berraklık ile cümle

berraklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
57
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Elmasların kıymeti dört faktörle ilgilidir: Kesilme, renk, büyüklük (karat) ve berraklıktır.The soul may be able to subdue the four passions, namely anger, pride, deceit and greed.
Yatıştırır ve düşüncelere berraklık verir.He thinks and feels intensely.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.And then I would wait for what I call a wave of clarity.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.There has to be an inner strength, a clarity, a wisdom - all of these things.
Yatıştırır ve düşüncelere berraklık verir.Calmati e potrai allora riflettere.
İstisnai güzellikte ve berraklıkta zekaya sahip bir adamdı." dedi.Era bella a vedersi, con una bocca bella».
İstisnai güzellikte ve berraklıkta zekaya sahip bir adamdı." dedi.وشعره سهلٌ واضحٌ بعضه وجدانيٌ وبعضه في المديح.»
Elmasların kıymeti dört faktörle ilgilidir: Kesilme, renk, büyüklük (karat) ve berraklıktır.四寶魚乾煲仔飯:用鱔乾、比目魚乾、蚌乾和馬齊子(生晒的魚乾和魚卵乾)四種不同的魚乾,再加入少許的臘肉。
Yatıştırır ve düşüncelere berraklık verir.חבר, הרחב ולטש את רעיונותיך.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musi być wewnętrzna siła, jasność, mądrość, wszystkie te rzeczy.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musí tam byť sloboda. Musí byť vnútorná sila. Jasnosť, múdrosť - všetko toto.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musí tam být vnitřní síla. Jasnost, moudrost, všechny tyto věci.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Πρέπει να υπάρχει μια εσωτερική δύναμη, μια διαύγεια, μια σοφία - όλα αυτά τα πράγματα.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.C'est de l'eau extrêmement claire, car il n'y a guère de plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.È acqua estremamente limpida perché praticamente non c'è plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.E apă extrem de limpede, pentru că abia se găseşte plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Es extremadamente clara porque casi no hay plankton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Es ist extrem klares Wasser, weil es kaum Plankton gibt.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.플랑크톤이 거의 없으니까요.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Nước cực kì sạch, bởi vì hiếm có vi sinh vật nào
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Omdat er nauwelijks plankton is.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Woda jest niezwykle czysta, bo nie ma tam prawie planktonu.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Εξαιρετικά διαυγές γιατί δεν υπάρχει σχεδόν καθόλου πλαγκτό.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Вода такая чистая по причине почти полного отсутствия планктона.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Изключително бистра вода, защото почти няма планктон.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Це дуже чиста вода, бо там майже немає планктону.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.מים צלולים בצורה קיצונית, מכיוון שכמעט אין פלנקטון.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.إنه صافي للغاية، لايوجد به أية عوالق.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.しかし洞窟を照らして見ると
İşlemezler. Bir özgürlük olmalı. İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.わかりますか?
Öyle ki istatistiki berraklık, bilim insanlarının hayallerini süsleyen türdendi.과학자들만(일반인은 알아채기 어려운)이 알아챌 통계적 확연함이 눈에 들어왔습니다.
Öyle ki istatistiki berraklık, bilim insanlarının hayallerini süsleyen türdendi.la care alți cercetători puteau doar visa.
Öyle ki istatistiki berraklık, bilim insanlarının hayallerini süsleyen türdendi.la mayoría de los científicos sueñan.
Öyle ki istatistiki berraklık, bilim insanlarının hayallerini süsleyen türdendi.עם בהירות סטטיסטית מהסוג שהמדענים יכולים רק לחלום עליה.
Öyle ki istatistiki berraklık, bilim insanlarının hayallerini süsleyen türdendi.بوضوح إحصائي من النوع الذي يحلم به أغلب العلماء.
Öyle ki istatistiki berraklık, bilim insanlarının hayallerini süsleyen türdendi.浮かび上がったのです 二人に一人の割合で
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.A tak som čakala na to, čo nazývam vlnou jasnosti.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Co jakiś czas pojawiała się "fala jasności".
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Depois esperei por aquilo a que chamo uma "onda de clareza".
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Dus wachtte ik tot zich een golf van helderheid aandiende.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Entonces esperé, a lo que llamo, un momento de claridad.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.E quindi avrei aspettato quella che chiamo un'ondata di chiarezza.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Ilyenkor, úgymond, egy tiszta hullámra vártam.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.In nato sem čakala na to, čemur sama pravim val streznitve.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.그 순간, 저는 정상적인 현실을 다시 되찾을 수 있었고,
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Lalu saya akan menunggu apa yang saya sebut ombak pencerahan.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Lúc đó tôi đợi một khoảnh khắc minh mẫn.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Og så ville jeg vente, på det jeg kalder en bølge af klarhed.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Poté tedy čekám na něco, čemu říkám 'vlna jasnosti'.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Și apoi am așteptat până ce a venit ceea ce numesc un val de luciditate.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.Μετά θα περίμενα γι' αυτό που αποκαλώ κύμα διαύγειας.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.А потім я дочекалася так званої хвилі ясності.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.А потом я подождала того, что называю "прозрением".
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.И тогава зачаках за това, което наричам вълна на яснота.
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.אז הייתי מחכה ל"גל של התבהרות".
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.ثم انتظرت ما أسميه موجة الوضوح
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.その波が訪れると 普段の現実に

İlgili Sayfalar