bil ile cümle
bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Hiç kimse onun gerçek adını bilmiyor.No one knows his real name.
Onun hırsızlığı hakkında ne yapacağımı bilmiyorum.I don't know what to do about his shoplifting.
Adı bu ülkedeki herkesçe bilinir.His name is known to everybody in this country.
Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.His name is known to everyone in this town.
Onun adı kasabamızdaki herkes tarafından bilinir.His name is known to everybody in our town.
Adı kasabamızdaki herkes tarafından bilinir.His name is known to everyone in our town.
Onun adı tüm Dünyada bilinir.His name is known all over the world.
Onun adının ne olduğunu biliyorum.I know what his name is.
Onun adı bu çevrede herkesçe bilinir.His name is known to everybody in this area.
Onun adı tüm ülke çapında bilinir.His name is known all over the country.
Birkaç öğrenci onun adını biliyordu.Few students knew his name.
Onun adını bilmiyor musunuz?Don't you know his name?
Lütfen onun durumundaki herhangi bir değişikliği bana bildirin.Please inform me of any change in his condition.
Onun görünüşüyle yeteneklerini bilemezsin.You can't know his merits by his appearance.
Onun konuşması onun çok şey bildiğine beni inandırdı.His talk led me to believe that he knows a great deal.
O İngilizcenin yanı sıra, Almanca ve Fransızca bilir.He knows German and French, not to mention English.
O, bildiğim kadarıyla, güvenilir bir arkadaştır.He is, so far as I know, a reliable friend.
Toplum içinde nasıl davranacağını bilir.He knows how to behave in public.
Birkaç dil bilgisi hatası yaptı.He made a few grammatical mistakes.
Saat üçte başlayacağını bana bildirdi.He notified me that he would start at three.
O dört dil biliyor.He is familiar with four languages.
O, bilim kurguya çok düşkündür.He's very fond of science fiction.
O ne yaptığını biliyor mu?Does he know what you did?
O, bir Amerikalı bilim adamı, Albert Einstein'a saygı duyuyor.He respects Einstein, an American scientist.
O, Amerikan demokrasisi hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir.He doesn't have any knowledge about American democracy.
O çok genç ölmeseydi büyük bir bilim adamı olacaktı.If he had not died so young, he would have become a great scientist.
Böyle bir adamla tartışılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.He ought to know better than to quarrel with such a fellow.
İngiliz edebiyatında çok bilgilidir.He is well read in English literature.
Değişik bilgiler topladı.He collected various information.
O biraz bilgi topladı.He collected bits of information.
O, her zaman kendi bildiğini okumak ister.He always wants to have his own way.
O, her zaman kendi bildiğini okumaya çalışır.He always tries to have his own way.
O çok bilir.He knows lots.
Bir bilim adamı dediğimiz odur.He is what we call a scholar.
O bira bile içmez, bırak viskiyi.He doesn't even drink beer, not to mention whiskey.
Elektronik hakkında bir şey bilmez.He knows nothing about electronics.
O, nasıl gitar çalacağını bilmiyor.He doesn't know how to play the guitar.
O, bu bilgileri yararlı kullanıma sundu.He put this information to good use.
Onun adı kasabadaki herkes tarafından bilinmektedir.His name is known to everyone in the town.
O, bu kasabayı oldukça iyi bilir.He knows this town inside out.
Seyircisini nasıl çekeceğini bilir.He knows how to captivate his audience.
Bu kentteki en iyi hukukçu olarak bilinir.He is reputed the best lawyer in this city.
Bu alanın her karışını bilir.He knows every inch of this area.
Golf oynamayı bilmiyor.He doesn't know how to play golf.
Tüm dikkatini bilgisayar oyunlarına verdi.He was absorbed in a computer game.
O, bilgisayarlara aşinadır.He is familiar with computers.
Bilgisayarlarla büsbütün evdedir.He is quite at home with computers.
O, Shakespeare'in Romeo ve Juliet'i yazdığını bilmiyordu.He didn't know Shakespeare wrote Romeo and Juliet.
Engin bilgi sahibi bir adam o; diğer bir ifadeyle ayaklı sözlük gibi.He is a man of great knowledge, that is to say, a walking dictionary.
Onun İspanya hakkında çok şey bildiği söyleniyor.He is said to know a lot about Spain.
O her şeyi biliyor gibi görünüyor.It seems that he knows everything.
Seçkin bilim adamları arasında huzursuz hissetti.He felt ill at ease among prominent scholars.
Onun hakkında bir şey bildiğini inkar etti.He denied knowing anything about it.
Bu konuda hiçbir şey bilmediğini iddia ettiHe professed to know nothing about it.
O, konu hakkında bir şey bilmediğini açıkladı.He explained that he knew nothing about the matter.
Konu hakkında hiçbir şey bilmiyor gibi.He seems to know nothing about the matter.
Konu hakkında bir şey bilmiyor gibi görünüyor.He seems to know nothing about the matter.
O, onu başından beri biliyordu.He knew it all along.
O, geleneği bilir.He is acquainted with the custom.
O, plan hakkında bir şey bilmiyor.He knows nothing about the plan.