Bu projeyi yapan beyefendinin iki kedisi vardı.O senhor que fez este projecto tinha dois gatos.
Bu projeyi yapan beyefendinin iki kedisi vardı.Pán, který vytvořil tenhle projekt, měl dvě kočky.
Bu projeyi yapan beyefendinin iki kedisi vardı.Pan, który go stworzył miał dwa koty.
Bu projeyi yapan beyefendinin iki kedisi vardı.Pán, ktorý vyrobil tento projekt, mal dve mačky.
Bu projeyi yapan beyefendinin iki kedisi vardı.Господинът, който създаде този проект, имаше две котки.
Bu projeyi yapan beyefendinin iki kedisi vardı.У человека, который её создал, две кошки.
Bu projeyi yapan beyefendinin iki kedisi vardı.לאדון שיצר את הפרוייקט הזה יש שני חתולים.
Bu projeyi yapan beyefendinin iki kedisi vardı.كان لدى الرجل الذي قدم هذا المشروع قطتان.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.2つ注意すべき点があります 彼は弱体化しています
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Aici este Dl. Ahmadinejad.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Aquí está el Sr. Ahmadinejad.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Đây là phía ngài Ahmadinejad.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Hier haben wir Herrn Ahmadinedschad.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Hier is de heer Ahmadinejad.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.여기 아마디 네자드 씨가 있습니다.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Oto pan Ahmadineżad.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Qui c"è Ahmadinejad.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Tady je pan Ahmadinežád.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Voici M. Ahmadinejad.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Това е г-н Ахмадинеджад.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.Тут Ахмадинежад.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.הנה אדון אחמדינג'אד.
Burada da Ahmedinejad Beyefendi.هنا السيد أحمد نجاد .
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Aamulla tämän kokouksen avaaja otti asian esille ja sanoi:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Ce matin, l'homme qui a ouvert cette conférence a mis un bâton par terre, et il a dit,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Denne morgen, herren der åbnede denne konference lagde en pind på gulvet, og sagde,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Dimineață, domnul care a vorbit la deschiderea conferinței a pus un băț pe podea și a spus:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Dit moet het eerste hulpprincipe zijn. Het eerste hulpprincipe is respect.
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Dnes ráno pán, ktorý otváral túto konferenciu položil na zem palicu a povedal,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Esta mañana, el señor que abrió esta conferencia puso un bastón en el suelo y dijo:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Heute morgen legte der Herr, der diese Konferenz eröffnete, einen Stab auf den Boden und fragte:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Hoje de manhã, o senhor que abriu esta conferência colocou um pau no chão e disse:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:오늘 아침 이 행사를 주관하신 분께서 지팡이를 내려 놓으며,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Mannen som öppnade konferensen i morse lade en käpp på golvet och sa
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Ma reggel a konferencia megnyitója egy pálcát tett a földre, és azt kérdezte,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Pagi ini, pria yang membuka konferensi ini meletakkan tongkat di lantai dan berkata,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Questa mattina, il gentiluomo che ha introdotto questa conferenza ha fissato dei paletti e ha detto,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Sáng nay, người tổ chức buổi họp này đặt một cây gậy ra sàn nhà, và nói,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:"Si sploh lahko predstavljamo, predstavljate mesto, ki ga ne zaznamuje neokolonializem?"
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Σήμερα το πρωι, ο κύριος που ξεκίνησε την διάσκεψη έβαλε ένα ραβδί στο πάτωμα και ρώτησε
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Сегодня утром джентльмен, который открыл эту конференцию, поставил тросточку на пол и сказал,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Сьогодні вранці пан, який відкривав цю конференцію, поклав ціпок на підлогу і сказав:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Тази сутрин джентълменът, който откри конференцията сложи една пръчка на земята и каза:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:הבוקר, האדם שפתח ועידה זו הניח מקל על הרצפה, ושאל:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:هذا الصباح، قام الرجل الذي افتتح هذا المؤتمر بوضع عصا على الأرض ثم قال،
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:私達に 挑むように 言っていたではありませんか 「ネオコロニアル様式 ではない街を
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Also frage ich diesen Mann, Herrn Grün, "Was würde Herr Braun sagen, welche Tür ich öffnen soll?"
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Donc, je demande à ce gars : " monsieur vert que dirait monsieur marron sur la porte qu'il faut ouvrir?"
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Do not trust it. Don't trust the pineapple?
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Dus ik vraag deze kerel, 'Groene meneer, wat zou de bruine meneer zeggen wat de juiste deur is".
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Dus ik vraag het groene mannetje wat het bruine mannetje zal zeggen wat de juiste deur is?
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Eu pergunto pra esse cara, o cara verde, qual porta o cara marrom diria para eu abrir?
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -자, 당신이 녹색 사람에게 "갈색 사람이 올바른 문을 무엇이라고 말할 것이냐"고 묻는다면?
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Så jag frågar denna person, herr grön, vad skulle herr brun säga är den rätta dörren att öppna?
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Så spørger jeg ham her, hr. grønne fyr, hvad ville hr. brune fyr sige, er den rigtige dør at åbne?
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Spýtam sa zeleného chlapíka, čo by povedal pán hnedý chlapík? Ktoré dvere mám otvoriť?
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Takže se zeptám tohohle zeleného týpka, co by mi řekl pan Hnědý na otázku "Které dveře jsou ty s pokladem?"
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -Οπότε ρωτάω τον κο. Πράσινο Τύπο, τι θα μου έλεγε ο κος. Καφές
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -אז אני שואל את הבחור הירוק מה יאמר הבחור החום שהיא הדלת הנכונה?
Bu yeşil beye kahverengi beyin hangi kapıyı doğru kapı olarak göstereceğini soruyorum. -茶色さんはどちらのドアを開けるように言いますか?と聞きます。 みどりさんは、"茶色さんは1つ目のドアを開けるように