Beyazlar ve siyahlar var, o kadar!" der.Aussi bien des enfants de Blancs que de Noirs.
Beyazlar Apaçileri bütün Kızılderililer arasında en vahşi ve en tehlikeli ulus olarak görüyordu.L'animal était, aux yeux des peuples autochtones de l'Arctique, le plus dangereux de tous.
Tōma bir gün balkonunda beyazlar içinde Index adında bir kızla karşılaşır.Un día encuentra a una chica llamada Index colgada de su balcón.
Mary Poole tam bu sırada beyazlar içinde Robert Smith ile dans ederken ortaya çıkar.Mary Poole aparece en esta secuencia como una mujer vestida de blanco bailando con Smith.
Beyazlar ile siyahlar arasında kavga çıktı.Margen con pelos blancos y negros.
Diğer etnik gruplar; Filipinliler (%25,5), Beyazlar (%10) ile diğer Çinli, Japon ve Koreli azınlıklardır.Otros grupos étnicos son los filipinos 25,5%, caucásicos 10%, chinos, japoneses, coreanos, y otros.
Beyazlar zafer kazanmışlardır.Los romanos salieron victoriosos.
Beyazlar ve siyahlar var, o kadar!" der.«Colo Colo Blanco y Negro SA».
Beyazlar zafer kazanmışlardır.I romani ottennero la vittoria.
İnyupiklerde uzun kemikler Beyazlara göre daha az yoğundur.Periodo assai inferiore a quello richiesto dalle Furie Bianche.
Beyazlar ve siyahlar var, o kadar!" der."E' un bianco e nero a colori" disse Wilder.
Ayrıca Avrupalı beyazlar da mevcuttur.Si guarda anche alle africane.
Beyazlar zafer kazanmışlardır.Таким образом, белые добиваются победы.
Malcolm, daha sonra babasının üç kardeşinin beyazlar tarafından öldürüldüğünü söyledi.Впоследствии Икс говорил, что трое братьев отца стали жертвами насилия со стороны белых.
Beyazlar ve siyahlar var, o kadar!" der.«Черные и Белые», изд.
Beyazlar ile siyahlar arasında kavga çıktı.Во Флоренции шла борьба Черных и Белых.
Kendisinin de kısa süre içinde beyazların günlük hayatına uyum sağladığı gözlendi.Они и не подозревают, что очень скоро им придётся расстаться со своей холостой жизнью.
Zenci ise asla beyazlara ateş edemeyeceğini söyler.ولكن الزنجى يقول بعدم امكانيته إطلاق النار على البيض .
Sadece hizmet sektöründe iş bulabilen siyahların sokaklarda beyazların yanından geçmesi bile problem oluyordu.كان هناك مشكلة حتى في عبور الزنوج الذى اختصر عملهم في مجال الخدمة بجانب البيض .
İkisi de güçlü beyazların karşısında varolmamaları gerektiğini düşünürek suçluluk hissetmektedirler.كلاهما يشعُران بالذنب مؤكدين ضرورة عدم وجودهم في مواجهة البيض الاقوياء.
Beyazlara ait iş yerleri ve bölgedeki beyazlar onu eleştiriyordu.التي يملكها البيض الشركات والسكان المحليين انتقدوا له.
Katılımcılara siyah nesneleri takip etmeleri ve beyazları dikkate almamaları talimatı verildi veya tam tersi.إسأل النادلة أو راقب العملاء الآخرين إذا كنت غير متأكد.
Etnik dağılımda beyazlar %99,15 ile çoğunluktadır.وتوزع التركيب العرقي للقرية بنسبة 99.15% من البيض.
Oyuna beyazlar başlar, saate siyahlar basar.يتبادل اللاعبان الأدوار، و يُبدَأ بالأبيض.
Beyazlarla köleler arasında sık sık şiddetli çatışmalar çıkardı.Colonos brancos e escravos negros tinham, frequentemente, conflitos violentos.
Beyazların birçoğunu geri çağırdı, fakat Dante bunların arasında değildi.Um vento terrível passa por ele, porém Deus não estava nele.
Her yere Sadece Beyazlar İçin ve Siyahlar tabelaları asılmıştır.Todos os sobrados foram pintados de bege, com as janelas e as portas pretas.
Diğer etnik gruplar; Filipinliler (%25,5), Beyazlar (%10) ile diğer Çinli, Japon ve Koreli azınlıklardır.Outros grupos étnicos são 25,5% filipinos, 10% caucasianos, chineses, japoneses, coreanos e outros.
Bu görüşlerini Beyazlar Kirli; Bir Sürekli Cehennem isimli kitaplarında sergiledi.Vigias ou Vigilantes eram assim chamados os anjos descritos nos livros apócrifos de Enoque.
