"2.5'a bir ne? Neyle besliyorsunuz?"من ماذا 2.5 الى 1 ؟ مالذي تطعمونها ؟
"2.5'a bir ne? Neyle besliyorsunuz?"「環境に優しいタンパク質さ」
- aksini duymuş olsak da - neslimizin gerçekten tükeneceğidir, çünkü çocuklarımızı ölümüne besliyoruz.요즘 여러가지 이유로 종종 듣는 이야기지만, 우리들이 아이들에게 주는 바로 그 해로운 음식때문에, 우리 인간은 정말 지구상에 사라질 것입니다.
- aksini duymuş olsak da - neslimizin gerçekten tükeneceğidir, çünkü çocuklarımızı ölümüne besliyoruz.là chúng ta thực sự sẽ tuyệt chủng, bởi vì chúng ta cho trẻ ăn đến chết.
- aksini duymuş olsak da - neslimizin gerçekten tükeneceğidir, çünkü çocuklarımızı ölümüne besliyoruz.שלמרות ששמענו אחרת, הרי שניכחד, מפני שאנחנו מאכילים את ילדינו למוות.
- aksini duymuş olsak da - neslimizin gerçekten tükeneceğidir, çünkü çocuklarımızı ölümüne besliyoruz.بالرغم من أننا سمعنا غير ذلك الا أن النقيض أننا بحق سننقرض , لأننا نطعم أبناءنا نحو الموت .
- aksini duymuş olsak da - neslimizin gerçekten tükeneceğidir, çünkü çocuklarımızı ölümüne besliyoruz.人類の絶滅に繋がるのです 子供たちを殺すような食べ物を与えているんですから これが私の持論です
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Ale mimo tego, dalej karmiła swoje trzy małe tasmańskie diabły w swojej tobie.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.A přesto krmila tři mláďata ve svém vaku.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Ennek ellenére három tasmaniai ördög kölyköt táplált az erszényében.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Et pourtant, elle nourrissait trois petits bébés dans sa poche.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.그럼에도 불구하고 이 암컷 데블은 자기 주머니에 있는 세 마리의 태즈매니아 데블에게 젖을 주고 있었습니다
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Namun, dia masih memberi makan ketiga bayi Tasmanian devil di kantungnya.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.No entanto, continuava a amamentar os três diabos da Tasmânia bebés na sua bolsa.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Och ändå diade hon tre små tasmanska baby-pungdjävlar in sin pung.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Și totuși, ea își hrănea cei trei pui de diavol tasmanian în buzunarul său.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Song, nó đang nuôi 3 con Tasmanian devil nhỏ trong túi.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Toch voedde ze nog drie jongen in haar buidel.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Tuttavia, stava nutrendo tre piccoli diavoli della Tasmania nel suo marsupio.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Und doch fütterte sie drei kleine Babies in ihrem Beutel.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Y, aún así, alimentaba a sus tres pequeñas crías en su bolsa.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Και παρ'όλα αυτά τάιζε τρία μώρα στο μάρσιπο της.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.И в то же время она умудрялась кормить трех детенышей в сумке.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.И въпреки това, тя хранеше три малки бебета Тасманийски дяволи в торбичката си.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.ואף על פי כן היא האכילה שלושה תינוקות של שדים טזמניים בכיס שלה.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.ﻣﻊ ﺫﻟﻚ ﻛﺎﻧﺖ ﻻ ﺗﺰﺍﻝ ﺗﺮﺿﻊ ﺻﻐﺎﺭﻫﺎ ﺍﻟﺜﻼﺛﺔ ﻓﻲ ﺟﻴﺒﻬﺎ
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.母乳を与えていました もちろん赤ん坊も死んでしまいました
Aşk! Onu çiğ balıkla mı besliyorsun?Le hai dato pesce crudo?
Aşk! Onu çiğ balıkla mı besliyorsun?هل تطعمها سمك نيء؟
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor."A Sra. Joe traz Pip pela mão."
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.Bà Joe tự tay nuôi Pip lớn."
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.Dna Joe îl pălmuiește pe Pip."
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.조 부인은 그런 핍을 자기 손으로 키웠어"
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.la signora Joe prende Pip per mano."
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.la Sra. Joe jala a Pip de la mano".
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.Mme Joe élève Pip en lui donnant des claques. "
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.Mrs. Joe zieht Pip "mit der Hand" groß."
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.Pani Joe wychowała Pipa "własnoręcznie".
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.גברת ג'ו מגדלת את פיפ במו ידיה .[אשמה]"
Bayan Joe Pip'i elleriyle besliyor.答えの中に何か パターンが見られませんか?
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Az egyik fajta csak azt a résztvevőt eteti, aki választ, a másik mindkettőnek ételt jelent.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Con un tipo di pedina, mangia solo il partner che lo sceglie, con l'altro, mangiano entrambi.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Den ena sorten ger mat endast den partnern som väljer, den andra ger mat till båda.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Eén soort token levert voedsel op voor degene die kiest, de andere voor hen beiden.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Eine der Marken gibt nur dem Wählenden Futter, die andere führt zu Futter für beide.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Én slags polet giver kun mad til den der vælger, den anden giver mad til begge.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Jeden druh žetónov nakŕmi len partnera, ktorý si vyberá, druhý nakŕmi oboch,
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Jeden rodzaj klocków karmi tylko szympansa, który dokonuje wyboru, a drugi karmi ich obu.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.한 종류의 토큰을 선택하면 자기만 음식을 먹게 되고 다른 토큰을 선택하면 둘 다 음식을 먹게 되죠.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Prva vrsta žetonov nahrani samo sodelujočega, ki izbira, druga vrsta nahrani oba.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.S jednou značkou dostane najíst jen vybírající, s druhou se nají oba dva.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Toinen antaa ruokaa vain valitsevalle osapuolelle, toinen ruokkii molemmat.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Um tipo de fichas alimenta apenas o parceiro que escolhe, o outro tipo alimenta ambos.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Una clase de fichas alimenta al compañero que elige, la otra alimenta a ambos.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Un anumit jeton hrănește doar partenerul care alege, celălalt îi hrănește pe amândoi.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Un type de jeton nourrit uniquement le chimpanzé qui le choisi, l'autre nourrit les deux.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Ένα είδος αντικειμένων ταΐζει μόνο τον συμμετέχοντα που διαλέγει, το άλλο ταΐζει και τους δύο.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Единият вид знаци хранят само шимпанзето, което ги избира, другият вид знаци хранят двете шимпанзета.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Один жетон дає їжу для партнера, який його вибирає. А другий дає їжу обом.
Bir çeşit marka sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de.Один предмет приносит угощение только тому, кто выбирает, другой — обоим шимпанзе.