Pasaportundaki fotoğrafa benzemeye başladığında bir tatile gitmelisin.When you're beginning to look like the photo in your passport, you should go on a holiday.
Pasaportunuzdaki fotoğrafa benzemeye başlattığınızda, tatile gitme zamanıdır.When you start to look like the photo in your passport, it's time to go on vacation.
Tom'a daha çok benzemeye çalışmalısın.You should try to be more like Tom.
Sana daha çok benzemeye çalışacağım.I'll try to be more like you.
Daha çok Tom'a benzemeye çalışacağım.I'll try to be more like Tom.
Tam Tom'a benzemeye başlıyorsun.You're starting to sound just like Tom.
Tom'a benzemeye başlıyorsun.You're starting to sound like Tom.
Sen anneme benzemeye başlıyorsun.You're starting to sound like my mother.
Asla sana benzemeyeceğim.I'll never be like you.
Asla onlara benzemeyeceğim.I'll never be like them.
Asla ona benzemeyeceğim.I'll never be like him.
Tom babasına çok benzemeye başlıyor.Tom is starting to look a lot like his father.
Tom babasına çok benzemeye başladı.Tom is beginning to look a lot like his father.
Bu skandal Watergate'in boyut ve ölçeğine benzemeye başlıyor.This scandal is beginning to resemble the size and the scale of Watergate.
Programlama dilleri giderek doğal dillere benzemeye başladı.Programming languages have gradually started resembling natural languages.
Ötüşleri güçlü bir spek şeklinde, akrabalarının zayıf ötüşlerine benzemeyen niteliktedir.The call is a strong spek, unlike the weak call of its relative.
Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi.The 1940s TVs didn't look like today's televisions.
Ya da benzemeye başliyacaktır..Or it'll start looking like that.
Ama bu kolay olmayacak çünkü onlar buna benzemeyecek.But it won't be easy, because they're not going to look like this.
Ve biz 13 milyar yıl sonra kainatımıza benzemeyen bir görünümle sona geleceğiz.And we'll end up after 13 billion years with something looking rather like our own universe.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.And so she wrote her first poem, a love poem unlike any I had ever heard before.
Ve elbette, bu durumda işlerimiz de birbirine benzemeye başladı.And for sure, in our case, our work started to look the same.
Birbirine benzeyeni var, benzemeyeni var.And [We produce] gardens of grapevines and olives and pomegranates, similar yet varied.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Elle passe plus de temps à penser à ce qu’elle fait qu’à réfléchir à ce qu’elle est».
Oyun, karakter özelleştirmesi ve Dragon Age II'ye benzemeyen bir yükseltme sistemi içeriyor.El juego ofrece personalización de personajes y un sistema de actualización que no es similar a Dragon Age II.
İçinde Ubır bulunan kimse ona benzemeye başlar, yemeye doymaz.Como todos los escarabajos, tiene las alas anteriores (élitros) endurecidas y no pueden volar.
Şarkının müziği Hung Up şarkısının giriş müziğine benzemeye başlar.La Musique canta hasta que la interrumpe el murmullo de la Conversation.
Birbirlerine hiç benzemeyen hayat tarzları nasıl uzlaşacaktır?Las historias no concuerdan siempre entre sí en cómo pasó lo anterior.
İlk bakışta Totoro çok benzemeyen bir genetik kombinasyonu çalar saat, termos, kedi, tavşan ve penguen gibi.На первый взгляд Тоторо немного похож на генетическое сочетание будильника, термоса, кошки, зайца и пингвина.
Birbirlerine hiç benzemeyen bu iki karakter arasında garip bir dostluk başlar.Между двумя мужчинами неожиданно рождается необычная дружба.
Birbirlerine hiç benzemeyen hayat tarzları nasıl uzlaşacaktır?فنمط الحياة يختلف من فرد إلى آخر.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Het geeft mij het idee van een veel grotere kracht dan zijn eerdere werken.
Çocuk büyüdükçe annesine daha da benzemeye başlar.Het kind lijkt qua gedrag op zijn/haar ouder.
Çocuk büyüdükçe annesine daha da benzemeye başlar.Dzieci mężczyzny zaczynają ją traktować jak matkę.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Doprowadziło ją to do rozważań, że gdyby nim się stała, na pewno byłaby lepsza od swojego eks.”