Afrikaans dili hem beyazlar hem de siyahiler tarafından konuşulmaktadır.Het wordt in heel Zuid-Afrika gesproken, en is de moedertaal van zowel blanken als kleurlingen.
Yerli halkın %90'ı Afrika yerlileri ile beyazların karışımıdır.Ongeveer 90% van de bevolking is een Afrikaans-indiaanse mix.
Bu sırada beyazlar, kadının sokağındaki evleri aramaya başlamıştır.Die avond ziet hij de indiaan inbreken in het huis van de vrouw.
Sanatçı bu defa beyazlar içinde daha sade bir görünümle dinleyenlerinin karşısına çıktı.In de volgende jaren zou deze muziek een snelle opmars ook bij blanke luisteraars beleven.
Beyazlarla köleler arasında sık sık şiddetli çatışmalar çıkardı.Pomiędzy kolonizatorami a ich czarnymi niewolnikami często dochodziło do ostrych konfliktów.
Geri kalanı ise Avrupalı beyazlar ve Afrikalı siyahilerden oluşur.Pozostałe grupy to Somalijczycy, czarni Afrykanie i czarni Karaibowie.
Zenci ise asla beyazlara ateş edemeyeceğini söyler.Uważa, że czarni nie powinni wiązać się z białymi.
Aynı süreçte beyazlar da bir temsilciyi Fransa'ya göndermişlerdir.W tym samym sezonie młody pomocnik zadebiutował w reprezentacji Francji.
Beyazlara ait iş yerleri ve bölgedeki beyazlar onu eleştiriyordu.Han fick stöd av de vita fackföreningarna och många ur den vita arbetarklassen i städerna röstade på honom.
Bu topluluk beyazlarla barış isteyen Apache kabilelerine saldırdılar.Han letar samtidigt efter de män som sålde vapen till Apache-indianerna.
Beyazlar ile siyahlar arasında kavga çıktı.I stället hade han önskat sig samarbete mellan de vita och svarta.
İç savaşta Almanya destekli Beyazlar, Sovyet destekli Kızılları yenilgiye uğrattı.För de vita betydde den tyska hjälpen lika mycket som den ryska gjorde för de röda.
Beyazlar büyük çoğunluktadır.Бідних була більшість.
Bu katliam kızılderililerin beyazlara karşı son direnişini de yok etti.Це вбивство спричинило масові напади індіанців на білих.
Beyazlar ve siyahlar var, o kadar!" der.«Чорне і біле у кольорі» (фр.
O sıralarda şehrin iktidarı Beyazların elindeydi ve Siyahların çoğunluğu sürgün edilmişti.Білим потрібно було перемагати, а чорним достатньо було нічиєї.
1889'da Kongre kararıyla Yerli Topraklarının bir bölümü beyazların yerleşimine açıldı.V roce 1889 federální vláda odsouhlasila odebrání velké části území Indiánů pro bílé osadníky.
Nüfusun dörtte üçünü Beyazlar, dörtte biri Siyahlardan oluşturur.Obyvatelstvo je ze tří čtvrtin tvořeno černochy.
Sanatçı bu defa beyazlar içinde daha sade bir görünümle dinleyenlerinin karşısına çıktı.V těchto představeních hráli běloši s načerněnými obličeji.
Köleler zorla çalıştırıldıkları çiftlikleri yakmış, köle sahiplerini ve diğer beyazları öldürmüşlerdir.Rebelové putovali od domu k domu, osvobozovali otroky a zabíjeli bělochy.
Beyazlar ve siyahlar var, o kadar!" der.Černí a bílí, OK.
Beyazlar zafer kazanmışlardır.Albii au câștigat.
Beyazlar büyük çoğunluktadır.Țiganii trebuie să aibă o majoritate.
Beyazlar ile siyahlar arasında kavga çıktı.Au avut loc confruntări între indieni și coloniștii albi.
Film, Rus sivil savaşının dramasıdır ve Kızıllar ve Beyazlar arasındaki çatışmayı konu alır.Dezacordurile despre viitorul politic al țării au condus la un război civil între Roșii' și Albi.
Zenci ise asla beyazlara ateş edemeyeceğini söyler.La omul sărac, nici boii nu trag.
Ayrıca Avrupalı beyazlar da mevcuttur.Scutul Statelor Unite ale Americii este de asemenea prezent.
Papanın bu girişimleri Floransa'nın önde gelenlerini, özellikle de Beyazlar'ı fazlasıyla rahatsız ediyordu.Starea sa de sănătate s-a agravat, ceea ce i-a îngrijorat pe ocupanții anexei și în primul rând pe Anne.
Beyazlar ve siyahlar var, o kadar!" der.A fehér, a fekete és társaik, Színmérés.
Beyazlar ile siyahlar arasında kavga çıktı.Itt a németek és a fehérek ellen küzdöttek.
Beyazlar ve siyahlar var, o kadar!" der.Black Brown and White, säv.