileniyorsan lütfen bana en kısa sürede bildirin.If you're interested in going camping with us, please let me know as soon as possible.
Tom bir sürü alakasız ayrıntıları bildirerek zamanımızı boşa harcadı.Tom wasted our time reporting a lot of irrelevant details.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden geçinmekte sıkıntı yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble making ends meet.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden bütün faturalarımı ödemekte sorun yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble paying all my bills.
Neden bana Boston'da olduğunu bildirmedin?Why didn't you let me know you were in Boston?
Tom bir şeylerin yanlış olduğunu hemen bildi.Tom knew instantly that something was wrong.
Bildiğim kadarıyla, Tom yanlış bir şey yapmadı.Tom hasn't done anything wrong, as far as I know.
Bostonlu olduğumu nasıl bildin?How did you know I was from Boston?
Durum hakkında bildiğin her şeyi bana söyle.Tell me everything you know about the situation.
Olanlar hakkında bildiğin her şeyi bana söyle.Tell me everything you know about what happened.
Tom hakkında bildiğin her şeyi bana söyle.Tell me everything you know about Tom.
Tom hakkında bildiklerini bana söyle.Tell me what you know about Tom.
Bunu herkesin zaten bildiğini düşünüyorum.I think everybody already knows that.
Tom Mary'nin nereye gittiğini bildiğini söyledi.Tom said he knew where Mary was going.
Tom Mary'nin nereye gittiğini bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows where Mary went.
Bana onun hakkında bildiğin her şeyi anlat.Tell me everything you know about him.
Onun hakkında bildiğin her şeyi bana anlat.Tell me everything you know about her.
Onlara bunun hakkında bildirme, Tamam mı?Don't let them know about this, OK?
Ne olduğunu Tom'a bildirebilir misin?Can you let Tom know what's happened?
Tom'un evinde olduğumuzu nereden bildin?How did you know we were at Tom's house?
Boston hakkında çok şey bildiğini anlıyorum.I understand you know a lot about Boston.
Bana nerede kaldığını bildir, tamam mı?Let me know where you're staying, OK?
Boston'da büyüdüğümü nasıl bildin?How did you know I grew up in Boston?
Bir şey önerirsen bana bildir.If you do come up with something, let me know.
Endişelenme. Ne zaman döneceğini sana bildireceğim.Don't worry. I'll let you know when to turn.
Tom olanlar hakkında bildiği her şeyi Mary'ye anlattı.Tom told Mary everything he knew about what had happened.