Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Og det spørgsmål rydede vejen.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Pertanyaan itu mengosongkan seluruh ruangan.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Şi această întrebare a limpezit spaţiul.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Tá otázka vyčistila priestor.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.To pytanie otwarło przestrzeń.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Und diese Frage ebnete mir den Weg.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Y esa respuesta me dejó mucho margen.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Και με την ερώτηση αυτή ξεκαθαρίστηκαν όλα.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.И този въпрос изчисти пространството.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.И этот вопрос очистил для меня пространство.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.והתשובה הזאת פינתה את המרחב.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.فأفسح هذا السؤال المجال.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.英才教育プログラムには指示書も
Evet, işte bu adam bir farenin optik sinirini kesti. Sonra bu berrak sıvıyı aldı.Dieser Mann schnitt einem Hamster den Sehnerv durch, entnahm diese klare Flüssigkeit...
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Az utazó nem gyakran vizsgálja meg az ilyen a áttetsző is.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Các du khách không thường nhìn vào như vậy cũng trong sáng.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Călătorul nu se uita de multe ori în astfel de o limpezi bine.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Cestující není často se těmito čirý dobře.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Cestujúci nie je často sa týmito číry dobre.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.De reiziger komt niet vaak zien in een dergelijke een heldere goed.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Der Reisende kommt nicht oft in solche aussehen einem klaren gut.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Gozdu ne prinašajo drugega kot biser. Potnik ni pogosto videti v teh prozorno dobro.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Il viaggiatore non cercano spesso in tali un pozzo limpido.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.숲은 다른 그런 보석을 양보하지 않습니다. 여행자는 종종 그러한 조사하지 않습니다 깨끗한 음.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Le voyageur n'a pas souvent regarder dans de telles un puits limpide.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Los bosques no producen otro como una joya. El viajero no suele mirar en tales un pozo cristalino.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Musafir tidak sering melihat ke dalam seperti sumur jernih.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.O viajante não costuma olhar para tais um poço límpido.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Skogen ger ingen annan sådan pärla. Resenären inte ofta ser i sådana en kristallklara väl.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Skoven giver ikke en anden sådan en perle. Den rejsende ikke ofte ser i sådanne en krystalklar godt.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.W lesie nie dają innym takich gem. Podróżny nie często wyglądają na takie przeźroczysty dobrze.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Woods ei tuota muuta sellaista helmi. Matkustava ei usein tarkastelemaan näitä muodostavat kirkkaan hyvin.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Ο ταξιδιώτης δεν φαίνονται συχνά σε τέτοιες διαυγές καλά.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Лесах не дают другой такой драгоценный камень. Путешественник не часто смотрят на такие Прозрачная хорошо.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Лісах не дають інший такий дорогоцінний камінь. Мандрівник не часто дивляться на такі Прозора добре.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Пътникът не често изглеждат в такива бистър кладенец.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.היער לא להיכנע עוד פנינה כזאת. הנוסע לא לעתים קרובות להתבונן כזה באר צלול.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.الغابة لم تسفر أخرى مثل جوهرة. المسافر لا تبدو في كثير من الأحيان في مثل هذه بئر الشفاف.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.透明よく。 無知や無謀なスポーツマンは、しばしばそのような時に親を撮影し、
Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde.A sokak által az írónő 20. századi párjának tartott Yogi Berra ugyancsak egyetért ezzel.
Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde.Dijo, " Es dificil hacer predicciones, especialmente del futuro".
Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde.Người mà chúng ta có lẽ đều biết đến như một bản sao của bà ở thế kỉ 20, Yogi Berra ,đồng ý thế
Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde.Osoba, ktorú by sme uznali za jej náprotivok v 20. storočí, Yogi Berra, súhlasil.
Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde.Personen som vi alle ville anerkende som hendes modstykke fra det 20. århundrede, Yogi Berra, var enig.
Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde.Yogi Berra, všemi uznávaný jako její protějšek z 20. století, s tím souhlasil.
Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde.Το πρόσωπο που όλοι θα αναγνωρίζαμε ως το αντίστοιχό της στον 20ο αιώνα, ο Γιόγκι Μπέρα, συμφώνησε.
Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde.Человек, которого мы могли бы назвать её последователем в 20-ом веке, Йоги Берра, был с ней согласен.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musi być wewnętrzna siła, jasność, mądrość, wszystkie te rzeczy.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musí tam byť sloboda. Musí byť vnútorná sila. Jasnosť, múdrosť - všetko toto.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musí tam být vnitřní síla. Jasnost, moudrost, všechny tyto věci.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Πρέπει να υπάρχει μια εσωτερική δύναμη, μια διαύγεια, μια σοφία - όλα αυτά τα πράγματα.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.C'est de l'eau extrêmement claire, car il n'y a guère de plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.È acqua estremamente limpida perché praticamente non c'è plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.E apă extrem de limpede, pentru că abia se găseşte plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Es extremadamente clara porque casi no hay plankton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Es ist extrem klares Wasser, weil es kaum Plankton gibt.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.플랑크톤이 거의 없으니까요.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Nước cực kì sạch, bởi vì hiếm có vi sinh vật nào
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Omdat er nauwelijks plankton is.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Woda jest niezwykle czysta, bo nie ma tam prawie planktonu.