Delilik ve nefret, beyazlar diyarında karşılaşıyor.Hulluus ja viha törmäävät valkoisessa maailmassa.
Delilik ve nefret, beyazlar diyarında karşılaşıyor.La locura y el odio se enfrentan en un mundo blanco.
Delilik ve nefret, beyazlar diyarında karşılaşıyor.Loucura e ódio colidem num mundo branco.
Delilik ve nefret, beyazlar diyarında karşılaşıyor.Szaleństwo i nienawiść w starciu ze światem bieli.
Delilik ve nefret, beyazlar diyarında karşılaşıyor.Παράνοια και μίσος συγκρούονται σε ένα λευκό κόσμο.
Delilik ve nefret, beyazlar diyarında karşılaşıyor.В белом мире сталкиваются безумие и ненависть.
Eskiden zenciler beyazlarla evlenemezdiler.El amor es una libertad y te lo están quitando completamente
Eskiden zenciler beyazlarla evlenemezdiler.L'amore è libertà e si dovrebbe assolutamente scegliere quella strada.
Eskiden zenciler beyazlarla evlenemezdiler.Miłość jest wolnością, a oni całkowicie ją odbierają.
Eskiden zenciler beyazlarla evlenemezdiler.Tình cảm là quyền tự do của mọi người. Và người ta đang lấy mất quyền tự do đó.
Eskiden zenciler beyazlarla evlenemezdiler.異人種間の結婚も 昔は違法だった
Eskiden zenciler ve beyazlar için ayrı tuvaletler vardı, hatırlıyor musun?トイレが黒人用と白人用に 分かれてたことを思い出して これも同じこと
(Gülüşmeler) Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?(Nevetés) 2.:
Kimsenin benim kadar, beyazların oluşturduğu toplumlarda benim gibi yaşadığını sanmıyorum.아무도 살고 있다 그래서 백인 사회에서 보다 더 나.
Kimsenin benim kadar, beyazların oluşturduğu toplumlarda benim gibi yaşadığını sanmıyorum.Niemand hat wie ich in der Gesellschaft der Weißen gelebt wie ich.
Kimsenin benim kadar, beyazların oluşturduğu toplumlarda benim gibi yaşadığını sanmıyorum.Κανένας δεν έχει ζήσει στην κοινωνία των λευκών περισσότερο από εμένα.
Kimsenin benim kadar, beyazların oluşturduğu toplumlarda benim gibi yaşadığını sanmıyorum.لم يعش أي شخص في المجتمع الأبيض أكثر مني.
Ku Klux Klan ve Beyazlar Konseyi için de geçerli.Ку-Клукс-Клана, Совета белых граждан.
Ku Klux Klan ve Beyazlar Konseyi için de geçerli.ومنظمة كلو كلوكس كلان ومجلس المواطنون البيض.
Malcolm'un babası Earl Little, yerel beyazları, evini yakmakla suçladı.> Malcolms Vater, Earl LIttle, beschuldigte die örtlichen Weißen das Feuer gelegt zu haben.
Malcolm'un babası Earl Little, yerel beyazları, evini yakmakla suçladı.말 콤의 아버지 얼 리틀 화재 설정의 로컬 백인을 비난 했다.
Malcolm'un babası Earl Little, yerel beyazları, evini yakmakla suçladı.Ο πατέρας του Μάλκολμ, ο Ερλ Λιτλ, κατηγόρησε τους ντόπιους λευκούς ότι έβαλαν την φωτιά.
Malcolm'un babası Earl Little, yerel beyazları, evini yakmakla suçladı.والد مالكوم، إيرل ليتل، اتهم البيض المحليين بإشعال النار.
Martin Luther King isyan etmeden önce, beyazlar krallar kraliçeler gibiydiler!Il ne fait pas du sense.
Martin Luther King isyan etmeden önce, beyazlar krallar kraliçeler gibiydiler!Isso não faz sentido
Martin Luther King isyan etmeden önce, beyazlar krallar kraliçeler gibiydiler!Non ha senso.
Martin Luther King isyan etmeden önce, beyazlar krallar kraliçeler gibiydiler!No tiene sentido
Martin Luther King isyan etmeden önce, beyazlar krallar kraliçeler gibiydiler!To nie ma sensu.
