Yatıştırır ve düşüncelere berraklık verir.חבר, הרחב ולטש את רעיונותיך.
2005 sonunda, Mutya Buena kişisel sebeplerinden dolayı gruptan ayrıldı ve yerine Amelle Berrabah geldi.Tijekom prosinca 2005. skupinu napušta Mutya Buena, koju zamjenjuje Amelle Berrabah.
Berrabah, Fas kökenli Müslüman bir aileden gelmektedir.Podrijetlom je iz muslimanske obitelji.
Bu şekliyle şarkıların ses berraklığında olağanüstü bir artış sağlandı.Međutim, udah zraka za vrijeme pjevanja je postao više izražen.
Çözücüler genellikle berrak ve renksiz sıvılardır ve çoğunun karakteristik bir kokusu vardır.Rozpúšťadlá sú zvyčajne číre a bezfarebné kvapaliny a väčšina má charakteristický zápach.
Genelde berrak, soğuk tatlısuda yaşamayı tercih ederler.Imága obvykle uprednostňujú južné, teplé svahy.
Aralık ayının sonunda Amelle Berrabah gruba katıldı.Amelle Berrabah prisijungė prie grupės gruodžio pabaigoje.
Normal taze idrar berraktır.Stūkso Normainių piliakalnis.
Romanları berrak bir dile sahip ve kolay anlaşılır olarak tanımlanmaktadır.Jos tekstai artimi šnekamajai kalbai, taigi lengvi suprasti.
Berrabah, Sugababes'e katılmadan önce kız kardeşi Samiya ile beraber 'Boo2' isimli grupta bulunuyordu.Prieš prisijungiant prie „Sugababes“ Berrabah buvo įkūrusi grupę „Boo2“ su savo sese Samiya.
Pencereler, berrak buz kalıplarından oluşturulur.Aknad jääst ilusti puhtad.
BPA-bazlı plastik daha berrak ve serttir.Limnoloogia roll on siiski suurem ja fundamentaalsem.
Vättern Gölü, çok temiz ve berrak bir suya sahip olması ile tanınır.Crater Lake on tuntud väga selge ning sinaka vee poolest.
Berrak suAcqua chiara
Berrak suAgua clara
Berrak suÁgua limpa
Berrak suApă curată
Berrak suČistá voda
Berrak suČistá voda
Berrak suČista voda
Berrak suCzysta woda
Berrak suEau claire
Berrak suHelder water
Berrak suKirkas vesi
Berrak suKlares Wasser
Berrak suKlart vand
Berrak suKlart vatten
Berrak su깔끔한 물
Berrak suNước Trong
Berrak suTiszta víz
Berrak suΚαθαρό νερό
Berrak suСпокойна вода
Berrak suЧиста вода
Berrak suЧистая вода
Berrak suמים צלולים
Berrak suمياه صافية
Berrak su水を消去
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Abbiamo visto una donna più limpida di una pozza d'acqua in un ruscello di montagna.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Am văzut o femeie cu o minte mai limpede decât un izvor de munte.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Egy olyan nőt láttunk, aki tisztább volt a hegyi patak vizénél.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Je zag een vrouw die helderder was dan een waterpoel in een bergstroompje.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.그녀는 산 속 계곡의 연못보다 더 맑았습니다.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Man sah eine Frau, die klarer war als das Wasser in einem Gebirgsbach.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Vimos una mujer que era más serena que un manantial de agua en la montaña.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Vous voyiez une femme qui était plus claire qu'un bassin d'eau dans un courant de montagne.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Widok ten przedstawiał kobietę, która była bardziej przejrzysta niż woda z górskiego strumienia.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Мы увидели женщину, чей разум чище и светлее чем вода в горном ручье.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Ние видяхме жена, която бе по-чиста от езерце вода в планински извор.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.לא ראינו אישה מטורפת. ראינו אישה צלולה יותר מבריכת-מים בנחל הררי.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.وإنما شاهدت إمرأة بصفاء أكثر من صفاء بحيرة جبلية
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.透き通った一人の女性でした もちろんチベット教の僧侶は 次のように言いました
Bunu doğrulamana gerek yok. Ve bir şekilde Varlık'ın hayata dönecek, bir şekilde berraklaşacak.Du brauchst dich nicht zu rechtfertigen und irgendwie wird dein Sein lebendig, es wird gereinigt.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Cette question a libéré l'espace.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Die vraag gaf mij alle ruimte.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.E essa pergunta limpou o espaço.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.E quella domanda aprì uno spazio.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.És ez a kérdés helyet csinált.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.바로 그 질문이 그 공간을 꽉 채워버렸습니다.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Nebyly žádné směrnice, žádný manuál, kterým se řídit, žádné standardy pro výuku nadaných v tomto smyslu.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.Och den frågan rensade hela ytan.