bil ile cümle
bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O "Bilimci olmak istiyorum." dedi.He said, "I want to be a scientist."
Beni sinirlendirmek için bilerek vazoyu kırdı.He broke the vase on purpose to bother me.
O beni biliyor mu?Does he know me?
O beni bilmiyor.He doesn't know me.
Gerçeği bilmesine rağmen, o bize hiçbir şey anlatmadı.Though he knew the truth, he told us nothing.
Zamanını iyi kullanmayı biliyor.He knows how to make good use of his time.
O kendini nasıl savunacağını biliyor.He knows how to assert himself.
Evi şöyle dursun, onun araba almaya bile gücü yetmez.He cannot afford to buy a car, much less a house.
Ne yapması gerektiğini bilmiyor.He doesn't know what he's supposed to do.
O kendi gölgesinden bile korkuyor.He is even afraid of his own shadow.
Kendi hatasının bilincinde değil.He was not conscious of his own mistake.
O, onun fikirlerini nasıl karşıya koyacağını bildi.He knew how to put his ideas across.
O, suçunun bilincinde değildi.He was unconscious of his guilt.
O, kazasını polise bildirdi.He reported his accident to the police.
O kendi adını bile yazamaz.He cannot so much as write his own name.
Kendi hatalarının bilincinde değil.He is not conscious of his own faults.
Onun bile özür dileme zerafeti yok.He did not even have the grace to apologize.
O, araba sürmeyi bilmez.He does not know how to drive a car.
Önemli bir bilimsel keşif yaptı.He made an important scientific discovery.
Yazmak şöyle dursun, okuyamaz bile.He can't even read, let alone write.
Gazetelere bakmadı bile.He didn't even look over the papers.
Gelecekte bir bilim adamı olmak istiyor.He wants to be a scientist in the future.
O bilgi sahibi olur olmaz bizi bulacak.He'll get hold of us as soon as he has the information.
O bilgi sağlamaya söz verdi.He promised to provide information.
Durumu yeterince iyi biliyor.He knows the situation well enough.
Onun yeni bir bilgisayar aldığını duydum.I heard that he bought a new computer.
O, gerçeği biliyor gibi görünüyor.It seems that he knows the truth.
Beşeri bilimlerde bir otoritedir.He is an authority on the humanities.
O, dünyanın şimdiye kadar yetiştirdiği en büyük bilim adamı.He is the greatest scientist that the world has ever produced.
Dünyadaki en büyük bilim insanları arasında sayılıyor.He is numbered among the greatest scientists in the world.
O, dünyadaki en büyük bilimcilerden biridir.He is one of the greatest scientists in the world.
O halk tarafından bilinir.He is known to the public.
Büyük bir bilim adamı oldu.He grew up to be a great scientist.
O, siyaset hakkında bir şey bilmiyor.He knows nothing about politics.
O bile yaşamın kökeninden bahsetti.He even referred to the origin of life.
O, doğru ile yanlış arasındaki farkı bilmiyor.He doesn't know the difference between right and wrong.
Tüm bilgisini oğluna iletti.He has transmitted all his knowledge to his son.
O, tüm bilgisini oğluna aktardı.He has transferred all his knowledge to his son.
O, ayak bileğini burktu.He sprained his ankle.
Düzenleme ile ilgili biraz bilgisi var.He has some knowledge of editing.
O, mutfak zemininde bilinçsiz yatarken bulundu.He was found lying unconscious on the kitchen floor.
O büyük bir siyasetçi ve dahası iyi bir bilgin.He is a great politician, and, what is more, a good scholar.
Herkes tarafından saygı duyulan bir bilim adamıdır.He is a scientist who is respected by everybody.
Onu bilseydi, gelirdi.If he had known about it, he would have come.
Hem bilgiye hem de deneyime sahiptir.He has experience as well as knowledge.
O bilgiye çok hevesli.He is acquisitive of knowledge.
Kelebekler hakkında çok fazla şey biliyor.He knows a lot about butterflies.
O astronomi ya da yıldızların bilimini okur.He studies astronomy, or the science of stars.
O, hayvanlar hakkında çok şey bilir.He knows a lot about animals.
O vahşi hayvanlar hakkında çok şey bilir.He knows a lot about wild animals.
Vahşi hayvanlar konusunda bilgisi çoktur.He knows a lot about wild animals.
O çift bilet ücreti ödedi.He paid double fare.
Kendisi Japonya'daki en meşhur bilim adamlarındandır.He is one of the greatest scientists in Japan.
Japonya'daki en büyük bilim adamlarından biridir.He is one of the greatest scientists in Japan.
Japonya hakkında çok şey bilmez.He doesn't know a lot about Japan.
Onun Japonya hakkında her şeyi bildiğini düşündüm.I thought that he knew everything about Japan.
O Japon diniyle ilgili iyi bir bilgiye sahiptir.He has a good knowledge of Japanese religion.
O, Japonya'nın içişleri hakkında iyi bir bilgiye sahip.He has a good knowledge of the internal affairs of Japan.
Onun sadece yüzeysel bir Japonca bilgisi vardır.He has only a superficial knowledge of Japanese.
O, Pazar bile çalışmak zorundaydı.He had to work even on Sunday.