Bu noktada Crysis taktik nişancı tarzına benzemeye başlar.Таким чином, Crysis стає схожий на тактичний шутер.
Çocuk büyüdükçe annesine daha da benzemeye başlar.Син виростає і стає таким же, як його батько.
Microsoft Whistler'in arayüzünü geliştirdikçe Windows XP'ye benzemeye başladı.Snaží se hlavně o to, aby Calmira vypadala co nejvíce jako Windows XP.
Birbirlerine hiç benzemeyen bu iki karakter arasında garip bir dostluk başlar.Astfel, s-au conturat două comunități distincte de specialiști care nu comunică niciodată între ele.
Çocuk büyüdükçe annesine daha da benzemeye başlar.Acea ființă va fi crescută ca și cum ar fi copilul lor.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Se on myös perussävyltään pessimistisempi kuin hänen aikaisemmat teoksensa.
1861 ilk aylarında Fort Sumter çevresindeki durum giderek bir kuşatmaya benzemeye başladı.Τους πρώτους μήνες του 1861 η κατάσταση στο φρούριο Σάμτερ έμοιαζε όλο και περισσότερο με πολιορκία.
Idaho, birbirine benzemeyen iki coğrafik bölüme ayrılır.Η Ντομπιάκο χωρίζεται σε δύο τμήματα-συνοικίες που δεν ενώνονται μεταξύ τους.
Dorian ona benzemeye çalıştıkça yozlaşmaya başlar.Doriot oppfører seg som han alltid har gjort.
1861 ilk aylarında Fort Sumter çevresindeki durum giderek bir kuşatmaya benzemeye başladı.Pada bulan-bulan pertama 1861, situasi di sekitar Fort Sumter mulai menunjukkan tanda-tanda pengepungan.
"Ve karakter olarak babasına benzeyen fakat tip olarak benzemeyen oğlu Zolta yerine geçti.Dan putranya Zolta menggantikan , yang mirip dengan karakter ayahandanya namun berbeda dalam penampilannya.
1861 ilk aylarında Fort Sumter çevresindeki durum giderek bir kuşatmaya benzemeye başladı.Trong những tháng đầu năm 1861, tình hình xung quanh đồn Sumter ngày càng trở nên giống với một cuộc bao vây.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."自身の人生観は「自分が以前に考えたことが、そっくりそのまま結果として訪れる」。
İçinde Ubır bulunan kimse ona benzemeye başlar, yemeye doymaz.’奂正身洁己,而先零不能以货动。
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."座右銘是「與其思前想後不如先行動」。
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."אך משהגיע למסקנתו - נפסקה הלכה כדבריו, ולא כדברי הראשונים."
Yeni tutuklu grubu orijinal Küp'e benzemeyen şekilde yeni Küp'teki odaların aniden değiştiğini keşfederler.Нова група затворници бързо разбират, че за разлика от първия куб, стаите тук се сменят с огромна скорост.
Muzip tavırları, kimseye benzemeyen kendine has duruşu O’nu diğer “mafya” kadınlarından ayırır.Populističke mjere i imidž "običnog čovjeka" ga razdvajaju od ostatka kineske političke elite.
Bu noktada Crysis taktik nişancı tarzına benzemeye başlar.V Crysis viac rozhoduje taktika ako presnosť strieľania.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Tema tegemisi iseloomustab pidev püüd olla parem kui ta oli seda eile.
Ama bu kolay olmayacak çünkü onlar buna benzemeyecek.Ale nebude to ľahké, pretože nebudú vyzerať takto.
Ama bu kolay olmayacak çünkü onlar buna benzemeyecek.Co nie będzie proste, bo łańcuchy nie będą wyglądać tak.
Ama bu kolay olmayacak çünkü onlar buna benzemeyecek.Dar nu va fi ușor pentru că nu vor arăta așa.
Ama bu kolay olmayacak çünkü onlar buna benzemeyecek.Das ist allerdings nicht einfach, weil sie natürlich nicht so aussehen.
Ama bu kolay olmayacak çünkü onlar buna benzemeyecek.De ez nem lesz könnyű, mert nem így fognak kinézni.