Tüm kediler gibi jaguar yalnızca et ile beslenen bir etçildir.В інших, таких як казуари, яйця висиджує тільки самець.
Bu sebeple evde beslenen kobaylara her gün ot ve saman vermek gerekir.Denně bychom proto měli ve stravě přijmout max.
Tüm kediler gibi jaguar yalnızca et ile beslenen bir etçildir.Jako všechny kočkovité šelmy je jaguár pravý masožravec (jí pouze maso).
Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların ciddi olarak hastalanmasıysa daha olasıdır.A gyermekek nagyobb valószínűséggel lesznek súlyos betegek, ha egészségesek és jól tápláltak.
Sığınlar çoğunlukla gündüz beslenen gündüzcül hayvanlardır.Ragadozó, általában kisemlősökkel táplálkozik, nappal aktív állat.
Bok böceği, kısmen ya da tamamen dışkıyla beslenen böceklerin ortak adıdır.A húsevők egy része, az úgynevezett rovarevők, elsődlegesen vagy kizárólag rovarokkal táplálkoznak.
MGS'ye beslenen malzemenin pülp yoğunluğu %10-50 arasında değişiklik gösterebilir.Glykaanin osuus glykoproteiinin massasta voi vaihdella 1-85 %.
Gece yüzeye yakın sularda beslenen kriller, gün ışımasıyla birlikte dinlenecekleri derinliğe inerler.Esimerkiksi lyhtykalat käyvät öisin syömässä pinnan lähellää ja palaavat sitten taas syvyyksiin.
Koyun, kıl keçisi ve sığır en çok beslenen hayvanlardır.Nauta, vuohi ja lammas ovat tärkeimmät karjaeläimet.
Hastalık selenyumdan fakir meralarda beslenen koyunların yavrularında görülür.Είναι κοινή πρακτική να δίνεται το κρέας αλόγου σε παιδιά που υποφέρουν από αναιμία.
Bu sütle beslenen çocuklara bu vitamin de ilave edilmelidir.Derfor bør kvinder, der forsøger at blive gravide, indtage dette vitamin.
Devegiller yalnızca bitki ile beslenen tipik otobur hayvanlardır.Får er udelukkende planteædende pattedyr.
Düzenli beslenen insanlar genelde potasyum katkısına ihtiyaç duymazlar.Lavprisselskap tilbyr normalt ikke rutesamarbeid.
Güvercin, yemle beslenen bir kuş türüdür.Det var vanlig å holde gris, som spiser matavfall.
Iriomote kedisi, Iriomote Adası'nda yaşayan hayvanların hemen hemen tamamıyla beslenen bir etoburdur.Kucing iriomote adalah hewan endemik Pulau Iriomote.
Ancak vampir yarasa ilk olarak kuşlarla beslenen diğer 2 türden çok memelilerin kanıyla beslenir.Tuy nhiên, dơi quỷ thông thường ăn máu nhiều hơn hai loài kia (thường ăn máu chim).
Gündüzleri beslenen sığınların ana düşmanları kurt, ayı ve insandır.Động vật săn thịt nai sừng tấm phổ biến nhất là sói, gấu và con người.
Bu sütle beslenen çocuklara bu vitamin de ilave edilmelidir.青春期的孩子特別需要這些食物。
Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1. İthaki Yayınları. s. 309.“새만금개발청, 9월12일 세종시에서 출범”. 《뉴스1》 (전주).
Düzenli beslenen insanlar genelde potasyum katkısına ihtiyaç duymazlar.그러나 식물은 일반적으로 배젖의 안료를 생산하지는 않는다.
Diğer sauropodlar gibi, bu dinozor da ağaç yapraklarıyla beslenen otçul bir dinozordu.כמו שאר הצרטופסיים הוא היה דינוזאור צמחוני שהלך על ארבע.
Az bir sayıda da olsa hayvan da beslenir, ancak beslenen hayvanlar köylünün ihtiyacını temin edebilmektedir.במשק חלקי מגדלים בעלי חיים אך אספקת המזון של בעלי החיים מגיעה מהכפרים.
Haziran ayına kadar beslenen erginler yumurtlamaya başlar.הגוזלים מתחילים לעוף בחודש יוני.
Oburca beslenen tırtıllar, 4-5 defa deri değiştirirler.Срамните въшки се хранят изключително и само с кръв, от 4 до 5 пъти дневно.
Namus bir toplum içinde ahlâk kurallarına karşı beslenen bağlılıktır.В по-общ смисъл грях е нарушаване на морално-етични норми, установени от обществото.
Tarihi kalıntıları, efsanevi hikâyelerle beslenen hazine avcıları tarafından yok edilmektedir.Dokonca aj krabice od mlieka bývajú potlačené príbehmi s vraždami.
Karıncayiyenler yerde veya ağaçta yaşayan, böcek ile beslenen, dişsiz, uzun ağızlı hayvanlardır.Mravčiare sú bezzubé živočíchy, ktoré žijú na zemi alebo na stromoch a živia sa hmyzom.
Tüm kediler gibi jaguar yalnızca et ile beslenen bir etçildir.Lov in hranjenje Kot vse mačke je tudi jaguar mesojedec - hrani se le na mesu.
Bok böceği, kısmen ya da tamamen dışkıyla beslenen böceklerin ortak adıdır.Sočni plod je plod, ki ima osemenje v celoti ali delno omesenelo.
Birçok Avrupalı türleri yerlidir, ama bazı kuzeyde beslenenler ve Asyalı olanlar göçmendir.Večina evropskih ptic ni selivk, ampak nekatere, ki gnezdijo severneje in večina azijskih ptic so selivke.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Ce sont aussi des animaux inoffensifs qui se nourrissent de plancton.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.È anche un animale innocuo che si nutre di plancton.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Het zijn ook onschuldige dieren die zich met plankton voederen.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Jsou to také neškodná, planktonem se žívící zvířata.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.그리고 플랑크톤을 먹고 사는 온순한 동물이죠.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Ngoài ra, chúng là những động vật ăn sinh vật phù du hoàn toàn vô hại.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Są nieszkodliwymi, żywiącymi się planktonem rybami.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.São também animais inofensivos, que se alimentam de plâncton.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Sie sind auch harmlose Planktonfresser.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Son animales inofensivos que se alimentan de plancton.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Sunt de asemenea animale inofensive, care se hrănesc cu plancton.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Sú tiež neškodnými zvieratami, ktoré sa živia planktónom.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Και είναι ακίνδυνοι καταναλωτές πλαγκτού.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.В същото време са безобидни животни, хранещи се с планктон.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.Они также безобидные животные, питающиеся планктоном.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.והם גם לא מזיקים מאחר והם אוכלים פלנקטון.
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.وهي غير مؤذية ومن الحيوانات المتغذية على العوالق
Ama planktonla beslenen zararsız hayvanlar.そしてウバザメは毎時1キロ立方メートルの水を
Biraz değil. Keklik herhangi bir oranda beslenen alır memnunum.Mă bucur că potârnichea devine hrănite, în orice caz.
Bir insanın kendi yansımasına uzun süre bakmasının sağlıksız olduğu bilgisinden beslenen bir gelenektir.이는 거울 속에 비친 자신의 모습을 너무 오랫동안 보는 건 건강에 좋지 않다는 지식에 근거를 두고 있습니다.
Bir insanın kendi yansımasına uzun süre bakmasının sağlıksız olduğu bilgisinden beslenen bir gelenektir.ludzkiej istocie spędzać za wiele czasu wpartrując się we własne odbicie.
Bir insanın kendi yansımasına uzun süre bakmasının sağlıksız olduğu bilgisinden beslenen bir gelenektir.Она основывается на том, что человек не должен слишком много времени проводить смотря на свое отражение.
Bir insanın kendi yansımasına uzun süre bakmasının sağlıksız olduğu bilgisinden beslenen bir gelenektir.המבוססת על החכמה שאין זה בריא לבן אדם לבלות זמן רב מדי בבהייה בהשתקפות של עצמו.
Bir insanın kendi yansımasına uzun süre bakmasının sağlıksız olduğu bilgisinden beslenen bir gelenektir.المستندة الى المعلومة التي تفيد بأنه أمر ضار بالصحة أن يقضي الانسان وقتاً طويلاً محدقاً في انعكاس صورته.
Bir insanın kendi yansımasına uzun süre bakmasının sağlıksız olduğu bilgisinden beslenen bir gelenektir.眺めてばかりいるのは健全ではない- という考えに基づいています 皮肉にも 似た者同士で成り立つコミュニティーは
Buna "mantar fobisi" diyoruz: mantarlar hakkında, bilinmeyenlere karşı beslenen akıldışı korku.Chúng tôi gọi đó là "mycophobia", nỗi sợ hãi vô cớ không giải thích được khi gặp nấm mốc.
Buna "mantar fobisi" diyoruz: mantarlar hakkında, bilinmeyenlere karşı beslenen akıldışı korku.Kita sebut hal itu mikofobia, ketakutan tak rasional ketika berhubungan dengan jamur.
Buna "mantar fobisi" diyoruz: mantarlar hakkında, bilinmeyenlere karşı beslenen akıldışı korku.곰팡이류를 접했을 때 잘 알지 못해 느끼는 공포를 저희는 균공포증이라고 부릅니다.
Buna "mantar fobisi" diyoruz: mantarlar hakkında, bilinmeyenlere karşı beslenen akıldışı korku.La chiamiamo micofobia, l'irrazionale paura dell'ignoto quando essa riguarda i funghi.
Buna "mantar fobisi" diyoruz: mantarlar hakkında, bilinmeyenlere karşı beslenen akıldışı korku.La llamamos micofobia, el miedo irracional a lo desconocido cuando se trata de hongos.