bil ile cümle
bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O onlara bilgi vermeyi reddetti.He refused to give them the information.
Onların planı hakkında bir şey bilmediğini inkar etti.He denied knowing anything of their plan.
O onun bir hafta boyunca yatakta hasta olduğunu biliyordu.He knew that she had been ill in bed for a week.
O, onun sabahtan beri meşgul olduğunu biliyordu.He knew she had been busy since morning.
O, onun adresini bilse ona yazacağını söyledi.He said that if he knew her address, he would write to her.
O sırrı biliyor.He knows the secret.
O, çok bilgilidir.He is very learned.
Kendisi bunu bilmeyecek kadar akıllıdır.He is too wise not to know that.
O bir uçak bileti satın aldı.He bought a plane ticket.
O, hastanede bilincini yeniden kazandı.He regained consciousness in the hospital.
O, bilinen bir insan tipi.He is a common sort of man.
Fakir olmanın ne olduğunu bilmiyor.He doesn't know what it is to be poor.
Fakir olmanın ne olduğunu o çok iyi bilir.He knows quite well what it is like to be poor.
Bilgeliği babasından geri kalır değil.He is no less wise than his father.
O gerçeği biliyor.He does know the fact.
O, gerçek benliğini bilmiyor gibi görünüyor.He doesn't seem to know his real self.
O, bilinmezlik içinde yaşadı.He lived in obscurity.
O, az bilinen ülkeler hakkındaki gerçekleri toplamak için dünyayı dolaşıyor.He travels about the world gathering facts about little known countries.
Pek çok eğlenceli sihirli hileler bilir.He knows many amusing magic tricks.
O mükemmel bir bilim adamıydı ve dahası, mükemmel bir şairdi.He was an excellent scientist, and what is more, was a great poet.
Sağlığı pahasına mükemmel bir bilim adamı oldu.He became a brilliant scholar but only at the expense of his health.
Arkadaş edinme sanatını bilir.He knows the art of making friends.
Fazla yiyeceği ne yapacağını bilmiyordu.He didn't know what to do with the extra food.
O harika bir bilim adamı olacak.He will be a wonderful scholar.
Her iki yarışı kazanıp kazanmayacağını bilmiyorum.I doubt whether he will win both races.
Onların ne zaman varacağını biliyor musunuz?Do you know when they will arrive?
Onların birbirlerine âşık olduğunu biliyorum.I know they're in love with each other.
Onların hangi trende olacaklarını bilmiyorduk.We didn't know what train they'd be on.
Onların ne kadar süredir evli olduğunu biliyor musunuz?Do you know how long they have been married?
Bir grup bilim adamı onlarla birlikte gemideydi.A party of scientists were on board with them.
Onların planı hakkında bir şey bilmiyorum.I am quite ignorant of their plan.
Onlar bu konuda bir şey bilmiyor olabilir.They may not know anything about this.
Olayı gördüklerini bildirdiler.They reported seeing the incident.
Konser biletlerini alacak paraları yoktu.They had no money to buy concert tickets with.
Onlar parayla ne yapmaları gerektiğini bilmiyor.They don't know what they should do with the money.
Onlar onu bilmeyebilirler.They may not know about it.
Onlar gerçeği biliyor gibi görünüyorlar.They appear to know the fact.
Onlar bilgiye göre hareket ettiler.They acted on the information.
Onlar onu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.They do not know how to do it.
Onu başından beri biliyor olmalılar.They must have known it all along.
Onlar, Tom'un gençliğinde hangi zorlukları yaşadığını bilmiyorlar.They don't know what difficulties Tom went through in his youth.
İlk olarak ne yapacaklarını bilmiyorlardı.They didn't know what to do first.
Onlar nasıl yüzüleceğini biliyor.They know how to swim.
Ortak bir bildiri üzerinde anlaştılar.They agreed on a joint statement.
Atom bombasının nasıl yapılacağını biliyorlar.They know how to make an atomic bomb.
Önce ne yapacaklarını bilmediler.They did not know what to do first.
Onlar benim adımı bilmiyorlar.They don't know my name.
Onlar birazcık iş bile yapmazlar.They don't do a lick of work.
Dünyayı korumanın önemini biliyorlar.They know the importance of protecting the earth.
Geçmiş deneyimleri hakkında bilgi aldılar.They inquired about his past experience.
Onu gördüğüm an kızgın olduğunu biliyordum.The instant I saw him I knew he was angry.
Onu gördüğüm an, onun öfkeli olduğunu biliyordum.The moment I saw him, I knew he was angry.
O, ne gördüğünü polise tam olarak bildirdi.He reported fully what he had seen to the police.
Onun kendisini öldürmesinin nedeni bilinmiyor.The reason she killed herself is unknown.
Onun neden çok kızgın olduğunun nedenini biliyor musun?Do you know the reason why she is so angry?
Onun ne zaman Londra'ya gideceğini bilmiyorum.I don't know when she will leave for London.
Onun kahve yapmada iyi olduğunu biliyor muydun?Did you know she is good at making coffee?
Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.Everybody knew that she was being pushy.
Kimse ona ne olduğunu bilmiyor.Nobody knows what has become of her.
Ben, onun bileti almasının zor olduğunu düşündüm.I thought it difficult for her to get the ticket.