Tom'un bir beyin tümörü vardı.Tom had a brain tumor.
Tom Mary'ye beyzbol topunu attı ve o onu yakaladı.Tom threw the baseball to Mary and she caught it.
Bu beyefendi benim bir tanıdığım.This gentleman is an acquaintance of mine.
Siz beyler tam inanılmazdınız.You guys were just incredible.
Bu mumlar beyaz değil.These candles aren't white.
Tom'un çok beyaz cildi var.Tom has very white skin.
Tom TV'de beyzbol izlemeyi seviyor.Tom likes to watch baseball on TV.
Araba beyazdır.The car is white.
Tom beyaz bir spor ceket giyiyor.Tom is wearing a white sports jacket.
Beyaz Saray, krizin tırmanabileceğinden endişe ediyor.The White House worries that the crisis could escalate.
Tom beyzbol hakkında çok şey biliyor gibi görünüyor.Tom seems to know a lot about baseball.
Tom, beyzbol hakkında çok şey biliyor gibi görünüyor.Tom seems to know an awful lot about baseball.
Tom beyzbol hakkında oldukça çok şey biliyor gibi görünüyor.Tom seems to know quite lot about baseball.
Tom beyaz halının üzerinde kirli ayak izleri gördü.Tom saw dirty footprints on the white carpet.
Beyler her zaman kontrol altında olmak istiyor.Guys want to be in control all the time.
Beyefendi Kanadalı bir ekonomist.The gentleman is a Canadian economist.
İtalyan bayrağının renkleri beyaz, kırmızı ve yeşildir.The colors of Italian flag are white, red and green.
İnsan beyninin nasıl çalıştığını anlamıyorum.I don't understand how the human brain works.
Hangisini tercih edersin, beyaz pirinci mi yoksa kahverengi pirinci mi?Which do you like better, white rice or brown rice?
At beyaz değildir.The horse is not white.
O at beyaz değil.That horse is not white.
Siz beylere bir içki ısmarlayayım.Let me buy you gentlemen a drink.
Ben beyin yemeyeceğim.I will not eat brains.
Tom siyah takım elbisesini giydi ve beyaz kravatını taktı.Tom put on his black suit and white tie.
Tom oradaki uzun beyaz sakallı şu adam.Tom is that man over there with a long white beard.
Tom gerçek bir beyefendi.Tom is a true gentleman.
Sen bir çarşaf gibi beyazsın.You're white as a sheet.
Beyaz içinde iyi görünüyorsun.You look good in white.
Çizmelerinde bazı beyaz şeyler var.You got some white stuff on your boots.
Bir bardak beyaz şarap ister misin?Would you like a glass of white wine?
Şu beyaz takım elbiseli adamlar kimler?Who are those men in white suits?
Beyaz, popüler bir otomobil rengidir.White is a popular car color.
Tom otuzuna varmadan, saçlarında beyazlar belirmeye başladı.Tom's hair started turning gray before he turned thirty.
Tom'un yüzü bir çarşaf gibi beyazdı.Tom's face was as white as a sheet.
Tom beyaz tahta üzerine adını yazdı.Tom wrote his name on the white board.
Tom beyaz bir tişört giyiyordu.Tom was wearing a white T-shirt.
Tom beyaz bir gömlek giyiyordu.Tom was wearing a white shirt.
Tom beyaz bir laboratuvar önlüğü giyiyordu.Tom was wearing a white lab coat.
Tom beyaz bir kutu taşıyordu.Tom was carrying a white box.
Tom beyaz halı üzerine mavi boya kutusunu döktü.Tom spilled the can of blue paint on the white carpet.
Tom beyaz gömleğine biraz kırmızı şarap döktü.Tom spilled some red wine on his white shirt.
Tom, Mary'ye büyükanne ve büyükbabalarının siyah beyaz bir fotoğrafını gösterdi.Tom showed Mary a black and white photo of his grandparents.
Tom cebinden beyaz bir mendil çıkardı.Tom pulled a white handkerchief out of his pocket.
Tom pencere eşiklerini beyaza boyadı.Tom painted the window sills white.
Tom odasını beyaza boyadı.Tom painted his room white.
Tom beyaz pamuklu tişört giyiyor.Tom is wearing a white cotton T-shirt.
Tom'un beyaz bir kedisi var.Tom has a white cat.
Tom'da onun büyükanne ve büyükbabalarına ait birçok siyah beyaz resim var.Tom has a lot of black and white pictures of his grandparents.
Tom, Mary'ye beyaz bir zarf uzattı.Tom handed Mary a white envelope.
Tom, Mary'ye düz beyaz bir zarf verdi.Tom handed Mary a plain white envelope.
Tom'un beyaz ayakkabısı vardı.Tom had white shoes on.
Tom, You Tube'daki eski siyah beyaz filmleri izlemekten keyif alır.Tom enjoys watching old black and white movies on YouTube.
Tom beyaz pirinçten çok kahverengi pirinç yiyor.Tom eats brown rice more often than white rice.
Tom beyaz bir araba kullanıyor.Tom drives a white car.
Tom, Mary'nin onun için doldurduğu beyaz şarabı içti.Tom drank the white wine Mary poured for him.
Tom'un evinin etrafında kazıktan yapılmış beyaz bir çit var.There's a white picket fence around Tom's house.
Tezgahta oturan üç tane beyaz adam vardı.There were three white guys sitting at the counter.
Yerde bir tür beyaz toz vardı.There was some kind of white powder on the floor.
Yemek odası masasındaki örtü beyazdır.The tablecloth on our dining room table is white.
Dün gece izlediğimiz film siyah beyazdı.The movie we watched last night was in black and white.