Martin Luther King isyan etmeden önce, beyazlar krallar kraliçeler gibiydiler!キング牧師が声を上げる前は-
Nisan ayında Finlandiya’ya gelen Alman birlikleri, Helsinki’yi Beyazlara devrettiler.En avril, les troupes allemandes arrivèrent à Helsinki et aidèrent les blancs à prendre le pouvoir.
Nisan ayında Finlandiya’ya gelen Alman birlikleri, Helsinki’yi Beyazlara devrettiler.Huhtikuussa Suomeen tulleet saksalaiset joukot valloittivat Helsingin valkoisille.
Nisan ayında Finlandiya’ya gelen Alman birlikleri, Helsinki’yi Beyazlara devrettiler.Tyska trupper som kom till Finland erövrade Helsingfors till de vita i april.
Nisan ayında Finlandiya’ya gelen Alman birlikleri, Helsinki’yi Beyazlara devrettiler.В апреле прибывшие в Финляндию немецкие войска помогли белогвардейцам захватить Хельсинки.
Nisan ayında Finlandiya’ya gelen Alman birlikleri, Helsinki’yi Beyazlara devrettiler.القوات الألمانية التي جاءت إلى هلسنكي في شهر أبريل قامت باحتلال هلسنكي لصالح البيض.
Nisan ayında Finlandiya’ya gelen Alman birlikleri, Helsinki’yi Beyazlara devrettiler.内战开始。四月,帮白军的德国部队进入芬兰境内。
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Có phải các nhân vật người Trung Đông cười lớn hay mỉm cười mà không để lộ tròng trắng của mình?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Deux : Est-ce que les personnages rient ou sourient sans montrer le blanc de leurs yeux ?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Drugie: Czy arabskie postacie śmieją się lub uśmiechają bez furii w oczach?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Due: I personaggi del Medio Oriente ridono o sorridono senza mostrare il bianco degli occhi?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?둘째, 중동의 캐릭터들이 웃거나 미소짓나요? 그들의 (섬뜩한)흰자를 보여주는 것 없이 말입니다
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Personajele din Orientul Mijlociu rad sau zambesc fara a-si arata albul ochilor?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?¿Se ríen o sonríen los personajes de Oriente Medio sin mostrar el blanco de sus ojos?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Twee: Lachen of glimlachen personages uit het Midden-Oosten zonder het wit van hun ogen te tonen?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Visas folk från Mellanöstern- -skrattandes eller leendes- -utan att visa ögonvitorna?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Οι χαρακτήρες από τη Μέση Ανατολή γελούν ή χαμογελούν χωρίς να δείχνουν το άσπρο των ματιών τους; (Γέλια)
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Второ: Дали характерите в Близкия Изток се смеят или усмихват, без да показват бялото на очите си?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Второй: смеются ли или улыбаются люди с Ближнего Востока, не показывая при этом полностью глазные белки?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?שתים: האם הדמויות המזרח תיכוניות צוחקות או מחייכות בלי להראות את הלבן בעיניהן?
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?الثاني : هل تقوم الشخصيات الشرق أوسطية بالضحك أو الابتسام دون ان يظهر بياض عيونهم؟
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?白目を向かずに 笑うことはあるでしょうか? (笑)
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Abbiamo promesso che la Contea di Powder River sarebbe stata chiusa ai bianchi da quel momento in poi .
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Chúng ta đã hứa rằng đất nước Power River sẽ mãi mãi đóng cửa với tất cả những người da trắng.
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Ekkor ígértük meg, hogy a Powder River vidék ezentúl zárt terület lesz minden fehér ember számára.
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Kita berjanji bahwa negara Powder River tertutup bagi seluruh orang kulit putih.
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.우리는 이후로 미국의 파우더 리버 컨트리 지역이 모든 백인들에게 차단될 것을 약속했죠.
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Nous promettons que la région de Powder River sera par conséquent fermée à tous les blancs.
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Obiecujemy, że hrabstwo Powder River będzie odtąd zamknięte dla białych.
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Obljubimo, da bo dežela Powder River od sedaj naprej zaprta za vse belce.
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Prometemos que el territorio del río Powder en adelante estará cerrado a los blancos.
Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı olacağına söz verdik.Prometemos que o território de Powder River seria, de então para diante, vedado a todos os brancos.