Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Ils utilisent ces clics pour chasser et se nourrir.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.이 딸깍거리는 소리를 이용해서 사냥을 하고 먹이를 섭취합니다.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Og de bruger disse klik til at jage og spise.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.(Ruidos de ecolocalización de delfines) Y utilizan estos clics para cazar y alimentarse.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Se folosesc de păcănituri pentru a vâna și a se hrăni.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Tieto cvakavé zvuky používajú pri love a kŕmení.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Und diese Klicks setzen sie zur Jagd und zum Fressen ein.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Używają tych dźwięków podczas polowań i żerowania.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Và chúng dùng những âm này để săn mồi.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Χρησιμοποιούν αυτά τα κλικ για να κυνηγήσουν και να τραφούν.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.Вони клацають, коли полюють і годують.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.הם משתמשים בתיקתוקים אלה לציד ואכילה.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.تستخدم الدلافين هذه النقرات للصيد والتغذي
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.この2つの音を同時に発して
Gece boyunca benim gibi birçok hayvan beslenmek için derinlerden yükselip bu güneş enerjili ziyafete katılır.A fitoplankton az alapja a világ legnagyobb táplálékláncának.
Gece boyunca benim gibi birçok hayvan beslenmek için derinlerden yükselip bu güneş enerjili ziyafete katılır.În timpul nopții, multe animale ca mine răsar din adâncuri să se înfrupte din acest ospăț solar.
Gece boyunca benim gibi birçok hayvan beslenmek için derinlerden yükselip bu güneş enerjili ziyafete katılır.밤에 나와 같은 많은 동물들이 저 깊은 곳에서 일어나 햇볕으로 만들어낸 이 잔치 음식을 먹지.
Gece boyunca benim gibi birçok hayvan beslenmek için derinlerden yükselip bu güneş enerjili ziyafete katılır.במהלך הלילה, יצורים רבים כמוני עולים מהמעמקים כדי לאכול מהסעודה הזאת שמקורה באור השמש.
O zaman eve dönmeliyiz. Ben çalışmaya başlamalıyım. -Senin de düzenli beslenmek gerekli.Wiec musimy wrócić do domu, ja zacznę pracować, teraz potrzebujesz dobrej diety.
-Senin de düzenli beslenmek gerekli.Devi mangiare adeguatamente.
-Senin de düzenli beslenmek gerekli.- Du musst dich richtig ernähren.
-Senin de düzenli beslenmek gerekli.Jag får börja jobba och klara upp allt.
-Senin de düzenli beslenmek gerekli.Potřebuješ pořádné jídlo.
-Senin de düzenli beslenmek gerekli.-Tienes que alimentarte bien.
-Senin de düzenli beslenmek gerekli.Να πάμε σπίτι, να πιάσω δουλειά.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.그리고 우리만을 위한 것이 아닌 아직 만성적인 영양실조에 시달리는 전세계의 20억 명도 함께 혜택받도록 말입니다.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.A nielen my, ale aj dve miliardy ľudí po celom svete ktorí sú stále chronicky podvyživení.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.E non solo nostra, ma dei due miliardi di persone in tutto il mondo che sono ancora cronicamente malnutrite.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.Nie tylko nasz, ale i dwóch miliardów ludzi na całym świecie, którzy nadal są chronicznie niedożywieni.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.Och inte bara för oss utan för de två miljarder människor i världen som fortfarande är kroniskt undernärda.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.Si nu doar noi, ci si cele doua miliare de oameni de peste tot care sunt in continuare subnutriti zi de zi.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.Und nicht nur für uns, sondern für die zwei Milliarden Menschen weltweit die noch chronisch unterernährt sind.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.И не само за нас, но и за два милиарда души по целия свят, които са все още хронично недохранени.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.ולא רק עבורנו, אלא עבור שני מיליארד הבני-אדם ברחבי העולם אשר עדיין סובלים מתת-תזונה כרוני.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.وليس نحن فقط، لكن الإثنين بليون نسمة فى العالم الذين مازالوا يعانون فى كل النواحى.
Ve sadece biz değil, dünyada iki milyar insan halen kronik olarak yetersiz beslenmekte.世界中で未だ慢性的に栄養失調の 20億人の願いでもあります 繁栄の中心に希望があります