Ana içeriğe geç
Sözlük

bereket ile cümle

bereket kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Veľká je jeho sláva v tvojom spasení; veličenstvo a nádheru si položil na neho;
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Wielka jest chwała jego w zbawieniu twojem; chwałą i zacnością przyodziałeś go;
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Διοτι εθεσας αυτον ευλογιαν εις τον αιωνα υπερευφρανας αυτον δια του προσωπου σου.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.Защото си го поставил да бъде за благословение до века, Развеселил си го с радост в присъствието Си;
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.כי תשיתהו ברכות לעד תחדהו בשמחה את פניך׃
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.‎لانك جعلته بركات الى الابد. تفرّحه ابتهاجا امامك‎.
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.你 使 他 有 洪 福 、 直 到 永 遠 . 又 使 他 在 你 面 前 歡 喜 快 樂
Üzerine sürekli bereket yağdırdın, Varlığınla onu sevince boğdun.你 使 他 有 洪福 、 直到 永遠 . 又 使 他 在 你 面前 歡 喜 快樂
Yağmur. Afrika bereketlidir.Es gibt Regen, Afrika ist fruchtbar.
Yağmur. Afrika bereketlidir.비가 옵니다. 아프리카는 비옥해요. 작물을 키울 수 있습니다.
Yağmur. Afrika bereketlidir.יש גשם. אפריקה פוריה. הם יכולים לגדל את היבולים.
Yağmur. Afrika bereketlidir.أنها الأمطار. أفريقيا عذراء. يمكنها أن تنجب المحاصيل.
Yağmur. Afrika bereketlidir.(拍手)
Yağmur çekebilecek kadar yüksek olan bu adalar inanılmaz derecede bereketliAcele insule destul de înalte pentru a avea ploaie, pot fi surprinzător de luxuriante.
Yağmur çekebilecek kadar yüksek olan bu adalar inanılmaz derecede bereketliOstrovy, jimž se dostává vláhy, mohou být překvapivě bohaté.
Yağmur çekebilecek kadar yüksek olan bu adalar inanılmaz derecede bereketliΤα νησιά που είναι αρκετά ψηλά ώστε να έχουν βροχές... ...είναι εκπληκτικά οργιώδη.
Yağmur çekebilecek kadar yüksek olan bu adalar inanılmaz derecede bereketliМногие из островов, благодаря дождям, покрыты густыми пышными зарослями.
Yağmur çekebilecek kadar yüksek olan bu adalar inanılmaz derecede bereketliהאיים האלה גבוהים מספיק כדי .לקבל גשם, ובמפתיע, במידה רבה
Yağmur çekebilecek kadar yüksek olan bu adalar inanılmaz derecede bereketliأولئك الجزر عاليين بما فيه الكفاية لمسك المطر يمكن أن يكونوا معشبين جدا
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.A viem, že keď prijdem k vám, prijdem v plnosti požehnania evanjelia Kristovho.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.A vímť, že přijda k vám, v hojnosti požehnání evangelium Kristova přijdu.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.A wiem, iż gdy przyjdę do was, z hojnem błogosławieństwem Ewangielii Chrystusowej przyjdę.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.E bem sei que, quando for visitar-vos, chegarei na plenitude da bênção de Cristo.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.E so che, giungendo presso di voi, verrò con la pienezza della benedizione di Cristo
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Ich weiß aber, wenn ich zu euch komme, daß ich mit vollem Segen des Evangeliums Christi kommen werde.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Ik weet dat ik bij u zal komen, met de overvloed van al het goede dat Christus heeft gedaan.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.ja minä tiedän, että tullessani teidän tykönne tulen Kristuksen täydellinen siunaus mukanani.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Je sais qu`en allant vers vous, c`est avec une pleine bénédiction de Christ que j`irai.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Kadar pa pridem k vam, vem, da pridem v obilosti blagoslova Kristusovega.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Kalau saya datang padamu, pasti saya datang dengan banyak berkat dari Kristus untuk kalian
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.내가 너희에게 나갈 때에 그리스도의 충만한 축복을 가지고 갈줄을 아노라
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Men jeg ved, at når jeg kommer til eder, skal jeg komme med Kristi Velsignelses Fylde.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Och jag vet, att när jag kommer till eder, kommer jag med Kristi välsignelse i fullt mått.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.og jeg vet at når jeg kommer til eder, skal jeg komme med en fylde av Kristi velsignelse.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Ştiu că dacă vin la voi, voi veni cu o deplină binecuvîntare dela Hristos.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Tôi biết khi tôi sang với anh em, thì sẽ đem ơn phước dồi dào của Ðấng Christ cùng đến.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Tôi biết khi tôi sang với anh_em , thì sẽ đem ơn phước dồi_dào của Ðấng_Christ cùng đến .
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Tudom pedig, hogy mikor hozzátok megyek, a Krisztus evangyélioma áldásának teljességével megyek.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Y sé que cuando vaya a vosotros, llegaré con la abundancia de la bendición de Cristo
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Εξευρω δε οτι ερχομενος προς εσας, θελω ελθει με αφθονιαν της ευλογιας του ευαγγελιου του Χριστου.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.Знаю ж, що прийшовши до вас, в повнї благословення благовістя Христового прийду.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.и уверен, что когда приду к вам, то приду с полным благословением благовествования Христова.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.ויודע אנכי כי בבאי אליכם אבוא במלא ברכת בשורת המשיח׃
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.وانا اعلم اني اذا جئت اليكم ساجيء في ملء بركة انجيل المسيح.
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.我 也 曉 得 去 的 時 候 、 必 帶 著 基 督 豐 盛 的 恩 典 而 去
Yanınıza geldiğimde, Mesihin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.我 也 曉 得去 的 時候 、 必帶 著 基督 豐盛 的 恩典 而去
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!(71:6) Он сойдет, как дождь на скошенный луг, как капли, орошающие землю;
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Desça como a chuva sobre o prado, como os chuveiros que regam a terra.
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Descenderá como lluvia sobre la hierba cortada, como los aguaceros que humedecen la tierra
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Er wird herabfahren wie der Regen auf die Aue, wie die Tropfen, die das Land feuchten.
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Han kommer som Regn på slagne Enge, som Regnskyl, der væder Jorden;
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Hän olkoon niinkuin sade, joka nurmikolle vuotaa, niinkuin sadekuuro, joka kostuttaa maan.
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Han skal komme ned som regn på en nyslått eng, lik en regnskur, som væter jorden.
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Han vare lik regnet som faller på ängen, lik en regnskur som vattnar jorden.
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Il sera comme une pluie qui tombe sur un terrain fauché, Comme des ondées qui arrosent la campagne.
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Jako když sstupuje déšť na přisečenou trávu, a jako tiší déšťové skrápějící zemi:
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Jako zstępuje deszcz na pokoszoną trawę, a deszcz kroplisty skrapiający ziemię:
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!저는 벤 풀에 내리는 비같이 땅을 적시는 소낙비 같이 임하리니
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Laat de koning zijn als een milde regenbui, die neerdaalt op de akkers en de aarde bevochtigt.
Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, Toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun!Pride kakor vlaga na pokošen travnik, kakor deževje, ki namaka zemljo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod